Yazı Detayı
10 Temmuz 2021 - Cumartesi 16:41 Bu yazı 471 kez okundu
 
Dimyat'a pirince giderken
Dr. Osman Ergin
 
 

Pandemi önlemleri kapsamındaki uzun bir kapanma süreci sonrasında; yayınlanan İçişleri Bakanlığı Genelgesi ile 30 haziran 2021 tarihi itibari ile sokağa çıkma ve şehirlerarası seyahat kısıtlamaları sona erdi.

Bununla birlikte; 1 Temmuz'da başlayan kademeli normalleşmenin üçüncü etabına ilişkin yayımlanan bu genelgenin ardından, faaliyetlerine ara veren tüm iş yerleri de 1 Temmuz'dan itibaren tekrar açılmaya başladı.
Bu arada uygunluk kriterlerini gerçekleştirerek faaliyetine zaten devam etmekte olan ya da sezon açılışına hazırlanan konaklama tesislerinde de yoğun bir hareketlenme başlamış oldu. Sektörel denetimler sonrasında Güvenli Turizm Sertifikası almaya hak kazanarak faaliyetine başlayan konaklama tesislerinde hareketlenmenin etkisi; misafir giriş çıkışlarındaki artışla
kendini göstermeye başladı.
Bu yoğunluğun istatistiklere yansımaya başlaması da gösteriyor ki; ilerleyen dönemlerde tesislerin tam doluluğu yakalaması, tesislerde satışa kapanmayı beraberinde getirecek ve iki yıldır umutla bekleyen turizmci ve işletmeciler adına güzel gelişmeler birbirini izleyecek…
Fakat turizmin doğası gereği su istimale maruz pozisyonu; turizmcilerin beklediği güzel gelişmelerin dışında; kendilerini bekleyen olumsuzluklara da (açık kapı) müsait olacak. Zira; bunlardan birisi ve en önemlisi de sahte internet siteleri ile satış yapan fake
acenteler ve tur ofisleridir ki; süreli ve kötü amaçlı bu oluşumlar şu anda kıştan elde ettiği haksız kazançla, erken tatile çıkmış ve mutlu mesut yaşarken; yoğun kapanma sonrası, tatil hayali ile gün sayan tatil mağdurlarının hayal kırıklığı ve karabasanı olacaklar ki; hatta şu anda olmaya başladılar bile…
Bu olumsuzluklara ortam hazırlayan insan davranışlarından hareketle; maalesef Türk insanında mevcut olan alışveriş kurnazlığı ve tez canlılık, kötü niyetli insanlarındaki mükemmel zeka olduğu müddetçe; bir tarafta saltanat bir tarafta mağduriyet te gün be gün devam edecek. Öyleki; kıştan başlattıkları sahte rezervasyonlar ve dolandırdıkları ilk misafirin otelde konaklayacağı gün parsayı toplayıp, kasalarını doldurduktan sonra ortadan kaybolan ve mağdur ettikleri insanların hayalleri ile hayat süren siber dolandırıcılar da her ne kadar arzu etmesek te; hukuk sistemimizdeki boşluk ve mekanizmanın bu konudaki ağır işleyişini fırsat bilerek, bundan
sonra da ziyadesi ile ve insanlık var olduğu müddetçe istifade edeceklerdir.
Bu ve buna benzer durumlar da; başta ucuz aldığını zannettiği yaz tatilinin umudu ile geldiğinde, aslında rezervasyonu olmadığını ve dolandırıldığını otelin kapısında öğrendikten sonra hayalleri yıkılacak olan mağdur tatilcinin, sonra da kolluk kuvvetlerine ve kamuoyuna kendini izah etme durumunda kalacak olan konaklama işletmelerinin başını her yeni vakada
defalarca ağrıtmaya devam edecektir.
