Yazı Detayı
06 Aralık 2019 - Cuma 15:53
 
Aldanmadık, Aldatıldık
Sevinç Şahin
svnc.shn@gmail.com
 
 
Yazmak nasıl bir eylemdir? Yazmanın mahiyeti nedir? İnsan neden yazar? Yazmanın onuru neyle ölçülür? Yazan kalemle mi, kalemi tutan elle mi? Ya da kalemdeki mürekkeple mi? Artık hangi bilgisayar ya da notebook markası olduğuyla mı demeliyiz yoksa? Nereye yazıldığı da önemli tabii; kağıda mı, suya mı, taşa mı, yoksa boşluğa mı? Ne zaman yazıldığı, neden yazıldığı da mühim. Yazan elin sahibi olan; yürekten mi gelir yoksa yazının onuru? Ya da onursuzluğu? Çocukluğumu hatırladığımda, yazmak ve bilmek eylemlerini eşitlediğimi hatırlıyorum. Bu inancı uzun yıllar taşıdım. O zamanlar yazan ellerin eserlerini okudum, bir de (özendiğim) kısa hayatlarını, kitap kapaklarının içlerinde, arkalarında, bir yerlerinde işte...İşte bu derdim, işte bunu yazan ellerin sahipleri keşke daha çok olsalardı! Sanırdım ki o zaman dünya daha güzel olacak. Sanırdım ki şu hastalıklı dünyamızın doktorları onlardı. Yazılarını birer reçete gibi önemserdim. Büyüyünce büyük bir hüsranla anladım ki, onlar benim kadar önemsemiyorlarmış. Bazılarını saydığım bu gürûhtan ayrı tutarak söylüyorum ki, dünyanın doktorları sandığım o insanlar bilerek veya gafletle (orasını bilen biliyor), düşündüğümün aksine şifa dağıtmıyorlar, tedavisi çok zor virüsler yayıyorlarmış meğer. Bizler de (ben ve benim gibiler) “alimin olmadığı” zamanda doğduğumuz için “keçiyi” Abdurrahman Çelebi sanmışız.

Her aldanış kötüdür. Ama bu türlüsü başka kötüdür. İşin aslı ise aldanmadık, aldatıldık bir şekilde. Biz bir dönemin gençleri, izmlerin çok sık dillendiği o devirlerde, bize İslam diye uzattıkları her dalı tuttuk. Bu dal kimi zaman gül dalıydı, canımızı acıttı, kimi zaman zakkumdu, ellerimizi nasıl temizleyeceğimizi şaşırdık. Haksızlık etmeyeyim zaman zaman yüreği gözlerinde bir elin uzandığı da oldu tabii. Çok şükür belki o ellerin elimizde bıraktığı izler sayesinde bugün, “Bismillah” diyoruz her işimizde, aşımızda, sözümüzde. İyi ki ONLAR vardı... Öğrendiğim ve artık bilgim olan bir şey varsa; bir insan ters yüz edilse bile aynı görünüyorsa insandır. Özellikle eli kalem tutanlara bu sözüm. Muhakkak ki hiçbirimiz, sınanmadığımız günahın masumu değiliz. Lakin bu kadar kolay mı ağzından çıkan sözden caymak... bu kadar ucuz mu duygu ve düşünceler... Kul muhakkak hata yapar, ama “kul” olmaya soyunmuş bir insan da baştan ayağa hata olmaz ya...yediği, yemediği, dediği demediği, içtiği içmediği, sevdiği sevmediği, gördüğü görmediği... aldığı- verdiği... Külliyen hayatı yani...Olur mu? Ya Rabbi, beni yarattığın ve ben de yaratılmış olduğumun farkına vardığımdan beri, şaşkın şaşkın bakıp duruyorum bu dünyaya... büyüdükçe daha az şaşırırım, daha emin olurum sanmıştım, yanılmışım. Yanılmışım, büyüyünce sadece büyümüş oluyormuşsun meğer. Zaten “onlar”la aynı boya geldiğinde anlıyorsun ki, büyükler de pek o kadar büyük değilmiş. Çocukken bir an önce büyümek isterdim hayallerimi gerçekleştirmek için, şimdi büyüdüm; çocukluk günlerimi hayal etmekle geçiyor günlerim.
Kalem ve kağıt... Yeryüzündeki en güçlü ikili... Hele de “yürek”le birleşirlerse... Kim güç yetirebilir bu üçlüye?.. Kalem tutmaya kudreti olanlar! dikkatli olun...Siz yazıyorsunuz da yazmasına, sizin yazdıklarınızı da yazan “BİRİ” var...

 
Etiketler: Aldanmadık,, Aldatıldık,
Yorumlar
Haber Yazılımı