Yazı Detayı
24 Ekim 2019 - Perşembe 16:06
 
Duygular, bilinç prangalarıdır- 3
Dr. Ömer Hakan Yavaşoğlu
nehirgazetesi@hotmail.com
 
 

(İfrat- SEVİNÇ halleri)

Önceki yazılarda korkunun nörobiolojisi (beyinde nasıl oluştuğu, nelere yol açtığı, genel olarak biolojik- bedenimizdeki hikmetleri ve yol açtığı zararları) hakkında tartışmaya çalıştık. İnsan yaşamında, korku gibi olumsuz duygular dışında hüzün, sevinç, şaşkınlık vb. birçok duygular da yer alır.İnsan olmanın (ve dahi bu duyguları oluşturan elektrik aktiviteleri insan beyninin doğal çıktılarıdır) gereklilikleridir bu duyguların hissedilip yaşanması. 
Peki sevinç ve özellikle de “sevinçte ifrat halleri” yaşandığında ne gibi değişiklikler olmakta beynimizde ve bize olan faydaları ve zararları hakkında beyin fırtınası yapmaya çalışalım.
Hüzün ve sevinç yaşamın çok sık karşılaştığımız iki ayrılmaz zıt gerçeği (duygularıdır). Her bir düalite sırrı gereği biri geldiğinde diğerinin kapımızı çalması an meselesidir. Kainatın her yerinde  her zamanda ve her disiplinde ve her türlü sosyolojik olaylarda ve dahi biolojik- bedenlerimizde bu  düalite sırrına her an rastlamak mümkündür.
Hüzünlü ve sıkıntılı geçirdiğimiz her zaman diliminin belli bir süre sonunda mutlaka sevince kavuştuğumuzu söylemek abesle iştigal ol(a)maz. Tam tersi de geçerlidir. Sevinçlerimizi gereğinden fazla abarttığımızda (şımardığımızda veya ifrat hallerle coşkunluk/ taşkınlık gösterilerinde girdiğimizde) ise tersi olan ciddi üzüntü ve sıkıntılarla karşılaştığımız çok vakidir.
Şimdi yine pratik yaşam gerçeğinden bir örneklendirme ile zihin inşamızı kurgulayalım:
Bir genç delikanlı düşünün, yıllardır evlenmek istediği çocukluk arkadaşı olan genç kızdan hep olumsuz teklifler almış. Gözü yükseklerde olan havalı genç kızın hayalleri suya düşünce kerhen, kendisine delicesine aşık olan delikanlının evlilik teklifini kabul ediyor. Mütevazi ama akıllı bir motor ustası olan delikanlı bu imkansız olan ve artık umudunu yitirdiği anda aşkına kavuşmanın sarhoşluğuyla öyle bir sevince  gark oluyor ki, günlerce arkadaşlarıyla bu olayı kutlamak için sabahlara kadar vur patlasın çal oynasın seanslarıyla deliler gibi yiyip içiyor. Velhasılı kelam ifrat- sevinç halleriyle abartılarak kutlanan bu hengameler esnasında asıl evlilik öncesinde yapılması gereken aileler arası istişareler, sosyo- kültürel denklikler, eğitim farkları vb gibi konular es geçiliyor.
Sonuçta; okumuş ama evde kalma korkusu olan genç kızlarının seve seve evlenmesine razı olan anne baba da genç motor ustasının eğitim seviyesi vd. unsurlarını görmezlikten  gelerek birçok açıdan geleceği sıkıntılara gebe olacak bu evliliğe göz yumuyorlar.
Genç motor ustasının ifrat- sevinç gösteri ve şaşaalı kutlamaları ve evlilikte istişaresiz hareket ederek apar- topar çocukluk aşkını elde etmenin sarhoşluğu aklını başından alıyor.
Şimdi tüm bu ifrat- sevinç durumunun nörobilim penceresinden nelere yol açabileceğini irdelemeye çalışalım :
Öncelikle motor ustası olan bu delikanlının beyninde  hangi değişiklikler oluyor?
Sevinçli olaylar sırasında(ve dahi haz aldığımız her maddi ve manevi/ ruhsal olayda)- “bağımlılıklarımız” adlı makalelerde bahsedilmişti -beyinde HAZ-hormonu denilen Dopamin, Serotonin vd. benzeri hormonların salgılanması artar. Bu nörokimyasal (haberci  hormonlar) ajanlar aşırı tüketildiğinde (ifrat sevinç/ haz halleri) bunların başka sorumlu olduğu görevlerde aksamalar olur ki bu aynen karşılığı olmayan kredi borçlanması gibidir. Normalde sadece haz, mutluluk için değil aynı zamanda araştırma, merak- duygusu  hareketi kontrol etme vb. birçok ekstra görevleri de olan bu dopamin vd. haberci- hormonlar beyinde çok hızla tüketildiğinde bir süre sonra anhedoni (anlamsızlık), bilinçte sislenme, rutinlik duygusu,tükenmişlik ve en sonun da psikomotor (ruhsal ve bedensel gerileme) retardasyon/ depresyon, halleri olmaya başlar.
Yani özetlersek; ifrat düzeydeki sevinç/ haz/ tutkuyla elde etme eylemleri, beyinde insanın bilinçli hareketleri için asıl  olan kortikal bölgeler (özellikle de frontal/ ön-beyin fonksiyonları) devre-dışı kalmaya başlar. Ve hazza/ifrat heyecan hallerine/bağımlı olan beyinlerde resmen “bilinç prangaları” oluşur.
Ve genç motor ustası evliliğin cicim aylarından sonra,deli gibi aşık olarak aldığı kendisinden daha üstün eğitimli eşinin bir süre sonra kendisini gerçekten sev(e)mediğini hmeye başlar. Derken yavaş yavaş aile içi kavgalar şiddet ve mahkemelerle boşanma kaçınılmaz olur(hele çocuk da varsa olay daha vahim neticelere gebedir).
Tüm serencamı tekrar gözden geçirecek olursak, ileri gittiğimiz her duygusal olay davranış ve düşüncelerimizde mutlaka, o olayın zıttını davet ederiz farkında veya olmaksızın,bu ise aşırı şımarmamıza ve sonunda aşırı üzülmemize yol açarak mutsuzluklarımızı besleyen bir davranış modeli haline  gelir ve  bu beyin yapımızda aklı temsil eden Frontal fonksiyonlarımızın devre-dışı kalmasıyla alakalıdır. Oysa yarattığı kullarını çok iyi bilen Sonsuz Kudret ; Hadid-23 de;”Onlar ne gelene sevinirler  ne de ellerinden gidene üzülürler…” buyurarak her konuda dengeli ve itidalli olmayı vurgulayarak  bu gerçeğe ne de güzel dikkat çekmiştir değil mi ?…
Sağlıcakla kalınız…

 
Etiketler: Duygular,, bilinç, prangalarıdır-, 3,
Yorumlar
Haber Yazılımı