Yazı Detayı
27 Mayıs 2022 - Cuma 08:52 Bu yazı 753 kez okundu
 
İstatistik & Nitelik & Okuma
İsmail Kılıç | Sosyal Hizmetler Müdürü
ismail.kilic@ailevecalisma.gov.tr
 
 

İnsanoğlunun doğayı ve yaşamı keşfi süreci hız kesmeden devam etmektedir. Dünya ile yetinilmeyip uzayın derinliklerine yapılan yolculuklar, anlamlandırmakta zorlandığımız ışık yılı gibi kavramlarla ifade edilen mesafeler, yıldızlar-gezegenler ya da yerin derinliklerindeki gizemli yapı hayal gücü ve keşfin sınırlarını zorlamaktadır. Bilim insanları tutkulu ve heyecanla araştırmalar yaparken toplumun diğer kesimlerinin de bazen aynı heyecanı taşıyan yansımalarını gözlemlemeyi isteyerek motive olmaktadırlar. Bu durum, tabi ki yoğun bir informasyon (veri) uyaran etkisinde bulunduğumuz yaşamımızda ilgilerimizi zenginleştirmekte bunun yanında öznel bir hal almakta ve kategori olarak sürekli artış göstermektedir. Sözün özü bu ritim ve tempoya nasıl uyum sağlayacağımız konusunda hem kararsız kalmakta hem endişe duymakta hem de kendimizi zihnimizi duygularımızı konumlamakta zorlandığımızı söyleyebiliriz.

 

 

 

Sanayi 4.0 gibi hayatımızı da sosyal 4.0 a entegre etme konusunda çaba göstermekte olduğumuzu fark ediyoruz. Birçok yeni kavramla karşılaşıyor düşüncelerimizi bir yandan kısa ve öz anlatmak isterken diğer yandan etkili ve vurgulu hatta büyük anlamlar yüklenmiş biçimlerde ek olarak semboller (emoji) kullanarak ifade etme çabası içerisindeyiz. Okurken yazarken bile bu yoğun sarmal yapıyı hissedebiliyoruz. İşte tam bu noktada bütün bu süreçler geçmişten günümüze manuel (kağıt-kalem), elektronik (veri kaydı-tasnif-saklama), dijital (algoritmik-bulut) gelişen bir süreçte sayılarla aritmetik yöntemlerle tabir yerinde ise yönetilmeye çalışılmaktadır.

 

 

 

