Yazı Detayı
02 Şubat 2019 - Cumartesi 12:18 Bu yazı 193 kez okundu
 
Kaygan, ıslak ve kaypak bir dostluğun düşündürdükleri
Sevinç Şahin
svnc.shn@gmail.com
 
 

<<<Ellerini aniden cebine attı adam, bir " yaşamak" çıkardı cüzdanından, bodur bozdur harca dedi arkadaşına. Döndü, gitti. Yaşadıklarını ve bu sona nasıl geldiklerini düşündü; "arkadaşlarım...arkadaşlarım..." diye sayıklarcasına tekrarladı durdu...

Geçtiği her sokak, gördüğü her şey; arkadaşları...arkadaşları...Bir duvar dibi aradı, sırtını dayayıp ağlamak için. Bıraktı göz yaşlarını sel oldu, aktı. Gitti her damlayla; arkadaşları... arkadaşları...

"Her gidiş birbirine benzer" diyordu şair.

Yanılıyordu, arkadaşlıktı giden! Beraber yürüdükleri yolu gerisin geri yalnız yürüyordu şimdi. Yazdı, soğuktu. Bahardı, kar yağıyordu. Kıştı, güneş yakıyordu. Tersine dönmüştü dünya, tersine dönmüştü hayat. Tersi dönmüştü adamın, ellerini suçladı yanlış elleri tuttu diye. Elleri saçlarını yoldu cevaben.

Bir volkanın ağzındaymış gibi hissediyordu artık. Sabahladı o duvar dibinde. Ne ayakları yürümek istiyordu bir yerlere, ne gözleri görmek istiyordu birilerini. Kapadı gözlerini oturduğu yerde.>>>

Başı ve sonu olmayan bir öykü bu. Kaygan, ıslak ve kaypak bir dostluğa dair. Birçok güzel kavram gibi dostluk, arkadaşlık kavramları da sözlüklere sıkışıp kalmış. "Can dostum", "Kardeş Gibiydiler"...Birer sinema filmi ismi. Ütopya gibi görünüyor buradan.

İnsanlık bu hale yeni gelmiş değil. Eskilerin yazdığı eskimez eserleri okurken fark ettiğim önemli bir şey; tarihin her safhasının tekerrürden ibaret olduğu. Bakıyorum, insanlık hep aynı sınavlardan, aynı merhalelerden geçmiş tekrar tekrar. Tekrar tekrar sınanmışız. Ve hala aynı sınıftayız.

Bu hususta sınıf geçmek zor herhalde. Gerçi insanlık, bu son yüzyılda özellikle "insan olmanın temelleri" hususunda sınıfta kalmıştır.

İncinmeden veya incitmeden günü bitirdiğimiz yok artık. Her sabah aslen aynı kapıya çıkan, şeklen farklı görünen bin türlü sorunlarla açıyoruz dünyaya gözümüzü. Haber diye her gün felaket senaryoları ve sahneleri seyrediyoruz, umudumuzu tüketen. Kolumuzu kanadımızı kıran, hayallerimizi baltalayan. Her kelime umutlarımıza yapılmış bir linç girişimi gibi adeta.

İnsanın kollarını açarak: "Fe eyne tezhebun?" (Nereye bu gidiş?) diyesi geliyor. Şiirin kalbine inmiş şairimiz Necip Fazıl ne güzel ifade etmiştir bu duyguyu:

Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!

Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:

Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,

Çatırtılar geliyor karanlık kubbemizden,

Çekiyor tebeşirle yekûn hattını âfet;

Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!

Durum diye bir lâf var, buyrunuz size durum;

Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodurum!

Peki bu durumun mesulleri kim ve kimlerdir? Hiç kimse bakınıp durmasın etrafına; kötülerin cüretkarlığını taşımıyorsa iyiler, en az kötüler kadar suçludurlar. Parmağınızla başkalarını işaret etmeden önce düşünün "ben ne yaptım, ya da yapmadım?" diye. Tutun kaldırın elinden insanlığın, önce içinizdekinden başlayarak. Her ateş bir kıvılcımla başlar önce. Kıvılcım küçüktür, aciz görünür ama o olmazsa ateş olmaz. Kim? diye sorulduğunda sağınıza solunuza bakmayı bırakın. "BEN" deyin ve bilin ki siz olmazsanız olmaz...

"İnsanlığın Elinden Tutmak" bu yüzyılın projesi olsun. Sırtımızı duvarlara değil dostlarımıza dayayalım güvenle. Haber adı altında insanlığın kokuşmasını seyretmeyelim artık. Nokta kadar menfaatlerimiz için virgül gibi bükülmesin başımız, belimiz. Gelin insanlığın elinden tutmak için el ele verelim. Ben buradayım ya siz?

 
Etiketler: Kaygan,, ıslak, ve, kaypak, bir, dostluğun, düşündürdükleri,
Yorumlar
Haber Yazılımı escort istanbul istanbul escort porno izle sex hikaye porno indir türk porno escort