Yazı Detayı
22 Ağustos 2019 - Perşembe 11:51
 
Bağımlılıklar’ımız / Zincirler’imiz…(2)
Dr. Ömer Hakan Yavaşoğlu
nehirgazetesi@hotmail.com
 
 

(dengeli/vasat olabilmek)

Önceki yazımızda bağımlılık’larımızın Nörobilim veçhesinden hikmetlerine odaklanmıştık. Şimdi ise medeniyet değerleri açısından sebeplerine ve çözüm yollarına ilişkin düşüncelerimizi dile getirmeye çalışalım:

Mutluluk Klavuzu’muzda inananlar için  “Onlar orta yolu tutarlar/vasat ümmettir” bildirisi dikkat çeker.Yani ifrat(aşırılık) ve tefritten(atalet) korunup Sıratıl Müstakıym sahibi dirler diye bahseder. Neden diye biraz zihnimizi zorlayalım lütfen.

İmdi yine pratik hayat gerçeğinden bir hastalık örneğiyle gidelim isterseniz:

“Bipolar (iki uçlu) Mizaç Bozukluğu/Manik-Depresif Duygudurum Bozukluğu” diye bir nöropsikiyatrik rahatsızlık vardır. Bizim gibi kıyısı Akdeniz’e komşu sıcak iklimli ülkelerde hayli yaygın görülmekte. Hatta belki çok yakınınızda tanıdığınız birileri bu hastalığa düçar olmuş ve/veya bu hastalığı iyi bilenleriniz vardır. Adı üzerinde “iki uçlu....”.Spektrumun bir ucunda bazen ifrat davranış duygu ve düşüncelerle “mani” denilen ruhsal taşkınlık halleriyle aşırı enerjik ve freni patlamış araba gibi her yere dalan duygu ve düşünce ve davranışlarıyla etrafa hayatı zindan ederler. Hatta o kadar ki bazıları kendilerini yarı-tanrı gibi hissederek (vehmi benliklerinin kendilerine oynadıkları oyunu farkedemeyenler) açıkça veya sinsice enfüslerinde kendini kurtarıcı, Mesih, Peygamber vb ilan edebilirler.

Diğer uca savrulduklarında(tefrit) ise ağır depresyona girip sessizce içlerine gömülürler ve psikomotor retardasyon (ruhsal ve psikolojik açıdan giderek gerileyip içe gömülme) ile çıkılması zor ve yeise sürükleyen bir depresyon bataklığına batarlar tedricen.

Şimdi modern nöropiskiyatrik açıdan tedavisi olan ama etrafındaki insanlar için hayli zorlayıcı bu rahatsızlığa bir de irfan öğretilerimiz açısından baktığımızda bu hallerin “bast x kabz” halleri olduğunu anlarız.

Yani baktığınız yer “batı medeniyeti”nin kafamıza taktığı modern tıp gözlüğü ise adı “bipolar depresip-manik bozukluk” ancak kendi medeniyet değerlerimizden devşirdiğimiz “irfan gözlüğü” ile baktığımızda insanın kemalat yolculuğunda yaşanması gereken istasyonlardan birisi diye değerlendirebiliriz bu bozukluğa.

İyi ama şimdi dengeli,orta yol,vasat olmayı konuşurken ana mevzudan çıkmadık mı ? Diye soranlarınız olabilir. Hemen oraya gelmeden önce vurgulamak istediğimiz, tamam her iki taraftan da orta yolu konuşup tartışacağız lakin adama referansın ne? Neye dayanarak böyle düşünüp konuşuyorsun diye sormazlar mı? Karar vermemiz lazım, biz kimiz? Nerede konuşlandık? Neyi? Kimi temsil ediyoruz? Ve de en önemlisi “Ey İnsan…”muhatabına maruz kalan tek şuurlu canlı türü olduğumuzu ne çabuk unuttuk…

Asırlardır, madde-mana çatışmasında maddeyi temsil eden Batı Medeniyetine teslim olan Doğu medeniyeti hala kendi kadim medeniyet değerlerinin ve biriken olağanüstü müktesebatının farkına varamadı. İşte o yüzden de modern tıp dogmasıyla nerdeyse bir asırdır hekim olanlar hastalıklara karşı hep modern tıp bakışıyla bakarken mütemadiyen batının öngördüğü ve bilinçaltına telkin ettiği “hastalık damgası” vurarak ilaca bağlı tedavi sistemi (?) ile dev ilaç tröstleriyle dünya nüfusunu bu şekilde azaltmaya başladılar.