İstatistik; “vergi, yargı, sanayi ve tarım üretimleri, nüfus, hastalık vb. gibi belli alanlardaki bilgileri, olguları, bir sonuç çıkarmak amacıyla, yöntemli bir biçimde toplayıp sayılar halinde gösterme işi” olarak tanımlanmaktadır. Bir bakıma yaşama ait gözlemlenen ve hissedilen değerlerin-değişkenlerin anlamlar sonuçlar çıkarmak amacıyla yorumlanmasıdır. Sonuçlar çıkarımlar ve yorumlar tabi ki olabildiğince nesnel (tarafsız) olmasına özen gösterilmelidir diye düşünürüz ancak ne kadar nesnel? diye kendimize sormadan da edemeyiz. Günlük hayatta her konuda toplanan verilere ait bu büyük veri (big data) artık sosyo-politik; psiko-sosyal; jeo-stratejik; doğa-beşeri alanlarda ilgili kesimlerce kullanılmaktadır. Kullanılma kendi gelişim seyrinde belki de henüz bu büyük verinin yönetiminde insan-toplum-devlet-dünya perspektifinde başlangıç aşamasında olabilir. Belki yakın gelecekte yeni doğan bebeğin parmak izi, retinası, ayak izi, genetik özellikleri kayıt altına alınarak yaşamı boyunca olası bütün algoritmalar bakımından kullanılabilecek bir chip vasıtasıyla da insan bedenine monte edilerek, takibi sağlanabilecektir. Bu suretle alınan kalori, katedilen mesafe, kullanılan sözcük, uyuma süresi, çalışma süresi vd. sayılarla istatistiksel veriler halinde izlenebilecektir. O zaman istatistik kavramı dahi mevcut anlamı ile bu gelişimi anlamlandırmada karşılamada yetersiz kalacaktır muhtemelen.
Dünyayı anlamlandırmamıza yarayan yaklaşımlara paradigma deniliyor, pozitivizm (akılcılık) olarak ta adlandırılan ve günümüzde düşüşte olan bu yaklaşımın kökeni 1500 yıllara dayanmakta ve Rönesans’la birlikte Ortaçağ Avrupası’nın dünyayı metafizik gözüyle gören bakışın yerine17. ve 18. yüzyılda “Aydınlanma Dönemi2 olarak adlandırılan “Akıl Çağı” denilen dönemin başladığını biliyoruz. Bu dönemde doğru kullanılan akıl yoluyla insan ve doğal yaşama ait bütün konularda insanoğlunun ve toplumun mutluluk düzeyine ulaşılabileceği varsayılmıştır. Newton’un “Matematiğin İlkeler” i eseri dönemin bilimsel yaklaşımlarına egemen olmuş; yanı sıra bu dönemle anılan Martin Luther, Bacon, Descartes, Galile, Wesley, Voltaire, Rousseau, Locke, Hume, Kant ve Adam Smith bu paradigma dönüşümünü bugün dahi genel kabul gören uygulamaları dönüştürme değiştirme konusunda tartışmalara yol açan bilimsel çalışmalar ortaya koymuşlardır. Ancak bir bakıma zamanın ruhu, değişimin kendi gizemli gücü mekanik bir dünya görüşünü günümüze değin taşımıştır ve halen amprik (deneysel) araştırmalar fen bilimleri ve sosyal bilimlerde önemli oranda kullanılmakla birlikte araştırma sonuçlarını genellemelerle sayılar semboller ve istatistiksel verilerle kapsamlı bir şekilde yorumlanmıştır.
Ta ki 1979 yılında Scwartz ve Ogilvy verdiği örnekte görüldüğü üzere; Fizikte Einstein’ın “Görelilik Kuramı” gözlemcinin süreçteki etkisini ortaya koymakla, eski paradigmaya ait araştırmacıya odaklanan role ait algıyı yerinden oynatmıştır. Heisenberg’in “belirsizlik ilkesi” pozitivizmin nesnellik ilkesini sorgulanır hale getirdiği görülmüştür ve bütünün birbiriyle ilintili olması David Bohm tarafından “yalnızca parça bütünde gizli değil, aynı zamanda bütüne ait gerçeklik parça da gizlidir” ifadesi evrenin holografik bir yapıda olduğunu vurgulamış ve Schwartz ve Ogilvy (1979) göre de; eskiden ekosistemde denge ve evrimde “şans ve gerekliliğin” rolüne yoğunlaşan yeni paradigma evrim ve hayatta kalma etkileşiminin ortaya koyduğu bir çeşitlilik, devinim, uyum, açıklık ve sürekliliğin bir sonucu olduğu, ekosistemlerin ise karmaşık bir karşılıklı nedensellik yoluyla evrimleştiğini savunmuşlardır (Scwartz ve Ogilvy, 1979,s.42). Pozitivizm-akılcılık ötesi görüşler tek bir doğrunun olmadığını iddia eder ve yaşamda zıtlıklar ve farklılıkların belirleyici olduğu öne sürer. Duruma özgü öznel gerçekliği yansıtan bilginin yorumlanarak oluşturulabileceği iddia eder. Görüleceği üzere Dünya’yı her türlü veri yoluyla anlamlandırma da istatistiki verilerin kullanılış yöntemleri ortaya konulan değişkenlere göre anlam kazanmakta olduğunu söyleyebiliriz. Son üç yüz yıl deneysel akıl yoluyla ulaşılan bahsedilen sayıların egemenliği ile yorumlanan Dünya gerçeklerinin farklı bir şekilde okumasının da yapılması gerçeklik açısından önem taşımaktadır.
Dünya’yı çepeçevre sarmal bir şeklide etkisi altına alan algoritma verileri, istatistikler ve sayılar kime göre hangi amaca yönelik hangi sonuçlar elde edilmek üzere paylaşıma sunumunun tartışma konusu haline geldiği söylenebilir.
İstatistiki veriler acaba gerçek niteliksel durumu açıklayabiliyor mu?, Gerçeklik ne kadar sayılarla ifade ve anlamlandırılabilir? Çevre kirliliği, iklim değişikliği, sosyal ve antropolojik bulgular, insan psikolojisi, canlı etkileşimine ait istatistikleri ortaya koymak gerçeği ne denli açıklayabilir? Ekonomik göstergelere ait istatistiki veriler ne denli güvenilir ve gerçek durumu yansıtmaktadır? Dünyamızda medyanın da etkisi ile insanlar bu verileri izlemeyi alışkanlık haline mi getirmiştir? Hesap verme yükümlülüğüne sahip sorumlular istatistiki veriler ve sayılarla zenginleştirilmiş görseller animasyonlar kullanarak bu verileri paylaşınca sorumluluklarından kurtulmuş ve görevlerini yerine getirmiş olmakta mıdırlar? Veriler birbirini tamamlar niteliği ile tartışılmaz gerçeklik haline mi gelmektedir adeta büyük verinin hakimiyeti altına giren bir birey psikolojisi ve toplum sosyolojisinden söz edilebilir mi? Bu tür soruları kendimize sormadan izlediğimiz gözlemlediğimiz algoritma bizleri yanıltabilir, arzu edilen gerçeklikten bizleri uzaklaştırabilir, ileri düzeyde bizlere suni beklenti ve hedefler oluşturmada referans olabilir. Kendini geliştiren ve gerçekleştiren birey bu veri ekosistemi etkisi altında kişiliği, karakteri, mizacı, mizahı, eğilimleri ve sosyal kimlik profili ile kontrol edilen bir obje ye dönüşebilir.
Tabiki bu sorular ve açıklamalar varsayımlardan yola çıkılarak açıklanmaktadır, ancak insanın bilinç düzeyi ile idaresinin olabildiğince genişlemesi aynı bedenin bağışıklık sistemi benzeri bir güvenlik seviyesine evrilmelidir ki, özgün ve özgür iradesini kullanmakta gerçekten bağımsız kalabilsin diyebiliriz.

