Yazı Detayı
12 Nisan 2017 - Çarşamba 22:28 Bu yazı 691 kez okundu
 
Referandum sonrası
Abdurrahman Şahin
arsbilgi@gmail.com
 
 

Her ne kadar sağduyu sahibi bir millet olsak da; takım tutarcasına fikirlere takılma, günübirlik hesaplar uğruna geleceği boşverebilme, karar vermemiz gereken hayati meselelerde sloganlara, kara propagandalara teslim oluverme özelliğine sahip olanlarımız da azımsanamayacak kadar çok.

Önemli bir kararın arefesinde bunları konuşmamız, araştırmamız, artsını- eksisini tartmamız, sağlıklı bir sonuç için kılı kırk yarmamız gerekiyor aslında. Gerekiyor gerekmesine de; kararı ne olursa olsun kendisine yakın bulduğu tarafın söylemleri bir çoğumuzda ön kabuller, dogmalar, fikri sabitler oluşturuyor. Elbette kendimize yakın bulduğumuz tarafın söylemlerinin daha makul gelmesi anlaşılabilir bir şey. Ancak hem yakın planda kendimizin; hem de uzak planda evlatlarımızın, milletimizin, devletimizin, geleceğimizin sözkonusu olduğu durumlarda daha bir hassas olmamız gerekiyor tercihlerimizde.

16 Nisan'da ne için "EVET" diyeceğinin ya da ne için "HAYIR" diyeceğinin farkında olanlara hiç bir sözümüz olamaz. Sayfalarımızı da her iki tercihin söylemlerine açık tuttuk hep. Ancak kararının anlamını ve sonuçlarını hesaba katmadan tercih yapacak olanlar için de, zaman kaybetmeden konunun özüne inmelerini önermek boynumuzun borcu. Söylemlere, maddelere, maddelerin arka planına, getirilerine- götürülerine, dünyadaki örneklerine, siyasi geçmişimize (geçmişteki yaşadıklarımıza ve örneklere) yoğunlaşmalarının hepimiz adına hayati önemi olduğunun farkında olunması gerektiğini bir kez de buradan hatırlatmış olalım. Kalan gün sayısı az olsa da böylesi bir yoğunlaşma için yeterli bir zaman aynı zamanda!

Ben kendi adıma sorumlu bir iradenin ülkeyi yönetmesini doğru buluyorum; sorumlu ve sorumluluğunun gerektirdiği yetkilere de sahip. Seçtiğimiz; ama hükümet kuramayan, pazarlıklarla zaman ve güç kaybeden, iktidar olan ama muktedir olamayan bir yönetim bugünün şartlarında ülkeye çok şey kaybettirir. Cumhuriyetin kuruluş döneminin ruhu da bunu gerektirir. Nasıl, Cumhuriyet'in kuruluşu sonrası CHP Genel Başkanı Mustafa Kemal Atatürk aynı zamanda cumhurbaşkanı ise, nasıl sonrasında İsmet İnönü hem CHP Genel Başkanı hem de cumhurbaşkanı ise; şimdi de yine aynı şekilde güçlü bir iradenin yönetimi temsil etmesi gerektiğine inanıyorum. Farklı uygulamalar olarak karşımıza çıksa da gelişmiş ülkelerde de uygulamaların bu yönde olduğunu görüyoruz.

Kendisini seçen başbakanlarla bile siyasi krizler çıkartan sorumsuz cumhurbaşkanlığı dönemleri sona ermeli artık. Sezer ile Ecevit gerginliği henüz hafızalarımızdan silinmedi. Demirel- Çiller uyuşmazlığının, Özal- Yılmaz uyuşmazlığının bedellerini hep birlikte ödedik. Bu millet artık bedel ödememeli; kendisini yönetecek olanı seçmeli, atanmışların kıskacında kalarak hareket alanı daralmamalı, seçim döneminin sonunda da sandıkta yönetimde bulunduğu dönemin hesabını verebilmeli.

Nasıl ki belediye başkanı ile meclis ayrı ayrı seçiliyor ve seçtiğimiz başkan yetkisini kimselerle paylaşmak istemiyor, haklı olarak koordinatör atamalarına tavır koyuyor. Ülkeyi yönetmesi için tercih ettiğimiz kişi de yetkisini tam anlamıyla kullanabilmeli, atanmışlarla çevresi sarılmamalı.

Referandumu siyasi bir hesaplaşmaya dönüştürmek isteyenlerin, ya da devletin tepesine ayar vermek için fırsat olarak görenlerin değerlendirmesi gereken bir durum da şudur: Siyasi hesaplaşmanın da devletin zirvesine ayar verebilmenin yolu da değişikliğin kabulünden geçiyor. Değişikliğin kabulü ve sonrasında siyasi hesaplaşmayı sandıkta yapmak, tercihlerimizle devletin tepesine ayar vermek.

Hepimiz için hayırlı olmasını diliyorum tercihlerimizin...

 

 
Etiketler: Referandum, sonrası,
Yorumlar
Haber Yazılımı istanbul escort escort bayan