Sonuç ortada: Kronik hastalıkların artışı özellikle bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde durdurulamamakta ve asla önlenememekte kesin bir tedavisi de belli bir aşamadan sonra na-mümkün.

Konu çok dağıldı ama hemen toparlayalım müsaadenizle.

Kainatta her şey zıd/ezdad prensibiyle kaim olduğu bilinen bir hakikattir. Bu konuda sayısız ayet-i kerime vardır Kadim-i Kelam’ımızda.Ve dahi insan “kainat-ı suğra/küçük kainat” olduğuna göre biolojik-bedenimizde de sayısız sistem (örn.sempatik-parasempatik) ve  birbirine zıt çalışan beyin bölgeleri (frontal-limbik otomat istem) bulunur.

İşte yukarıda bahsettiğimiz “iki uçlu/bipolar bozukluk” ara ara tahterevallinin bazen bir tarafının baskın bazen de diğer tarafının baskın olması gibi beynimizdeki sistemlerin nörokimyasal hormonlarının dengesizliğinden kaynaklanır.

İmdi ifrat davranışları fazlaca sergileyen insanlarda (aşırı duygusallık, fazlaca konuşmak, freni tutmayan argo kelamlar etmek, uykuya dalamama, aşırı fiziksel çalışma vb) dopamin fazla üretildiğinden (haz ve merak hormonu) bu hal ve ifrat davranışlar kişiyi ilgilendikleri alanlara, lezzetlere, hobilere, her türlü fiziksel, duygusal ve düşünsel faaliyetlere bağımlı kılıp kişilerin hadlerini aşmalarına yol açabilirler.

Ancak bu kişiler dengeli ve sevgi dolu bir aileyle büyürler kontrollü ve vasat olabilmeyi olmayı erken yaşta öğrenebilirlerse (örn. aşırı meraklı hiperaktif çocuk, genç ve erişkinler ciddi bir frenleyici ve irfani bir terbiyeden geçerlerse)  sürekli eser üreten, icat bulan, her türlü edebi makale, şiir yazabilen müzik resim vb güzel sanatlarda kendini geliştirebilen ve her türlü zihinsel etkinlikleri hızla öğrenerek toplumun saygın ve önder şahsiyetleri de olabilirler.

Tam tersi sevgiden mahrum büyüyüp şiddet vs maruz kaldıktan sonra diğer eksi uca savrulup tefrite/atalete düşer ve yeise kapılırlarsa (ve hatta zamanında tedavi edilmezlerse)  bu insanların  depresyonu kronikleşir ve çıkmaz sokak misali demans/bunama dan kurtulamazlar (şu dijital zaman diliminde insanoğlunu en fazla tehdit eden hastalık bu depresyonun farklı farklı maskelerle görünmesidir=Tükenmişlik Sendromu/Burn_out Sendromu=Maskeli Depresyon=Anomi/Anlamsızlık Hastalığı=Anhedoni/Hiçbir şey den hiçbir haz alamama=uyuşturucu madde bağımlılığı dopamini  ve adrenalini çok hızla artıtıp beden hisleirni ortadan kaldırılar ve dünyanın gerçeğinden ayakları yerden keserler).

Evet, bağımlılık’larımız/zincirlerimiz dedik ve konu konuyu açarken zihinlerimiz bizi ana yoldan nerelere savurdu fark ediyor musunuz?

Sadece gelip hulasa edelim o zaman:

“Kelami insan” da denilen Kur’an, “Biyolojik Kur’an” olan ruh ikizi Hz.insan’a “dengeli ve vasat olmayı” tavsiye ediyor .

İrfani öğretilerimiz bunu “ezdadın cem edilmesi/zıtların bilincimizde eş-değer kılınması/algılanması” şeklinde tarif ediyor.

O zaman bize düşen elli trilyonluk “akıllı hücre”lerden oluşmuş ve “cem halde”ki İNSAN denen bu uçsuz-bucaksız kainat içinde, bağımlılıklardan kurtulabilmemiz için dengeyi/vasat olmayı öğrenmek zorundayız (yani ne ifrat ne de tefrit, ikisinin arası bir yol tutmak veya bazen öyle bazen böyle).

Böylece Fussilet-53’deki hakikat gereği, hem afaki(zahiri) hemde enfüsi (batını) ayatları (işaretleri/delilleri) “OKU”yarak hem “beden arz”ımızda hem de “dünya arz”ımızda hakikatimize/huzurumuza doğru yol alıp felaha erebilenlerden oluruz inşaellah…

Sağlıcakla kalın efendim…

 
Etiketler: Bağımlılıklar’ımız, /, Zincirler’imiz…(2),
Yorumlar
Haber Yazılımı