Her ne kadar (Covid-19) Pandemisinin ilk başladığı günden itibaren sanal ortamın aktif kullanımı ve alışverişlerin de bu yola kanalize olması, siber suçluların ve suçların artmasına zemin hazırlayacağı zaten bilinen bir konu olsa da; bazen mecburiyet bazen de sanal ortamın kolaylığı ve cazibesi insanları bu konuma çekmekte ve Avrupa Birliği Polis Teşkilatı (Europol), Avrupa'da yeni tip koronavirüs salgınının suçlara etkisini inceleyen raporunda siber suçlar ve sahtecilikte artış görüldüğünü teyit etmektedir. Bilişim sistemi kullanılarak yapılan ceza gerektiren bu dolandırıcılık sistemi siber suç olarak nitelendirilmekte olup; siber dolandırıcılık
sistemindeki artış, sadece Avrupa ve dünyada değil, gün geçtikçe teknolojinin ve bu teknolojilere erişilebilirliğin artmasına paralel olarak ülkemizde de yoğun bir artışa sebep olmaktadır.
Burada yazımızın ana fikri ve bizi ilgilendiren asıl konu; konaklama tesislerine karşı işlenen siber suç yöntemidir. Bu yöntem de özellikle ismi ve konsepti ile öne çıkan tesisler seçilmekte; bu tesislerin isim ve resimleri birebir kopyalanarak kullanılmakta ve kurmuş  oldukları bu düzenekle sahte internet siteleri ve sanal satış yöntemi ile ucuz tatil aldığını zannedenler mağdur edilmektedir.
Tabiri yerinde ise ve genelleme yapmanın doğru olmadığı düşünülerek bu tuzağa düşenlerin çoğunluğunun Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olan kesim olduğunu söylemek te yanlış olmayacaktır.
Bahsini ettiğimiz bu gruba dahil olanların ortak tavrına gelince; mağdur önce yoğun araştırmalardan sonra kendi tatil kriterlerine uygun olan tesisi internetten bulur. Sonra otelin gerçek sitesinden fiyat alarak bilgi sahibi olur. Daha sonra aynı otelin satışını yapmakta olan acentelerden fiyat alır ve en sonunda da tüm kriterleri değerlendirerek, yapmış olduğu kıyaslamalardan elde ettiği verilerden hareketle en düşük fiyatı aldığı, gerçekte otel ile anlaşması ve vergi kaydı dahi olmayan sanal dolandırıcıya ödemeyi yapmak şeklinde olur ki; kendince işlem tamamlanmış tatil hazırlanmıştır. Ta ki otelin kapısına gelip te hayal ettiği tatilin
başkalarının gerçeği olduğunu öğrenene kadar…
Ne demişler av bilirse on yol, avcı bilir on bir kurnazlık.
Sonuç olarak; bu kadar anlatmaktan ziyade yaşayandan dinlemek daha faydalı olacaktır kanaati ile tatil programı yaparken ve satın alırken ne yapılması gerektiğini; Belçika’dan ailesi ile birlikte Türkiye’ye tatile gelerek; dolandırıldığını ancak otel lobisine geldiğinde öğrenen; ulusal ve yerel basından takip ettiğimiz gurbetçinin ağzından dinlemek daha doğru olur diye düşünüyorum.
Tatilinizin zehir olmasını istemiyorsanız;
Tatil paketlerini otelin kendi sitesinden alın.
Ödemeyi otelin kendi hesabına yapın.
Kültür ve Turizm Bakanlığının sitesinde yayınlamış olduğu kayıtlı acente haricinden satın almayın.
Kredi kartı ile ödeme yapacaksanız; Visa veya Master Card kullanın.
Ödemeyi yapmadan önce mutlaka otelin kendi kayıtlı telefonu vasıtası ile rezervasyon teyidi yapın.
Ne diyelim…
Aklın yolu bir.
En iyi öğrenme şekli, yaşayarak öğrenmektir.

 
Etiketler: Dimyat'a, pirince, giderken,
Yorumlar
Haber Yazılımı