Yazı Detayı
24 Mart 2020 - Salı 19:50 Bu yazı 287 kez okundu
 
Yaşamak için kaç nedeniniz var
Sevinç Şahin
svnc.shn@gmail.com
 
 

Yürüyorum...Sabah saatleri...Ama burası İstanbul...İstanbul uyumuyor hiç. Yine kalabalık, yine telaş. Ben yürüyorum, ama herkes koşuyor. Belli ki aceleleri var. Belli ki yetişecekleri yerler var. Benim yok mu? Var tabii. Ama ben inadına yürüyorum. Adımlarımı sayıyorum hatta. Bir çocuk gülüşü duyuyorum, dinliyorum. Bir güzel rayiha sarıyor her yeri, koklamak ve solumak için duruyorum.

Her yer asfalt. Her yer kaldırım...Trafik yoğun. Kaldırma çıkıyorum sekerek. Kaldırımlar özenli, eh yer yer savsaklılar göze çarpsa da genel olarak özenli. Bir yüz metre kadar sonra, çözülen ayakkabı bağımı tekrar yapmak için duruyorum ve eğiliyorum. Toprağın gökyüzüyle temasının olmadığı bir yerde gördüğüm bu güzellik, beni şaşkına çeviriyor. Yanlış anlamayın güzellik çiçeğin kendisiyle ilgili değil, zerre kadar toprağı göremediğimiz şu yerde, her şeye başkaldırırcasına, inadına hayata tutunmasıyla ilgili.
Bu bir başkaldırış mı, hayata tutunma çabası mı, ben de varım demenin bir yolu mu, azmin ve umudun tezahürü mü? Ne derseniz deyin, bu, hepsinden önce bir gerçek. Hayallerimizin bile ipotek altına alındığı şu zamanda görebileceğiniz, en gerçek bir gerçek. Bir çoğumuzun gerçeklik algısından daha da gerçek.
O çiçek, bir misal, bir örnek aslında: Hayatta başına ne gelirse gelsin, hangi zor şartlarla karşılaşırsan karşılaş, sonuç, senin ne yaptığınla ilgilidir! Kımıldamalısın, hareket etmelisin. Bir Kızılderili atasözü vardır: Yerinde sayanlar, yürüyenlerden daha fazla ses çıkarır diye. Çevrenizde sesi çok çıkanlara bakın bir kere. Gerçekten de öyledir. Sesi en çok çıkanlar; bulunduğu yer, zaman ve durumdan şikayetçi olup, değiştirmek için çabalamaktansa, sadece söylenen ve içinde bulunduğu durumdan daima başkalarını sorumlu tutan insanlardır.
Yaşamak için sebebi olanlar ise, her zaman bir yolunu bulurlar. Asla açılamaz kapı, aşılmaz duvar, yenilmez düşman yoktur onlar için. Hatta engeller ateşler bu yürekleri. Gayretlerinin beslendiği pınardır. Ve hatta ihtiyaçtır.
İnsan olarak yaratılmanın verdiği ayrıcalığı bilmek ve ona göre yaşamak, bize verilen bu özellik için yapabileceğimiz en anlamlı şükür şeklidir. Ayrıcalığımızı kullanmayı öğrenmediğimiz sürece, yaratılmışların en sefili olmamız işten bile değildir. Kolayca pes etmek belki bizi birçok zahmetten kurtarır. Ama asla mutlu etmez. "Mutlu olmak" kavramı ise, yaşamanın en nihai hedefidir. Sakın "mutlu olmak" kavramını "zevk almak" kavramıyla karıştırmayın. Zevk almak, birçok durumda bayağıdır. Zevk aldığın durumun nihayetinde htiğin bir iç huzur yoksa, bu yanlıştır.
Hazzı inkâr edecek değilim. Haz almadan bir şeyler yapmanın ne kadar yorucu ve sıkıntı verici olduğunu da biliyorum. Ama burada nihai noktaya koyduğunuz hedeftir mühim olan. Sizin nihayetinizde ne var? Mutlu olmak mı, haz almak mı? Mesele budur.
Hayatta ne istediğini bilen biri, bu durum değerlendirmesini gayet kolay yapacaktır. Ve bu değerlendirmenin sonucunda da belirlediği rotayı takip edecektir. Karşısına çıkan hiçbir engel de bu rotayı saptıramayacaktır. Yaşamak ne basit bir olaydır ne de basit bir eylemdir. Zor da değildir; sadece meşakkatleri olan bir yolculuktur. Nereye gittiğini bilen biri için yolun sonunda ki nihai nokta, başlangıcın ateşlenmesini temin eden noktadır. Velhasılı, sonunuz yoksa, başlangıcınız hiç olmaz. Eğer sonunuz yoksa, sadece rüzgâr önünde ki bir yaprak gibi savrulmaktan başka bir şey değildir yaşamak sizin için. Savrulmak mı tercihiniz, siz bilirsiniz.
Ya da yaşamak için sizin kaç nedeniniz var?

 
Etiketler: Yaşamak, için, kaç, nedeniniz, var,
Yorumlar
Haber Yazılımı