Yazı Detayı
27 Kasım 2018 - Salı 11:09 Bu yazı 425 kez okundu
 
Çocuk denince, durup düşünmek lazım...
Sevinç Şahin
svnc.shn@gmail.com
 
 

Bir ‘20 Kasım Çocuk Hakları Günü’nü de geri de bıraktık. Sessiz sedasız geldi geçti. 

Çocuklarımızı son derece alakadar eden bir gündemin gölgesinde kaldı: Dershaneler. Bu konu hakkında da söyleyecek çok sözümüz ve hatta ciddi tekliflerimiz var.( kim kale alır bilmem ama) Başka bir gün, başka bir yazıda inşallah.
Çocuk Hakları dendiğinde aklımıza, şiddet görmüş, zarar görmüş, savaşın ortasındaki, sokağın ortasındaki ve açlığın pençesinde ki çocuklar geliyor. Sakın bu meseleleri küçümsediğim anlamına gelmesin, ama ben dikkati evin içinde ki çocuğa çekmek istiyorum. Hani şu açta açıkta olmayan, anası babası yanında olan, yediği önünde yemediği ardında olan, okula giden çocuklar var ya işte onlara dikkat çekmek istiyorum izninizle. Dışarıdan bakıldığında hiç bir eksiği yokmuş gibi görünen çocuklar. 
Öncelikle biz yetişkinlerin çocuk algısını değiştirmesi lazım. Çocuk, bizlere yetişkin olana kadar elinden ve gönlünden tutmak üzere emanet olarak verilmiş bir varlıktır; malımız değildir. Bizim tahakkümümüz altında yaşamak zorunda olan, bizim arzu ve isteklerimizi gerçekleştirmek üzere ve hatta bizim gerçekleştiremediğimiz hayallerimizi gerçekleştirmek için bize verilmiş değillerdir. 
Onun da kendine göre duyguları, kaygıları, arzuları ve planları vardır. Sadece biz öyle istiyoruz diye onu giymek, onu yemek, oraya gitmek vs. veya bunların tam tersini yapmak zorunda değil. Bütün bunlar için baskı yapma hakkımız yoktur. Yalnız altını çizerek söylüyorum “biz öyle istiyoruz" diye. 
Çocuğa vereceğiniz en büyük değer ona saygı duymanızdır. Onu adam yerine koymanızdır; asla çocuk olduğunu unutmadan. Nedir adam yerine koymak? Sofrada üç çeşit yemek var, bırakacaksınız hangisinden ne kadar yiyeceğine kendi karar verecek; siz zaten yemek seçmenin yanlışlığını ve Hz. Peygamberin yemekte nasıl davrandığını ona öğretmiştiniz ya! Bırakın belki o anlık iştahı kapalıdır. Belki canını sıkan bir şey olmuştur; aynı sizin de zaman zaman yaşadığınız gibi. Bilmem anlatabildim mi?
Bizim toplumda özellikle evcil hayvan muamelesi görüyor çocuklar( ve hatta kadınlar). İfade şu:" belasını mı arıyor, her şeyi var, aç mı açıkta mı, evi var, yemeği var" Sağ olasın bir tasma tak gezdir kuçukuçu niyetine. Elbette yiyecek, giyecek, barınma çok mühim ihtiyaçlar. Ama sağlıklı nesil yetiştirmek, sadece boğazına bir şeyler tıkıp, sıcaktan soğuktan korumakla olmuyor; olsaydı şimdi ortalıkta bu kadar yetişememiş insan dolaşıyor olmazdı, biz de böyle cümleler kurmak zorunda kalmazdık.
Bizim neremiz yetişkin, Allah aşkına. Kendi yetişememiş ki, çocuk yetiştirsin. Ama bu çıkmaz sokak değil, bu kısır döngü olmaktan çıkarılması acilen gerekli bir durum. Zor mu? evet.
Ama imkansız değil. Cahiliye devrinin Ömer'inde bir Hz. Ömer mevcuda gelebiliyorsa, imkansız diye bir şey yok. Sadece, peygamber feraseti, sabrı, hoşgörülüğü, ilmi ve anlayışı gerekli. 
