Yazı Detayı
20 Kasım 2019 - Çarşamba 20:33
 
DÜALİTE SIRRI (ZITLAR PRENSİBİ)- 4
Dr. Ömer Hakan Yavaşoğlu
nehirgazetesi@hotmail.com
 
 

 

 

 


(Ruh- Beden) Beden- Ruh çiftinden başlayalım isterseniz. Geçen yazıda aşağıda çok önemli bir bilimsel gerçekten bahsetmiş ancak izah etmemiştik. Nörobilimin dünyadaki önemli duayenlerinden olan Prof. Dr. A. DAMASIO; insanın hem metabolik hücresel yapılarından hem de zihinsel yapısından gelen ana iki yapısına (zahir x batın) ait bilgilerle yaşamın her anında”AN be AN” oluşan ZİHİN- BEDEN HARİTALARI'ndan bahsetmektedir (bu zihin- beden haritaları gerçekte çevrenin farkettiği beden- vücut dilimizdir. Mevlana’nın ”testi içindekini sızdırır” sözünü hatırlayın). Bu bilimsel gerçeğin ışığında; beden- ruh ikilisini anlamaya gayret edelim. İnsan, hem latif (ruh) hem de kesif (beden) bir varlıktır. Onun berzahta, arafta yaratılmasıdır ki kendisini tenakuz içinde (çatışma) hisseder her daim. Ünlü Nörobilim duayeni Prof. MESULAM bunu çok güzel anlatır, bilinç için çok güzel bir şekilde yaptığı tarifinde: “BİLİNÇ; insanın dış çevreyi algılayan AYNA– NÖRON SİSTEMİ (afak)/ MNS ile iç dünyasının nöral- faaliyeti olan BEYİN- İSTİRAHAT MODU (enfüs)/ DMN'nun diyalektik geriliminden (çatışmasından) meydana gelir.” Bedenin yaratıldığı toprak ham maddeli biolojik- beden, yapısı gereği kendi varlığını koruyabilmek için sınırsız bir şekilde habire arzu ve istek bombardımanına tutar sahibini. Burada ego dan kasdedilen (nefsin şerri denilen ve zulmani nefs/ ego diye de anılan tarafını kastediyoruz), yani toprak bedenimiz/ maddemiz için çalışır. Onun görevidir çünkü. Oysa Nefs/ ego’nun bir de rahmani- nefs denilen asıl/ hakikat tarafı vardır ki bunun aslı orijini ruha müteallik olduğundan (“ve nefahtuhu min ruhi/ ben insana kendi ruhumdan üfürdüm” sırrı) bu tarafı ise insanı kendi kaynağına, aslına doğru çekmek götürmek ister sahibini. “Nefsini bilen Rabbini bilir” gerçeği de bu hakikati aynen tasdikler yürekten. Hangi nefsi? Nasıl? diye sorguladığımızda işte bu nefsin hareketlerinin ve izlenmesinin, sorgulanmasının önemi ortaya çıkıyor. Levvame motoruyla kendini sürekli levm eden/ sorgulayan ego sahibi işte nefsin şerrinden sıyrılıp yavaş yavaş rahmani nefsin kokusunu almaya başlar(ki Şems-7-8 de vb. birçok ayet ile bu resmen emredilmiştir). İşte insan bu yüzden bu dünya alemine, ruh- beden zıt ikilisinin karşılıklı zıt taraflara birbirini çekmesiyle sürekli çatışmaya düşmüş bir halde yollanmıştır (bu dünya formatının kaçınılmaz şekilde zıtlar/ düalite çatışmasını zorunlu kılar ki insanın kemalat yolculuğuyla olgunlaşabilmesi sürekli zorluklarla mücadelesi ile mümkündür, aksi halde onu kendi haline bıraktığınızda nefs/ egonun şerrine uyarak kendini HAZ/ lezzet madde bataklığına gömer, Şems-10 gerçeğiyle de bu bildirilmiştir açıkça). Prof. Damasıo, hayatını adadığı zihin- beden haritalarını ortaya çıkarmak için yaptığı nörobilim araştırmalarında bu konulara bi-hakkın vakıf olan nadir bilge- hekimlerden birisidir. Kendisine örnek aldığı bilge- filozof ise bin altı yüzlü yıllarda yaşamış Hollanda’lı Filozof Spinosa’dır. O’nun, Spinosa’nın eserlerinden çıkardığı en önemli ders; latince “conatus” denilen yani “arayış/ hikmet/ sorgulama/ say-u gayret/ çaba”dır. Damasıo işte bu kelimenin izini sürmeye başlamış ve DUYGU-→ HİS ler→ Düşüncetefekkür→ sonucunda beyindeki nöral yapıların izini sürerek öyle bir noktaya gelmiş ki… sonunda RUH yolculuğunu farketmiş ve hulasa olarak insanın metabolik, biolojik- beden yapısındaki olağanüstü homeostazı (denge) tanımlamış (afakı tetkik etmesi) ve bunların da düzenlenmesinin aslında insanın zihinsel dünyası, bilinci ile oluşturulabilen (enfüsüyle yorumlayarak) bir zihin- beden haritalanma ile AN be AN güncellenen bir nevi enerji- beden yapısıyla etkileşim içinde olduğunu açıklamıştır. Fussilet- 33'de vurgulanan gerçek penceresinde bakalım olay çok daha netleşecek:; “Biz AFAK'ta ve ENFÜS'lerinde onlara ayetlerimizi (işaretlerimiz/ hakikatlerimizi) göstereceğiz”. İşte Prof. Damasıo ve Prof. Mesulam’ın gibi önemli nörobilim duayenlerinin aynen ulaştıkları gerçek gibi insanın kendi hakikatine ulaşması iç- dış (enfüs X afak) yani beden X ruh'un bir çatışması (yani sentezle, aslında zıtların uzlaştırılması ile düalitesinin/ ikiliğin BİR/ TEK'liğe dönüştürülmesi ile mümkündür). Bakın asırlar evvel bir bilgenin aynı anlamdaki sözüne kulak verelim : “Ben ALLAH’A zıtları cem ederek ulaştım.” Hulasa edersek; bu dünya formatıyla kısa zaman dilimindeki yaşamında Sonsuz Kudret tarafından insana verilen her bir düalite/ zıtlar anahtarı aslında bilinç- mertebelerinin yükseltilebilmesi (huzura/ sekineye/ mutmain kalbe ulaşabilmek) içindir sadece, vesselam… 
Anlamak ve eyleme geçirebilmek niyazıyla! Sağlıcakla kalınız…

 
Etiketler: DÜALİTE, SIRRI, (ZITLAR, PRENSİBİ)-, 4, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı