Yazı Detayı
01 Mayıs 2020 - Cuma 13:53 Bu yazı 3241 kez okundu
 
Sorumluluk
Abdullah EROĞLU | Manavgat Müftüsü
abdullaheroglu.055@gmail.com
 
 

Sorumluluk;  ‘‘Bir kimsenin üstüne aldığı, yapmak zorunda bulunduğu ya da yaptığı bir iş için gerektiğinde hesap verme durumudur’’.

İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliklerin başında sorumluluk gelmektedir. Allah İnsanı Kur’an-ı Kerimin ifadesiyle ‘En üstün bir tarzda yaratmıştır’. İçinde yaşadığı dünyayı da kendisine barınma yeri olarak hazırlamış, yaşamını sürdürebilmesi içinde gerekli her ortamı hazır hale getirmiştir. Güneşin, ayın, yıldızların, toprağın, suyun, denizlerin, hayvanların, bitkilerin, vb. sayılamayacak kadar çok imkânın insanın hizmetine sunulması, bunun göstergesidir. 


İnsan kendisine emanet edilen dünyayı korumakla da vazifelidir. Ancak insanın en önemli vazifesi Allah’a karşı sorumluluğudur. Kur’an-ı Kerim bizlere insanın daha ilk yaratılış sürecinde sorumluluğu kabullendiğini beyan etmektedir. Bu sorumluluk Allah’a iman ve yalnızca O’na kulluktur. Esasında insan, Allah tarafından kendisine verilen akıl, irade, tefekkür ve düşünce nimetleriyle, kendisinin bir amaç ve gaye için yaratıldığını kavrayacak kabiliyettedir. En azından İbrahim (A.S.) gibi aklını kullanarak kâinattaki mevcut müthiş düzeni kuran bir gücün olduğunu hmesi zorunludur. O güç ve kudret sahibi Allah’tır. İnsan, Allah’ın yarattığı en özel varlıktır. 


İnsanın, kabullendiği sorumluluğu yerine getirip getirmemesine göre bir karşılık görmesi kaçınılmazdır. Bu sorumluluğun gereğidir. Tıpkı bir işi, yerine getirme taahhüdünde bulunan bir kişinin daha sonradan yapılan sözleşmeye uymadığında, kendisine yüklenecek yaptırımları önceden kabullenmesi gibi, insanın Allah’a karşı kulluk vazifesini yerine getirmemesi de taahhüdünü çiğnemesi ve karşılığını kabullenmesi anlamına gelmektedir.

İnsanın yaratılış gayesi kulluktur. Amacı doğrultusunda vazife yapmayan eşyalarımızdan yeniden istifade etmek için geri dönüşüme tabi tuttuğumuz gibi, insanın da vazifesini yapmadığı zaman tevbe imkânıyla yeniden kulluk vazifesini yapması mümkündür. Bu insana verilen büyük bir fırsattır. Ancak bu fırsatın nezamana kadar süreceği belli değildir. 

İnsanın ne kadar özel ve Allah katında değerli olduğunu görmesi için kendine bakması, kendini tanıması yeterlidir. Kendisini tanıdığında Allah’a kendini götürecek bir yol bulacaktır. Ancak insanı, düşünmekten alıkoyan engelleri vardır. Bu engeller nefsi ve şeytanın aldatmacasıdır. Nefis ve şeytan insana hep geçici ve az olana acele bir şekilde tamah ettirip, asıl olanı kaçırmasına sebep olur. Asıl olan ise ahiret hayatı ve Allah’ın vadettiği cennet nimetleridir.


İşte vazifesini yapıp, hak ettiği ücretinin kendisine verileceği zamanı bekleyen işçi gibi, insan da Allah’a karşı sorumluluğunu yerine getirdiği takdirde ücretini alacaktır. İnsan yüklendiği sorumluluğu yerine getirecek güç ve imkâna sahiptir. Allah kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk vermemiştir. İnsan için en tehlikeli durum, sorumluluğunu yerine getirme imkânı olduğu halde, bunu hep ileri bir tarihe ertelemesidir. Bu kullukta gaflet, tembellik, aldanmadır.

Allah’ın insan üzerindeki hakkı, kendisine inanması ve kullukta şirke bulaşmamasıdır. İnsanın Allah’ın üzerindeki hakkı ise, kulluk vazifesini yerine getirdiğinde ona azap etmemesidir.


‘‘Eğer siz iman eder ve şükrederseniz Allah size niçin azap etsin? Allah şükre karşılık veren ve her şeyi bilendir’’ (Nisa Süresi -147)

 
Etiketler: Sorumluluk,
Yorumlar
Haber Yazılımı