 

 

 

Okuma biçimimiz değişti, kitap okumaktan yüz okumaya kadar arada aklımızdan geçen onlarca okuma türü. Okuma becerimizi bu onlarca türe göre geliştirmemiz gerekmez mi? Niteliksel bir okuma duyularımız tarafından algılanan bütün uyarıcıların bizlere taşıdığı verinin özenle düzenlenerek anlamlandırılarak doğru biçimde davranış, tutum ve duyguya dönüştürülmesini sağlayabilir. Biraz seçici olmakta fayda var, izlediğimiz veya bize izletilen uyaran nitelikli bu büyük veriyi kendi akıl süzgecimizden geçirmeden, düşünmeden yorumlamadan hemen tepkiye dönüştürmemeliyiz ki entellektüel bir kişilik ve kimlik sahibi olabilelim. Küresel anlamda depolama (sosyal medya kullanımı, internet erişimi, sanal alış veriş vd) ile insanların dijital ayak izi büyük anlamlar ve yordamalar taşımaktadır. Söyleyecek çok sözümüz var ancak günümüzde kırk kez söylemek te bazen işe yaramayabiliyor hatta aksine durumlara yol açabiliyor bu yüzden üç nokta (…) ile tamamlayalım.

 
Etiketler: İstatistik, &, Nitelik, &, Okuma,
Yorumlar
Haber Yazılımı