Yazı Detayı
28 Kasım 2019 - Perşembe 14:01
 
Ego/ nefs, bilinç atımızdır…

(Bilinç Mertebeleri -1)
Dr. Ömer Hakan Yavaşoğlu
nehirgazetesi@hotmail.com
 
 

Bilinç mertebeleri  konusuna girmeden önce doğu ve batı medeniyet ekollerinin ego/ nefs'e nasıl baktığını ve onları nasıl tanımladıklarını gözden geçirmemiz lazım. 

Modern Psikiyatrinin kurucularının  iki büyük duayeni olan Freud ve Jung'ın Nefs/ ego tanımlarını hatırlayalım. Freud'a göre ego'nun bilinçli halleri buzdağının görünen kısmı, asıl olan ve hayatı yöneten tarafı ise bilinç- altını temsil eden buzdağının görünmeyen kısmıdır.  Oysa Jung; ego'yu, bilincin merkezi “komplexi” olarak tanımlar. Komplex tanımını olumsuz hastalıklı  manada değil daha ziyade “duygusal enerji” yüklü bir potansiyel olarak vurgular. Jung'a göre ego/ ben çekirdeği, bilincin oluşmasında temel rol oynar. Dışarıdan (karanlık bilinçaltının güçleri) ve gerçek hayattaki vurucu yıkıcı hengameden dolayı istila edilmeye çok açıktır. O'na göre güçlü bir ben/ ego olmadan bağımsız bir hayat na-mümkindir. Hayatın ilk yarısında dış- dünya (afak) ile olan diyalog, ikinci yarısında içsel (enfüsi) bir diyaloğa  dönüşür. Bu kez muhatap anne, baba, yar, yaran değil içimizde taşıdığımız bir başka gerçekliktir. Jung'a göre sanki bu aşkın bir diyalogdur. Bu süreç Jung'a göre ferdileşme/ aydınlanma dediği süreçtir. Ona göre terapinin amacının dolayısıyla gerçek mutluluğa ulaşmanın (bilinci en yüksek mertebelere çıkarmanın) amacı da bu ferdileşme/ aydınlanma olmalıdır. 
İmdi öncelikle “Nefs psikolojisi”ne göre ego/ ben, anlamı konusunda biraz zihinsel geviş getirmeye başlamalıyız. Çünkü her birerlerimizi “günlük alışılmış bilinç durumu”  (GABD)'ndan yani “rutin bilinç kozası”ndan kurtaracak farklı bilinç mertebelerinin nasıl bir şey olduğunu kavramak zorundayız.  Yine  temel referans olarak bilge- psikiyatrist Dr. M. Merter'in aynı eserin(Nefs Psikolojisi)i izlemeye devam ediyoruz.  Öncelikle bilinçdışının hiyerarşik bir yapıya sahip olduğu fikri, Batı'da psikosentez ekolü kurucusu olan Freud ve Jung'ın talebesi olan R. Assogioli'den (1888-1974) geliyor. Assogioli, Sufizm de dahil pek çok maneviyat geleneklerinden esinlenerek “yumurta şeması/çok-katmanlı-bilinç metaforu”oluşturur.R.Assogioli bilinç metaforu'nun temel mesajı, bilinç-dışının kademeli /hiyerarşik bir yapıya sahip olmasının yanısıra, insanın derunundaki “yüksek benliğe” (CAN potansiyeli) işaret etmesidir. Fakat bu şema, insanı anlama konusunda yetersizdir. İki konuda yetersizdir aslında bu metafor. Birincisi, kolektif bilinç- dışında olan ve ilahi boyutu gözardı eden ”damlanın denizdeki varlığı misali” varlığıdır ki bu hocası Jung'ien görüşü yansıtır. İkinci ve daha da  önemli olan yetersizlik, ”nefs /ego dinamiği”nin bu şema içinde yer almamasıdır.  Yani kısaca hikmete düşkün ve aşkın olana mübtela olan bu güzel batılı bilim insanları; ego/ nefs'in çok yüksek bir potansiyel enerjiyi taşıdığını anlamış, hmiş fakat bunu nasıl bir metodla ortaya çıkarabileceklerine dair bir yöntem bulamamışlardır. 
Aslında insanın (ve dahi kainatın) düalite/ zıtlık sırrına muhatab olmasıyla belirginleşen bu iki kutuplu varoluşu, zaten  tüm dinlerin ve maneviyat yollarının müşterek görüşüydü. Freud'un bilinç- dışını ön plana çıkarmasıyla birlikte, bilinçdışı kategorilerinin de er ya da geç bu iki kutupluluğa uyması kaçınılmazdı (ahsen-i takvim/ esfele safiliyn, en güzel şekilden aşağıların aşağısına dikotomisi/ tezatlığı, bkz.Kur'an Tin Suresi ; 95: 4-5). İlginç olan ise kırk küsür yıllık araştırmalarında Freud'un bu gerçeği görememesidir. Üst bilinç dışı kavramı sanki onun için yoktur. Ancak yakın arkadaşı bir Fransız yazar Roman Rolland (1866-1944) ona bir mektubunda “okyanus duygusu”ndan (oceanic feeling) bahsedince Freud sonraları  “Medeniyet ve Hoşnutsuzluklar” adlı kitabında bu duyguyu “aşkın sistem/ din olgusunun temeli olarak sunar.  Şimdi yavaş yavaş farklı bilinç durumlarını/ mertebelerini zihnimize kazıyabilmek için temel olarak Assiogioli'nin şemasını baz alarak üstad M. Merter'in kendi medeniyet versiyonumuzla oluşturduğu yumurta/ bilinç metaforunu anlatmaya çalışayım sizlere: 
Büyük bir yumurta (mesela deve kuşu yumurtası)hayal edin lütfen: ve enine olarak üç eşit katmana bölün. En alt katman ALT BİLİNÇ- DIŞI, orta katman ORTA BİLİNÇ- DIŞI, en üst  de ÜST BİLİNÇ- DIŞI olsun.  Bu yumurta/ bilinç metaforunu; “insanın temel bilinç ve bilinç- dışı durumları/ mertebeleri” şeması diye de adlandırabiliriz. Orijinal yumurta şemasına kıyasla  bu modifie (üstada ait olanı) şema bilinçli benlik ve  ve ego/ ben konusunda biraz daha ayrıntı vermekte (bknz şekil-1)  Benlik , merkezi bir ego/ ben etrafında organize olmuş bir dizi “alt kişilik” sergilemekte.  Bu alt kişilikler, kendi başlarına bağımsız gibi görünen birbirinin zıddı  olabilen, çok güçlü rollerdir. Ve farkında olmadan pratik yaşamdaki hayatımız için gerekli gereksiz birçok kararlarımızın alınmasında rol oynayan otomat- davranışlarımızın ana kaynaklarıdır 
(devam edecek). 

 
Etiketler: Ego/, nefs,, bilinç, atımızdır…, (Bilinç, Mertebeleri, -1), ,
Yorumlar
Haber Yazılımı