Yazı Detayı
01 Mayıs 2021 - Cumartesi 20:59 Bu yazı 232 kez okundu
 
Hep yuvaya dönmek
Sevinç Şahin
svnc.shn@gmail.com
 
 

Yaşanmışı yazmak, ya da varlığından emin olduğumuz varlıklar üzerine yazmak, biraz yeteneğiniz varsa çok zor bir iş değildir aslında. Ama yazdığınız bir ütopya ya da distopya ise işiniz zordur. Le Guin "Ütopyalar imkansızdır. Ama yazabiliriz." diyor. "Gerçekleştirebilir de" demesini isterdim. Zira insanın yaratılışındaki mükemmeliyetin korunmasıyla gerçekleşecek, her yeni yaşam biçiminin adıdır "ütopya". Ütopya yazmayı denemiş birçok yazar tanışmıştır edebiyat dünyası. Birçoğunu okurken "ne güzel hayal etmiş yazar" diye düşünürüz. Yazarın kurgusuna, bu kurguyu ifade ettiği kelimelere hayran kalırız. Le guin'e gelince, "Hep Yuvaya Dönmek " isimli eserine gelene kadar, onun içinde aynı cümleleri kurmak mümkündü. Hep Yuvaya Dönmek bu sıradanlığı ortadan kaldırdı. Le Guin, imkânsız görünenin mümkünlüğüne inandırdı bizi bu eseriyle. "Gerçekleştirilebilir" deyişimin açıklamasıdır bu.

 

 

Ursula Le Guin, bu eseriyle bir ütopya yaratırken, bizi zaman zaman da fantastiğin sınırlarına götürür. Gerçek mi kurgu mu şüphesiyle okumaya devam ederken, aklınıza şu tarz sorular gelmesine engel olamazsınız: Keş'ler ülkesine nasıl giderim? Bu ülke tam olarak nerede? Kendileriyle bir müddet yaşamama izin verirler mi acaba? Sonra birden kendinize gelirsiniz ve yolculuk yapmak istediğiniz bu ülkenin, elinizde tuttuğunuz kitabın sınırları içinde olduğunu anlayarak kalakalırsınız.

 

Hep Yuvaya Dönmek, varlığına çok ustaca inandırıldığımız, ama henüz var olmayan bir coğrafyada, gelecek zamanların herhangi bir diliminde yaşadığı (yaşayacağı mı demeliydim?) varsayılan Keş Halkının yaşamını konu alan bir eserdir. Keş Halkı, Kuzey Kaliforniya'nın Na Vadi'sinde yaşayan, barışçı, kendilerine özgü birçok gelenek ve anlayışlarla donanmış bir yaşam süren bir halktır. Le Guin, bu halkın yaşamını öyle ilmek ilmek örerek anlatır ki bize, siz bu kitabı okurken Keş halkının şu anda, adet edindikleri bir ritüeli yaşamakta olduklarından şüphe duymazsınız. Zaman zaman belgesel, zaman zaman biografi, zaman zaman da bir anı yazısı okuduğunuzu düşünürsünüz.

 

Bu eseri okuyan diğer okuyucuların ne hissettiklerini bilmiyorum, ama ben kendimi masal sayılabilecek bir örgünün içinde hissettim. Bu eserin birçok yerinde masalımsı anlatımların olduğunu söylüyorum yani. Le Guin; "Asıl yolculuk, eve dönüştür" der ve bu muhteşem eserini de bu cümlesi üzerine inşa etmiştir. Tıpkı hemen her masaldaki kahramanlar gibi, "Kuzey Baykuşu" da evinden çıkar ve bütün Keş ülkesini dolaşarak, gelişim ve oluşumunu tamamlamış olarak evine döner. Bu dönüş kaçınılmazdır, döngünün tamamlanması için gereklidir. Le Guin, bu yolculuk süresince Keş halkının coğrafyasından masallarına, edebiyatından şarkılarına, inançlarından geleneklerine, dillerinden ritüellerine kadar tüm yaşamlarını keşfetmemiz için bizi de Kuzey Baykuşu'yla bu yolculuğa çıkarır.

 

Keş halkının doğayla ilişkisi de oldukça manidardır, yaratılmış her şeyi onurlandırmadan kullanmama ve ebedi yolculuklarına yollamama gelenekleriyle çok etkileyici, örnek alınacak bir çevrecilik anlayışları var. Keşler, insan-doğa ilişkisinden başlayarak, hiçbir yanı bugün içinde yaşadığımıza benzemeyen bir dünyada yaşıyorlar. Zaman onlarda çizgisel değil, mevsimsel döngülerle işliyor. Onlara göre gelişme, teknolojik ilerlemeyle kuşatılmış değil. Dikkatinizi çekerim "sınırlandırılmış" demiyorum; "kuşatılmış değil" diyorum. Gelişmek o coğrafyada iyiye doğru gerçekleşen bir değişimden ibaret. Ve onlar için yaşadıkları coğrafyadır asıl olan, dünyanın geri kalanıyla pek ilgileri yoktur, buna ihtiyaçları da yoktur. Zira ömür; sınırı olan ve hiçbir saniyesinin boşa harcanmaması gereken değerli bir armağandır. Bu armağanın nasıl ve ne zaman alındığının hiçbir önemi olmadığı gibi, ne zaman geri verileceği de önemli değildir. Önemli olan bu armağanın ne kadar iyi korunduğudur.
Ursula Le Guin'in, bir röportajında kendisine yöneltilen bir soruya verdiği cevap, büyük ihtimalle sizin de bu kitabı okuduktan sonra içine de bulunacağınız ruh haliyle büyük benzerlik taşıyacaktır. Şöyle diyor Le Guin: "Kitabı bitirmeyi hiç istemememin bir nedeni, yıl boyunca bir Keş gibi yaşamaya son vermek zorunda kalacağımdı. Çok keyif almış, kendimi evimde gibi hissetmiştim."

 

Yazım başarısı, kurgusu, işleyiş şekli hakkında sadece övgüyü hakkeden yazarın bir konu da eksik kaldığını düşünüyorum. Ursula Le Guin, İbn-i Tufeyl'in "Hayy bin Yakzan" eserini de okumalıydı bu eseri kaleme almadan önce ve doğu kültürlerini de dahil etmeliydi yazdıklarına. İnsanlığın nasıl temiz bir fıtrat üzerine yaratıldığını söyleyen kutsal sözlerden de ilham almalıydı.

 

Şimdi diyeceksiniz; neden? Bana göre "ütopya" hayallerimiz, ruhun hiç kirlenmemiş, deformasyona uğramamış zamanlarda yaşadıklarına duyduğu özlemdir. Ruhlar, bedenlerimiz var olmadan çok önce yaratıldığı için, oldukça uzun bir zaman tüm dünyevi kirlerden uzak olarak var olmuşlardır. İşte Ütopya dediğimiz, hayallerimizi süsleyen o yaşam şekilleri, ruhlarımızın hatıralarıdır. Bu sebeple ben ütopyalar için "gerçekleştirilebilir" diyorum, Le Guin'in aksine. Zor ama imkânsız değil. Nerdeyse bir distopya yaşanan dünyamızda ütopyaların gerçek olması için daha fazla dua etmeliyiz ve sadece duayla yetinmemeliyiz. Le Guin'e bize o derin hatıralarımızı hatırlattığı için teşekkür ediyorum.

 

 
Etiketler: Hep, yuvaya, dönmek,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
08 Nisan 2021
Turabdi’nin Çocukları
1042 Okunma.
08 Mart 2021
Elma şekeri
4287 Okunma.
08 Ocak 2021
Büyüdünüz mü, yetiştiniz mi?
3230 Okunma.
02 Aralık 2020
İnsanlık meselesi
2771 Okunma.
23 Ekim 2020
Milliyetçilik üzerine ....,
5971 Okunma.
26 Eylül 2020
Hayallerini bir sapan taşına yüklemiş çocuklar için
4094 Okunma.
28 Ağustos 2020
Avare Yazılar
6820 Okunma.
19 Temmuz 2020
Çocuk nedir?
8134 Okunma.
15 Haziran 2020
Ölçüyü şaşırmamak
5757 Okunma.
06 Mayıs 2020
'O an' çok değerlidir
4884 Okunma.
25 Nisan 2020
Kitap Tanıtımı | 'Yol Arkadaşın'
2976 Okunma.
24 Mart 2020
Yaşamak için kaç nedeniniz var
2348 Okunma.
14 Ocak 2020
Şüpheniz mi var yoksa?
2368 Okunma.
06 Aralık 2019
Aldanmadık, Aldatıldık
2584 Okunma.
21 Kasım 2019
ÇOCUKLARDAN ÖNCE KENDİMİZ...
2678 Okunma.
17 Ekim 2019
Şimdi değilse ne zaman?????
2279 Okunma.
27 Eylül 2019
Zaman geçerken...
2306 Okunma.
03 Eylül 2019
Yürümek; nasıl, nerede, nereye, kiminle
2490 Okunma.
06 Ağustos 2019
Konuşmak mı, söylenmek mi
2304 Okunma.
17 Temmuz 2019
Kadın ve Erkek Üzerine…
2634 Okunma.
12 Haziran 2019
Bayram geldi geçti…
2561 Okunma.
30 Mayıs 2019
Avare yazılar
2505 Okunma.
23 Nisan 2019
Ben bir deliyim
2839 Okunma.
22 Mart 2019
Avare Yazılar
2831 Okunma.
20 Şubat 2019
Avare yazılar
2862 Okunma.
02 Şubat 2019
Baharla gelen merhamet
3086 Okunma.
02 Şubat 2019
Avare yazılar
2535 Okunma.
02 Şubat 2019
Kaygan, ıslak ve kaypak bir dostluğun düşündürdükleri
2483 Okunma.
02 Şubat 2019
Hesaplaş-ama-ma....
2523 Okunma.
07 Aralık 2018
Yazmak Üzerine
2793 Okunma.
27 Kasım 2018
Çocuk denince, durup düşünmek lazım...
3257 Okunma.
14 Kasım 2018
Ben bu oyundan çekiliyorum
3225 Okunma.
09 Kasım 2018
‘Siz’ nelere kadirsiniz!
6635 Okunma.
01 Kasım 2018
Enneagramın 9 kişilik tipi
3474 Okunma.
25 Ekim 2018
Enneagram kişilik testi
3568 Okunma.
18 Ekim 2018
Ennaegram
3157 Okunma.
09 Ekim 2018
Başkalarının size söylediklerinden memnuniyet duymuyorsanız kendinizin kendinize ne söylediğine kulak verin
2759 Okunma.
Haber Yazılımı