Yazı Detayı
31 Ağustos 2019 - Cumartesi 15:55 Bu yazı 155 kez okundu
 
Bağımlılıklar’ımız / Zincirler’imiz…(3)
Dr. Ömer Hakan Yavaşoğlu
nehirgazetesi@hotmail.com
 
 

Geçen haftaki yazımızda bağımlıklarımızın,  bizi  iki uca(ifrat-tefrit) nasıl savurabileceklerinden bahsetmiş ve orta/vasat yolun, önce zihnimizde sonra ise yaşantımızda nasıl inşa olabileceğine dair düşüncelerimizi paylaşmış idik.

Şimdi ise bağımlı yaşadığımız zaman dilimlerinde hangi beyin bölgelerini kullanıp, hangi bölgeleri kullanamadığımızı(bilmeden nasıl iptal ettiğimizi) tartışmak istiyorum.

Nörobilim araştırmaları; herhangi bir şeye bağımlı olduğumuzda (bağımlılık yapıcı- madde, tat, koku, lezzet veya aşırı spritüel/ruhsal çalışmalar, alkol-sigara ve ila ahir…) beynin derin çekirdekleri denilen otomat-motor/duygu ve düşünce çıktılarından sorumlu bölgelerde kan akışı olduğunu göstermiş ve sonucunda bu bölgenin aşırı çalışması, daha öncede bahsedildiği üzere Dopamin denilen "haz ve merak hormonu” da diyebileceğimiz ana nörokimyasalın artışının olduğu gösterilmiş.

İşte insanoğlu asıl aldığı o maddeye değil de, maddenin alındığında oluşan o terkedilemez zannedilen HAZ HİSSİ ne bağımlı olur ama o madde aracı olduğu için haz hissine beyin ona oyun oynar, zaten bunu farkeden “farkındalıklı zihinler” bağımlı oldukları maddeyi bırakma noktasında çok ciddi mücadele der ve başarırlar.

İmdi dikkat buyurun lütfen, hayatımızda huzurlu/mutmain veya mutsuz/tatminsiz olmanın çok ciddi-anahtarlarından birini vermek istiyorum:

Zülcenaheyn (ilim+ruhsal kanatlı) bilge-psikiyatristlerden Dr. Mustafa Merter hoca’mızın “mutluluk-asansör modeli”ni kısaca özetleyerek size bu anahtarın kodlarını vereyim ki bağımlı olduğumuz zincirlerimizi kırıp parçalamanın “bilinç kozası”ndan kurtuluş için ne kadar gerekli olduğunu anlatabileyim.

Şimdi kendinizi, şuurunuzu bir an için zeminde duran bir asansör olarak farzedin. Bu günlük alışılmış bilinç haliniz olsun(rutin-bir türlü yakamızı bırakmayan gölge).Dr. Merter bunu “Günlük Alışılmış Bilinç Durumu(GABD)” olarak adlandırıyor. Her insan aslında bu rutin-şuur durumundan kurtulmak için bilinç asansörü ile yükselip bu hissi aşmaya çalışıyor farkında veya farkında olmaksızın(hayatınızda sürekli değişkenlik yapma isteği altında ve farklı hobi ve faaliyetler ve yeni heyecanlar altında gerçekte bu dürtü yatmaktadır).

Yaşamdan somut pratik örneklerle devam edersek olayı çabuk kavrarız:

