Yazı Detayı
16 Nisan 2021 - Cuma 19:29 Bu yazı 1201 kez okundu
 
Sosyal ve Dijital Obezite
İsmail Kılıç | Sosyal Hizmetler Müdürü
ismail.kilic@ailevecalisma.gov.tr
 
 

Günümüzde bizleri özellikle bazı eğilimlere yönelten, ortam koşulları tesis edilmeye çalışılıyor. Bir bakıma küresel dijital ağ yönlendirmeler ve algoritmalar etkisiyle yaşamımızı farkına varmadan üçüncül iradenin inisiyatifine emanet etmemizi aşama aşama sağlıyor. Bizlerde farklı ihtiyaçlarımızdan dolayı bu sunulan popüler dijital kültürün etkisi altında kalırken, bir yandan da tüketicisi konumunda oluyoruz. Bu süreç arz talep dengesine göre şekillenirken, önce talep oluşturma çabası ile başlıyor, talep kritik yoğunluk seviyesine ulaşınca arz gerçekleşiyor. Bu yazımızda kısaca giriş yaptığımız yazı başlığından da anlaşılacağı üzere sosyal obezite olarak kavramsallaştırmaya çalışacağım konuyu –sonra kitap yazılabilir-paylaşmaya çalışacağım.  

Sosyoloji, sosyal, sosyalleşme, sosyallik gibi kavramlar toplum ve toplum bilimi ile ilişkili kavramlardır ve artık günlük konuşma dilinde yaygın kullanılmaktadır.  
Dijital TDK'ye göre: - Sayısal - Verileri bir ekran üzerinde elektronik olarak gösteren - Verilerin bir ekran üzerinde elektronik olarak gösterilmesidir. Dijitalleşme ise zamanla verilerin daha çok anlamlandırılması, sistematik hale getirilmesi büyük verilere dönüşmesi olarak yorumlanabilir. Obezite Fransızcadan Türkçeye geçmiş çok sıklıkla kullanılan sağlıkla ilgili olup; çok şişmanlık anlamı yüklenen bir kavramdır. Bazı kavramlar vardır ki, tedavüle girme anlamından daha büyük bir anlam yüklemesine maruz kalır, anlam kayması yaşar. İşte obezite böyle bir kavram olarak da kullanılmaya başladı. Gündelik yaşamda belirgin bir şekilde normalin üzerinde seyreden değerler (sosyal değerler) obezite olarak dile getirilebiliyor. Örneğin biçmek sözcüğü orjininde tarla biçmek iken, terzi biçmesine değer biçmeye, standart belirlemeye kadar uzanan bir anlamda kullanıldığı görülmektedir. Bu nedenle sosyali toplumdan dijitali verilerden obeziteyi de sağlık alanındaki çokluk manasından alarak, “sosyal ve dijital obezite” olarak yorumlamak istiyorum. Kısacada “ internette zaman geçirmenin dijital sonuçları” olarak zihnimize kodlayabiliriz.  
İnsan sosyal bir varlıktır, Dünya’ya gelmeden önceden başlayan ve yaşamın sonuna kadar hem kendi ile hem de çevresi ile sürekli iletişim halindedir. İletişim bir ihtiyaçtır, bu ihtiyacın ortaya çıkması beslenip büyütülmesi sağlıklı bir şekilde yönetilmesi gerekliliği tartışılmaz bir gerçektir. Klasik yöntemlerden (mektup, telgraf vb) başlayan ve şaşırtıcı bir hızla artarak devam eden ve teknolojinin ilerisine geçerek dijital hale gelen parmak ucu, gözle yönetilebilen, belki gelecekte hislerle yönetilebilecek bir seyir. O zaman kendimizden yola çıkarak düşündüğümüzde çevre ile iletişim kurma çabamız bitmek bilmeyen bir serüvendir.  
Peki hangi düzey ve çerçevede gerçekleşmeli?  Ölçütü ve ölçüsü ne olmalı? Hangi yaş grubunda iletişim hangi mecralarda gerçekleşmeli? İletişimleşmemek mümkün mü? Sosyal iletişim çeşitleri bizde ne dür nörofizyolojik ve duygusal tepkimelere yol açmaktadır? vd., Sadece üzerinde biraz hassasiyetle düşünülmesini istediğim sorular bunlar, tabiki cevapları kişisel olarak karşılık bulmaktadır. Ancak cevapları ile yeterince yüzleşebilme cesaretine sahip miyiz?  
Gerektiğinden fazla kullanımı nasıl tabir edebiliriz? İhtiyacın üzerinde olduğunu nasıl hissetmeliyiz? Obezite sürecinde vücut kitle indeksi hesabı vardır (Obezite hesaplamada kilonuzun, boy değerinizin karesine bölünmesiyle (kg/m²) hesaplanan Vücut Kitle İndeksi (VKİ) değeri kullanılır ve Dünya Sağlık Örgütü'nün referans aralığı temel alınır. Vücut kitle indeksi sonuçlarına göre 30’un üzeri obez, 40’un üzeri morbid obez, 50’nin üzeri süper obez olarak isimlendirilir https://www.acibadem.com.tr/ilgi-alani/vucut-kitle-indeksi-hesaplama/ )  
Sosyal medya ve dijital materyallerin hangi çeşitte ne kadar süre kullanımı sağlık sınırları normalindedir. Biliyormuyuz elimizde böyle bir veri varmı? Maalesef yok. O nedenle kişisel profilimize uygun bir kota belirlememiz, bir endeks oluşturmamış gerekmez mi? Aksi halde dijital obezite riski ile karşı karşıya kalabiliriz. Çok sayıda veri olmasına karşın aşağıdaki tabloyu incelediğimizde; bir öz eleştiri yapma zamanımızın geldiğini söyleyebiliriz. 

 

 
2020 yılı karşılaştırmalı araştırmalardan birinde günlük kullanım süresinin 160 dakika üzeri yani üç saat civarında; çoğunlukla da youtube, instagram ağırlıklı ve diğerleri. 

 

 
2020 Türkiye İnternet Kullanımı ve Sosyal Medya İstatistikleri 
Gün geçtikçe yeni sosyal medya platformları farklı tema başlıklarında kullanıma sunulmaktadır. Hatta bir kullanıcı yeni bir media-network kullandığında diğeri merak ederek sorgulamadan belki özentiyle dahil olabiliyor, birbirini davet etmeler, ricacı olarak üye olma ve beğenmeler artık demode olmaya başladı,  
Önemli bir husus da, sosyal medya kaynaklı dolandırıcılık, sahte bilgi transferi, bahis oyunları, kripto işlemler, e-ticaret (farklı türlerde) 

 


2020'nin ilk 6 ayında e-ticaret hacmi, geçen yıla göre yüzde 64 artarak  91,7 milyar TL oldu - Webrazzi 
Konudan fazla uzaklaşmadan, üç tablo verisini birlikte değerlendirdiğimizde elektronik-dijital içeriklerin hayatımızın isteyerek ve istemeyerek bütün alanlarında kendini gösterdiği bir gerçek, hatta kişisel bakımdan bağımlılık yaptığını da itiraf edebilir. Şaşırtıcı olmamalı oma “Dijital Diyet” kavramı da literatüre uzman bir arkadaşımız tarafından dahil edildi, diyet çalışmaları devam ediyor.   

 


Sosyal obez miyiz önce kendimize soralım, sonrasında ajandamızdaki sosyal-dijital medya uygulama ve içeriklerini gözden geçirerek ne kadar zaman geçirdiğimizi hesaplayalım, bu alandaki ihtiyaçlarımız ve işlerimiz kapsamında zorunlu zamanı çıkaralım, sonunda elde ettiğimiz veriyi değerlendirelim sosyal obezite ve bunun doğurabileceği olumsuz nörofizyolojik-psikolojik sorunlara ne denli bağışıklık taşımaktayız ve ne denli eşiğindeyiz karar verelim.  
Örneğin; araştırmalarımız (60 dakika) derslerimiz (150 dakika) ilgi alanlarımız (30 dakika), kurumsal gereksinimler(20dakika), en baştaki vurguladığımız doğal iletişim ihtiyacı (20 dakika), toplam 280 dakika 280/60=4,66 saat (Dört buçuk-beş saat arası) 4,66/24=19,61 yaklaşık 20 bütün gün hesabı, 7 saat uyuyan birisi için 4,66/17= 27,41  27 yuvalama yapılırsa günün üçte biri gibi bir oran karşımızda, yapılan araştırma verileri incelendiğinde fazlası var.  
Burada amaç bir denklem kurmak değil ama basit sayısal verilerle kendimize ait çok önemli ve özel sosyal yaşamın birilerinin yönlendirme ve telkinleri sonucu önemli bir miktarının insiyatif ve irademiz dışı kullanma zorunluluğunda olmamızdır (Bu süreye karşınıza çıkan en az 30 dakikalık reklamlar hesaplamaya dahil edilmemiştir)  
Toparlamakta güçlük çekiyoruz konuyu, Windows pencereleri gibi açıldıkça açılıyor. Ama umarım internette olması gerekenden çok fazla zaman geçirmenin her yaştaki bireyde ortaya çıkarabileceği farklı türlerdeki sorunlara yol açacağının yeterince farkındayız. Gün geçtikçe bu tehlikenin arttığını ve kontrol edilemez bir hale gelebileceğini öngörebilmeliyiz.  
Bence kişisel bir tablo oluşturarak internette geçirilen sürede yapılanlar ve karşılıkları; 
İnternet dışı zamanda yapılan etkinlikler ve karşılıklarını bir kenara not edelim, (Belirli bir zaman kesitinde) 
Fayda ve zararları konusuna elde ettiğimiz sonuca göre kişisel profil, gelişim özelikleri, sosyal niteliğimiz, statü ve rollerimiz çerçevesinde kendimiz karar verilim. Sorumluluğunu taşıdığımız çocuklarımız hakkında da insiyatif alalım, okuma, kişisel gelişim ve beceri eğitimlerini önceliklendirelim, yaptıklarımız mı? Yapmayı planladıklarımız mı? Plansız olmaz ama, en başta yapabileceklerimizden başlamalıyız, Sağlıkla ve mutlulukla kalın... 

 
Etiketler: Sosyal, ve, Dijital, Obezite, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı