Yazı Detayı
16 Ağustos 2020 - Pazar 16:32 Bu yazı 1971 kez okundu
 
Nörobilim pencereden "Hastalar Risalesi (4. Deva)"
Dr. Ömer Hakan Yavaşoğlu | Nöroloji Uzmanı
nehirgazetesi@hotmail.com
 
 

“Ey şekvacı hasta! Senin hakkın şekva değil şükürdür, sabırdır. Çünki senin vücudun ve âza ve cihazatın, senin mülkün değildir. Sen onları yapmamışsın, başka tezgâhlardan satın almamışsın. Demek başkasının mülküdür. Onların mâliki, mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Meselâ gayet zengin, gayet mahir bir san'atkâr; güzel san'atını, kıymetdar servetini göstermek için, miskin bir adama modellik vazifesini gördürmek maksadıyla, bir ücrete mukabil, bir saatçik zamanda ve gayet san'atlı diktiği bir gömleği, bir hulleyi o fakire giydirir. Onun üstünde işler ve vaziyetler verir. Hârika enva'-ı san'atını göstermek için keser, değiştirir, uzaltır, kısaltır. Acaba şu ücretli miskin adam, o zâta dese: "Bana zahmet veriyorsun, eğilip kalkmakla verdiğin vaziyetten bana sıkıntı veriyorsun, beni güzelleştiren bu gömleği kesip kısaltmakla güzelliğimi bozuyorsun" demeye hak kazanabilir mi? Merhametsizlik, insafsızlık ettin diyebilir mi?  

İşte aynen bu misal gibi, Sâni'-i Zülcelal sana ey hasta! Göz, kulak, akıl, kalb gibi nuranî duygularla murassa (süslenmiş) olarak giydirdiği cisim gömleğini, esma-i hüsnasının nakışlarını göstermek için, çok hâlât içinde seni çevirir ve çok vaziyetlerde seni değiştirir(Mülk-23 ayetinde verilen akıl, göz, kulak ve akleden kalb nimetlerine karşı ne kadar da az şükrettiğimiz vurgulandığı gibi). Sen açlıkla onun Rezzak ismini tanıdığın gibi, Şâfî ismini de hastalığınla bil. Elemler, musibetler bir kısım esmasının ahkâmını gösterdikleri için, onlarda hikmetten lem'alar ve rahmetten şualar ve o şuaat içinde çok güzellikler bulunuyor. Eğer perde açılsa, tevahhuş ve nefret ettiğin hastalık perdesi arkasında, sevimli güzel manaları bulursun. “ 

Ne gariptir hakikaten, insanoğlu bu dünyaya gelmesinde hiçbir dahli /katkısı olmadığı halde sahip olduğunu zannettiği bu beden ülkesinin sahibini sultanını kendisi zanneder. Ve dahi beden ülkesinde saniyede her bir hücre içinde on bin civarında işlem yapan (x 100 trilyon hücre) hücrelerinin, dokularının, organlarının ve sistemlerinin olağanüstü bir orkestra şefi tarafından yönetildiğini akledemez. 

Cenab-ı HAK hadsiz Esmai Hüsna’sının nakışlarını gösterebilmesi ancak ve ancak kendi mülkü olan insanın hal, hareket, ahval ve düşüncelerinde zuhur alemine çıkmasıyla (şehadet aleminde görünür olması) mümkün olabilir (EL batın olan, Ez-Zahir’e münkalib/dönüşerek olur). Ben insanın sırrıyım, o da benim sırrım hadisiyle kainatı suğra (küçük)olan insanın değerinin zuhurat mahalli olması hasebiyle çok yüksek olduğu vurgulanır. Hatta Mülk-15’in şerhinde Geylani Hz. "Ben ne güzel taşınan/binen merkub, kulum ne güzel taşıyan/binilen/merkabdır" buyrularak bu değer manası katmerleşir. 

İnsanın aç kalması Rezzak ismini çağırdığı gibi, hastalanması da Eş-Şafi, El-Muafi, El Kafi ismini çağırır/zuhura çıkarır. Zaten insan geçici ve sürekli değişen, aynı kal(a)mayan bir varlık olduğundan sürekli bir esmai hüsna sağnağı içinde O’nun şe’n ine maruz kalır, lakin o hallerin tamamını kendi vehmi varlığından bildiğinden “ben varım ve muhtarım” mührüyle enfüsi aleminde kendisinin tasarruf ettiğini zanneyler… “O dilemedikçe kul dileyemez…” hükmü ilahisi insanın da her türlü cüzi iradesinin bile bir taraftan külli iradeye bağlı olduğunu ifade eder. 

İnsanın kendisine ait zannettiği beden mülkü o kadar hızlı bir değişim-dönüşüm içindedir ki yapılan çalışmalar; yaklaşık bir yıl içinde bedenimizdeki tüm hücrelerin yüzde doksan dokuzunun değiştiğini göstermektedir. Lakin değişmeyen tek ama tek şey “Bilincimizdeki o HİS” dir ki, işte o da bize ait değildir. O HİS her birerlerimize emanet edilmiş “venefahtühü/O’na bizzat ruhumdan üfledim…”emri ile tevdi edilmiş olandır. 

İşte beden mülkünde cevelan eden (hadsiz esmaların zuhurat-dansı) bu Külli bilince ait O’lan’ın yaşam alanıdır (“O her AN bir Şe’n dedir” Rahman/55-29). Hani bir sinema perdesi düşünün, perde üzerindeki her an değişen görüntüleri değişen sonsuz esmalar olarak düşünelim, görüntülerin onları oynatan makinist üzerinde bir tasarrufu olabilirmi? O zaman ya perde (beden mülkü) de bize ait olamaz ve gerçek filmi, oynatan tasarruf sahibi makinisttir değil mi? 

Ustad Hz., beden mülkünü, bir terzi aracığıyla biçilip esmalarıyla cevelan ettiği bir müşteriye benzetilerek dikilen her türlü elbiselerin hiç birinde müşterinin değil TERZİnin hüküm sahibi olduğunu vurgular yaptığı teşbihle… O zaman müşteriye düşen terziye karışmak değil tam tersi teşekkür etmek, hamdetmek olduğunu izah eder nefis teşbih sanatı ve belağat gücüyle… 

Başka bir örnekle daha da pekiştirebiliriz bu hadiseyi : 

Bir trafik kazasıyla yüzü parçalanmış bir genç hanım hasta düşünün.Ne kadar elem ve ıstırab duyar değil mi? Hem fiziksel açıdan, hem de estetik açıdan geleceğini karartır ve çok ağır bir depresyona girebilir, işini, eşini vs kaybedebilir. Ancak çok maharetli, becerikli ve başarılı bir estetik ve plastik cerrah tarafından başarılı şekilde, zamanında opere edildiğini varsayın. Hem yüzünün şekli az çok eskiye tam olarak benzemese de düzelir ve ıztırabları söner. Peki kazadan sonra bu genç hastanın hiç yüzüne müdahele eden hekime hiç sitem etmeye, bana eziyet veriyorsunuz, niye böyle böyle yaptınız da şöyle yapmadınız demeye hakkı olabilir mi? 

İşte Eş-Şifa El-Kafi ve El-Muafi ile tedavi olduğu gibi El-Bedii vb estetik güzellikleri temsil eden masnuatlarını (sanatlarını) da hekim aracılığıyla gösteren Sanii-ZülCelal terzisi yüzü dağılmış (beden elbisesi parçalanmış müşteri) hastada tecelli ederek esmai nukuşlarını göstererek zuhur eder ve müdahele etmek ve sorgulamak müşteriye düşmez (edebe muğayyir şikayet etmeye çalışırsa ve hala şikayet ederse) sahib olduğu o nimetler yavaş yavaş elinden hesabsız sorgusuz alınabilir (yapılan ameliyet başarısızlıkla sonuçlanabilir veya deri nakil yerinde bir komplikasyon /sorun çıkıp tüm operasyon doktorun emeklerini başarısız kılabilir). Bu ancak ve ancak şekva/şikayet eden, teşekkürü unutup eski haline dönemediği için ah vahu figan eden, doktora tüm çabası ve başarısına rağmen ateş püsküren hastanın kendi immün sistem sistemini-dahili tababet sistemini-atıl hale getirmesi ile mümkün olabilir (deri nakli yapılan yeri bağışıklık sistem hücreleri düşman addederek saldırır ve tüm emekler boşa gittiği gibi tüm şifa sıfatları ortadan kaybolur, bu da hasta için cehennemin ta kendisi demektir vesselam). 

 
Etiketler: Nörobilim, pencereden, "Hastalar, Risalesi, (4., Deva)",
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
07 Eylül 2020
Nörobilim pencereden 'Hastalar Risalesi (6. Deva)'
6331 Okunma.
24 Ağustos 2020
Nörobilim pencereden 'Hastalar Risalesi (5. Deva)'
4217 Okunma.
08 Ağustos 2020
Nörobilim pencereden "Hastalar Risalesi (3. Deva)"
1505 Okunma.
26 Temmuz 2020
Nörobilim pencereden "Hastalar Risalesi (2. Deva)"- 2
2765 Okunma.
20 Temmuz 2020
Nörobilim pencereden "Hastalar Risalesi (2. Deva)"- 1
1521 Okunma.
04 Temmuz 2020
Nörobilim pencereden "Hastalar Risalesi (1. Deva)"- 3
2516 Okunma.
25 Haziran 2020
Nörobilim pencereden "Hastalar Risalesi (1. Deva)"- 2
2255 Okunma.
18 Haziran 2020
Nörobilim pencereden "Hastalar Risalesi (1. Deva)"- 1
1668 Okunma.
12 Haziran 2020
İkinci Beyin ve Fatır- 1 (İnsanın sınırsız kapasitesi) 5- SON
1588 Okunma.
05 Haziran 2020
İkinci beyin ve Fatır- 1 (İnsanın sınırsız kapasitesi) 4
1576 Okunma.
30 Mayıs 2020
İkinci beyin ve Fatır- 1 (İnsanın sınırsız kapasitesi) 3
1447 Okunma.
22 Mayıs 2020
İkinci beyin ve Fatır- 1 (İnsanın sınırsız kapasitesi) 2
1734 Okunma.
15 Mayıs 2020
İkinci beyin ve Fatır- 1 (İnsanın sınırsız kapasitesi) 1
1826 Okunma.
08 Mayıs 2020
Bütünleyici/ Tamamlayıcı Tıp- 8 (son)
1713 Okunma.
03 Mayıs 2020
Bütünleyici/ Tamamlayıcı Tıp- 7
1461 Okunma.
24 Nisan 2020
Hoşgeldin Ramazan, güle güle korona...
1809 Okunma.
02 Nisan 2020
Korona'nın düşündürdükleri- 2...
4159 Okunma.
25 Mart 2020
Korona'nın düşündürdükleri- 1...
2353 Okunma.
18 Mart 2020
Bütünleyici/ Tamamlayıcı Tıp- 6
2072 Okunma.
12 Mart 2020
Bütünleyici/ Tamamlayıcı Tıp- 5
1576 Okunma.
06 Mart 2020
Bütünleyici/ Tamamlayıcı Tıp- 4
1614 Okunma.
26 Şubat 2020
Bütünleyici/ Tamamlayıcı Tıp- 3
1721 Okunma.
19 Şubat 2020
Bütünleyici/ Tamamlayıcı Tıp- 2
1816 Okunma.
12 Şubat 2020
Bütünleyici/ Tamamlayıcı Tıp- 1
2029 Okunma.
05 Şubat 2020
EGO/ NEFS, bilinç atımızdır- 11 (Son)
1866 Okunma.
29 Ocak 2020
EGO/NEFS, bilinç atımızdır- 10
2002 Okunma.
23 Ocak 2020
EGO/ NEFS, bilinç atımızdır- 9
1995 Okunma.
16 Ocak 2020
EGO/ NEFS, bilinç atımızdır- 8
2387 Okunma.
08 Ocak 2020
EGO/ NEFS, bilinç atımızdır- 7
2430 Okunma.
02 Ocak 2020
EGO/ NEFS, bilinç atımızdır- 6
2276 Okunma.
26 Aralık 2019
EGO/ NEFS, bilinç atımızdır- 5
2668 Okunma.
17 Aralık 2019
EGO/ NEFS, bilinç atımızdır- 4
2369 Okunma.
11 Aralık 2019
EGO/ NEFS, bilinç atımızdır- 3
2439 Okunma.
04 Aralık 2019
EGO/ NEFS, bilinç atımızdır- 2
2471 Okunma.
28 Kasım 2019
EGO/ NEFS, bilinç atımızdır- 1
2505 Okunma.
20 Kasım 2019
Düalite sırrı (Zıtlar prensibi)- 4
2431 Okunma.
13 Kasım 2019
Düalite sırrı (Zıtlar prensibi)- 3
2276 Okunma.
07 Kasım 2019
Düalite sırrı (Zıtlar prensibi)- 2
2941 Okunma.
30 Ekim 2019
Düalite sırrı (Zıtlar prensibi)- 1
2247 Okunma.
24 Ekim 2019
Duygular, bilinç prangalarıdır- 3
2154 Okunma.
16 Ekim 2019
Duygular, bilinç prangalarıdır- 2
2213 Okunma.
10 Ekim 2019
Duygular, bilinç prangalarıdır- 1
2359 Okunma.
04 Ekim 2019
Herşeyin Hakk’ını vermek (AN’ın kulu= "Vakt'in oğlu olmak)
2359 Okunma.
27 Eylül 2019
Akleden Kalp (Zihin/ Gönül)- 4/ son
2289 Okunma.
19 Eylül 2019
Akleden Kalp (Zihin/ Gönül)- 3
3046 Okunma.
12 Eylül 2019
Akleden Kalp (Zihin/ Gönül)- 2
3658 Okunma.
05 Eylül 2019
Akleden Kalp (Zihin/ Gönül)- 1
2818 Okunma.
31 Ağustos 2019
Bağımlılıklar’ımız / Zincirler’imiz- 3
2486 Okunma.
22 Ağustos 2019
Bağımlılıklar’ımız / Zincirler’imiz- 2
2597 Okunma.
16 Ağustos 2019
Bağımlılıklar’ımız/ Zincirler’imiz- 1
2607 Okunma.
08 Ağustos 2019
Başlarken…
3947 Okunma.
Haber Yazılımı