 Diyelim bir kamyon şoförüsünüz günlük olarak bilmem kaç km. yol yapıp eve gelince tüm yorgunluğu unutturacak ve beyninizi uyuşturacak yıllardır aldığınız çilingir sofrasının( hep bu uyuşuk ve rutin zincirlenmiş bağlarınızdan koparacağınızı ZANNederek aldığınız )eşiniz tarafınızdan hemen kurulmasını şiddetle arzu ediyorsunuz. Yani “rutin-şuur asansörü”nüzü geçici de olsa bir miktar yükseltip (haz hormonu ve heyecan hormonlarını geçici yükseltip) keyf/haz yaşamak ve gündelik hengame stresinden kurtulmak istiyorsunuz, tamam peki bu kadar ekmek telaşından sonra bu keyfi hak ettiniz diyelim, ya sonra ertesi gün ve sonraları yaşadığınız cehennemi rahatsızlık? Biolojik-bedeninizin (kısmen yükselmiş şuur asansörünüzün)aniden yere çakılmasıyla, haz hormonları da aniden kan seviyesi düşüyor ve olan oluyor tabi günlerce baş ağrıları, bulantı hisleri, damarlarda yağlanma, beyin hücreleri ölümü-ve erken bunamaya aday hale gelmekteler.

Şimdi alkolün zararlı etkilerini tartışmıyorum dikkat edin, o maddenin bizi geçici haz hissi vererek buna nasıl bağımlı-zincirli kıldığının mekanizmasını anlatmaya çalışıyorum. Alkol yerine makam bağımlılığı, şehvet bağımlılığı,teknoloji,sosyal medya bağımlılığı ve baş olma sevdası, öfke bağımlılığı,…………./……biriktirme bağımlılığı vs…o kadar çok şey var ki koyabileceğimiz…

Şimdi asıl gelmek istediğim yere gelmeden önce vurgulamak istediğim en önemli şey de şu:

Her ne “şey” olursa olsun bizi bağımlı/zincirli kılanların tamamı aslında farkında olmadan “bilinç kozası”ndaki “rutin-şuur kafesi”ne iyice gömülmemize vesile oluyorlar ve içimizdeki boşluğu giderek giderek daha da büyütüyorlar ve dahi bizim asıl beyin fonksiyonlarımız olan “Frontal yeteneklerimizi durduruyorlar(ki bunlar insanı, hz.insan seviyesine çıkaran ve beynin ahlaki tarafı diye de bilinen alın- lobu fonksiyonlarıdır : düşünmek, tefekkür etmek, soyutlamak, hayal etmek, empati yapmak, diğerkamlık, tasarlamak, tasavvur, geçmiş-AN ve gelecek le ilişkili bellek bağlantılarını kurmak,plan yapmak, organize etmek ve ila ahir….)

Peki, bağımlılık yapan maddeleri sürekli tükettiğimizde (veya onlara bağlı olarak, geleceğimizi bilmediğimiz bir hayal dünyasında yaşamaya devam ederken) ve aynen kredi çekilmiş bankaya olan karşılığı olmayan borçlanmamız gibi dopamin/adrenalin vb haz hormonları erkenden tüketilerek hep daha fazlası arzu edilince şiddetle ve haddini aşmaya başlayınca insan negatif enerjili her şeye (alın teri olmayan haram kazanç)meyleder.

İşte tüm bu sayılan bağımlılık makanizmalarıyla;  Frontal beyin fonksiyonları durmakta ve zaman içinde “zombi beyin/sisli beyin” tabir edilen algılama küntlüğü, okuyup kendini geliştirememe, eleştiriye tahammül edememe, asosyal, narsist yaşama, yarı-tanrılaşma, ANLAMSIZLIK/tükenmişlik , vb yiyen-içen-üreyen-çiftleşen-çıkaran canlı-fizyolojik özellikleri gösteren ama hiç akletmeyen, kendini “levmetmeyen/sorgulamayan” ve  “organizma” hükmünde kendi şuur-kozasında yaşamaya devam etmekle ve yaşamının geride kalanı, ulaşmadıklarını hayal ederek veya başkasının elindekine sürekli göz dikerek “muhakkak ki insan tatminsiz yaratılmıştır” hükmünü onaylamaktadır.

Ve dahi “ben insanı şereflilerin şereflisi kıldım” muhatabının bizzat kendi biricik zatı olduğunu gaflet edip, varlık içinde yokluk çekmektedir… vesselam

Sağlıcakla kalınız efendim…

 
Etiketler: Bağımlılıklar’ımız, /, Zincirler’imiz…(3),
Yorumlar
Haber Yazılımı