Şimdi Peygamber kim, biz kim diyenleri duyar gibiyim. Sizler eğer böyle geçiriyorsanız içinizden durun! Sakın ha! Rabbim Hz. Peygamberi, istediğiniz kadar uğraşın onun gibi olmanız imkansız diye göndermedi. Tam tersine, bakın bütün bu davranışlar yapılabilir, Hz. Peygamber de sizin gibi bir insan, onun gibi olmanız mümkündür, diye gönderdi.
Dönelim çocuk meselesine, çocuklarımızı büyütürken, saygı ve sevgi başyardımcılarımız olacak evvela. Dikkat edelim, onlar için "her şeyi" yaptığımız halde niçin memnun etmekte zorlanıyoruz. Çünkü çocuğun hisleri deformasyona henüz uğramamış olduğu için, sizin ona ne vermediğinizin farkında: "Beni bunlarla kandıramazsınız" diyor aslında. Anlarsak tabii.
Şiddet sadece el kaldırmakla olmuyor, ağzınızdan çıkanı kulağınız duyacak. Siz çocuğunuz hangi sıfatı yakıştırıyorsanız, bir gün "O" olarak karşınıza çıkınca hiç şaşırmayın. Ve bir gün onun da gücünün yeteceği vakit geldiğinde aynısını size, size olmazsa kendi eş ve evladına reva görecek. Sebep? Çünkü yetişkin olmak böyle bir şey diye öğrendi. Sadece dediği olduğunda kendini daha er ve daha değerli hisseden kadın ve erkek yetiş(ememişler)kin doluydu etrafında. Eee oda bir yetiş(ememiş)kindi artık.
Çocuklarımıza gereken önem ve değeri verdiğimiz gün dünyanın çok daha yaşanılır bir hale geleceğinden emin olun. Çocukluk yanlarını yitirmelerine müsaade etmeden yetiştirmeliyiz onları. Onların sadece bir tane yüzleri var, bin bir surat olmalarına engel olmalıyız.
Duygu ve düşüncelerini, yalan katmadan sevgi ve saygıyla ifade etmelerine imkan vereceğiz. Onları kendi dünyamıza sokmak yerine bizler onların dünyalarına gireceğiz. Unuttunuz belki çocukluğunuzu, hatırlayın o dünyayı. O dünyada sizler ne kadar mutluydunuz, ta ki yetişkin bir el size "dur!" diyene kadar. 
Bu söylediğim şartlarda bir çocuk bile yetişse, dünya için en büyük umut olacaktır...Umudum budur.... 
Nasıl ki bir yağmura, kuşa, rüzgâra rengini, ırkını, dilini ve inancını soramıyorsanız; bana da sormamanız gerektiğini bilmenizi istiyorum.
Barış adına hiç kimse, sabah kendi çocuğunu öpüp kokladıktan sonra, dünyanın diğer çocuklarının yaşam hakkına yeltenmesin. Bunu engellemek sizin göreviniz ve sorumluluğunuzdur.
Yeryüzünün her santimetre karesinde çocukların sesi, neşesi ve şarkıları yankılanmalıdır. Bunu, ev ödeviniz olarak aklınızın bir köşesine not edin.
Biz çocuklar, sağlıklı büyüme ve saygı görme hakkımızı yüksek sesle talep ediyoruz.
Tüm bunları beceremiyorsanız, bir daha karşımıza hiç çıkmayın ve bizleri sevdiğiniz masalına da inanmamızı beklemeyin.
Gülümsemesi eksik çocuk fotoğraflarının, dünyanın her ülkesinde büyüklerin vicdanında bir yara bandı gibi duracağının bilinmesini bir kez daha ısrarla tekrarlıyoruz.

 
Etiketler: Çocuk, denince,, durup, düşünmek, lazım...,
Yorumlar
Haber Yazılımı bursa escort lara escort