Haber Detayı
19 Ağustos 2016 - Cuma 10:07 Bu haber 791 kez okundu
 
Unutmadık, unutturmayacağız
DİĞER Haberi
Unutmadık, unutturmayacağız

17 Ağustos 1999 yılında meydana gelen ve son çeyrek yüzyılın dünyadaki en büyük depremlerinden biri olan Gölcük merkezli depremde 133 binin üzerinde bina çökerken, 17 binin üzerinde vatandaş da hayatını kaybetmişti. Türkiye’de yaklaşık 16 milyon insanın etkilendiği depremin ardından, Türkiye’deki yapıların deprem güvenliği tartışmaya açılmıştı. Gölcük depreminin üzerinden 17 yıl geçtikten sonra sıkıntıların halen devam ettiğini ifade eden TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Manavgat Temsilcisi Yalçın Zor, “Antalya’da insan onuruna yakışır bir kentsel dönüşüm için her türlü siyasi oy ve ticari kar hırsından uzak bir anlayışla ortak ve bütüncül bir çalışma ile “Antalya Nazım Planı eki Deprem Master Planına uyumlu Kentsel Dönüşüm Master Planı” yapılmalıdır” dedi. HABER MERKEZİ TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Manavgat Temsilciliği’nde basın toplantısı düzenleyen ilçe temsilcisi Yalçın Zor ve yönetim kurulu üyeleri Gökhan Bulut (Temsilci Yardımcısı), Erdem Özdemir (Temsilci Yardımcısı), Cafer Enhoş (Temsilci Yardımcısı) ve Volkan Şevik (Temsilci Yardımcısı); “17. yılında, 17 Ağustos depremini unutmadık, unutturmayacağız” dediler. Temsilcilik adına basın açıklaması yapan ilçe temsilcisi Yalçın Zor şunları söyledi: “Daha önce de ülkemiz büyük depremlere tanık olmasına rağmen 1999 depremleri, ülke için önemli bir dönüm noktası olarak düşünüldü. 17 Ağustos 1999 Gölcük Merkezli deprem bir MİLAT olarak kabul edildi. 17 AĞUSTOS 1999 DA NE OLMUŞTU? 17 Ağustos 1999 tarihinde, son yüzyılın en büyük felaketlerinden birini yaşadık. Doğu Marmara’da büyüklüğü 7.4 olan ve yaklaşık olarak 45-50 saniye devam eden bir deprem oldu. Merkez üssü GÖLCÜK olan bu deprem büyük bir afet ortaya çıkardı. 17 Ağustos 1999 Kocaeli ve 12 Kasım Düzce depremleri binlerce insanımızın ölümüne ve yaralanmasına, milyarlarca liralık mal kaybına neden oldu. En doğusundan en batısına, en kuzeyinden en güneyine kadar ülkemizde yaşayan uzak veya yakın her aileyi bir ölçüde etkiledi, herkesi ayağa kaldırdı. Depremin yol açtığı yıkımlar Kocaeli, Yalova, Bolu, Düzce illeri başta olmak üzere İstanbul, Bursa, Tekirdağ, Eskişehir, Zonguldak illerinde de çok büyük ölçüde can kaybına ve yapı hasarlarına neden oldu. Ayrıca, yapılarda meydana gelen yangın ve kimyasal madde sızıntıları nedeniyle insanlar zehirlendi, bir çevre felaketi ortaya çıktı. YAPI STOKUMUZUN DURUMU 17 Ağustos 1999 Gölcük Merkezli Deprem, yapı stokunun %6’sının yerle bir olduğunu, %7’sinin ağır hasar aldığını, %12’sinin de orta ölçekte hasar aldığını ortaya koymuştu. Açıkçası depremden önemli ölçüde etkilenen Yalova, Adapazarı ve Kocaeli’nde bulunan yapı stokunun %25’i oturulamaz hale gelmişti. Okullar, işyerleri, endüstri tesisleri, köprüler, hastaneler, diğer kamu yapıları ve konut nitelikli yapılar önemli ölçüde hasar alarak can ve mal kayıplarına neden olmuştu. Gerek 17 Ağustos Depreminin ortaya çıkardığı gerçekler gerekse diğer depremlerde karşılaştığımız durumlar yapı stokumuzun büyük ölçüde risk taşıdığını, yani deprem güvenliklerinin olmadığını, açıklıkla ortaya koymuştu DEPREM GERÇEĞİ İLE YÜZLEŞELİM İnşaat Mühendisleri Odası olarak deprem gerçeği ile ilgili hazırlamış olduğumuz raporu TBMM Deprem İnceleme ve Araştırma Komisyonuna kapsamlı bir sunumla anlattık. Bu raporla yapı denetimi ve mühendislik eğitiminin eksikliğine plan kavramı ve kentsel planlamanın nasıl olması gerektiğine dikkat çektik. Ayrıca mesleki etik ve mesleki yeterlilik üzerinde durduk, yetkin mühendislik konusunu gündeme getirdik. Odamız deprem gerçeğinin bilinmesine yönelik birçok çalışmaya katılarak bilgi ve deneyimini tüm katılımcılarla paylaşmış, depreme ve deprem zararlarının azaltılmasına ilişkin çok sayıda panel, sempozyum ve konferans düzenlemiştir. Yapılan bu çalışmaların ortaya çıkarmış olduğu gerçekleri sıralarsak: -Mevcut yapı stokunun deprem güvenliği yoktur. Bu yapıların güçlendirilmesi gerekir. -Onarım ve güçlendirme çalışmaları rasyonel değilse yıkılıp yeniden yapılmaları gerekir. -Yeni yapılan yapıların yeterli ölçüde mühendislik hizmeti alması ve denetlenmesi gerekir. -Mal sahibi adına kendisini denetleyecek olan yapı denetim kuruluşunu müteahhitler belirlemektedir. Bu sistemin değişmesi gerekir. -Yapı denetim ücreti son derece yetersizdir. -Denetim sürecinde bulunan meslek insanlarının mesleki yeterlilikleri, meslek odası tarafından belgelenmemektedir. -Meslek odaları yapı üretim sürecinin dışına itilmiştir. -Yetkin mühendislik yasası tüm uğraşılara rağmen çıkarılmamıştır. -1938 yılında çıkarılan, sadece diploma almaya bağlı olarak hizmet üretilmesini sağlayan  “Mühendislik Mimarlık Hakkında Yasa” değiştirilmemiştir. -Kentleşme süreci ile ilgili olarak ya sağlıklı planlar üretilmemiş ya da üretilmiş olsalar bile uygulama dışı bırakılmıştır. Ne yazık ki yapılmış olan bu çalışma ve ortaya çıkarılan raporlarda bulunan değerli bilgiler dikkate alınmamış ve bu çalışmaların yapılmasına öncülük eden kadrolar da ilgili bakanlıklardan ve yerel yönetimlerden tasfiye edilmişlerdir. DEPREM VE KENTSEL DÖNÜŞÜM Bugün kentsel dönüşüm YIK-YAP anlayışıyla bir müteahhit anlayışı ile ele alınmakta ve rantı yüksek olan yerlerde yapılmaktadır. Kentsel dönüşüm bütünlüklü bir planlamanın sonucu olarak değil, kent planlamasının kendisi olarak ele alınmaktadır. Ayrıca konuyu daha ilgi çekici kılabilmek için “deprem odaklı kentsel dönüşüm” adıyla sunulmaktadır. Antalya, kentsel dönüşüm uygulamalarında henüz yolun başlangıcındadır. Antalya’da insan onuruna yakışır bir kentsel dönüşüm için her türlü siyasi oy ve ticari kar hırsından uzak bir anlayışla ortak ve bütüncül bir çalışma ile “Antalya Nazım Planı eki Deprem Master Planına uyumlu Kentsel Dönüşüm Master Planı” yapılmalıdır. Kentsel dönüşüm bahanesiyle ranta dayalı parsel bazında yapılacak kentsel dönüşüm uygulamaları alt ve üst yapı sorunlarının artmasına, ulaşım sorunlarının çözülemez, insanca yaşamın sürdürülemez hale gelmesine neden olacaktır. Antalya Depreme Hazır Mı? İlgililere, yetkililere, sorumlulara soruyoruz: “ Antalya depreme hazır mı?” “Antalya Nazım Plan çalışmaları ne durumda? “Mevcut yapı stokumuzun deprem riski nedir?” “Deprem Master Planı yapıldı mı?” “Kentsel Dönüşüm Master Planı var mı?” “Ulaşım Master Planı var mı?” “Kent içinde ve çevresinde yapılan ulaşım yatırımları bu plana göre mi yapıldı?” “Deprem Yönetimi ile ilgili yapılan çalışmalar nelerdir; Belirlenmiş Afet Toplanma Alanları var mı?” SONUÇ OLARAK Son yıllarda mesleğimizi ilgilendiren konularda yapılan değişikliklerle; meslek odalarının üyelerini denetlemesi, sicillerini tutması, mesleki faaliyetlerini kayıt altına alması engellenmiş, meslek odalarının üyeleriyle olan ilişkileri zayıflatılmıştır. “İmzacılık” ve sahte mühendisler mesleğimizin güvenirliğini aşağılara çekmiştir. Bu durum haksız bir rekabeti gündeme getirdiği için mühendislik hizmetlerinde kalite düşmüştür. Mevzuat ve uygulamaya ilişkin yapılan değişiklikler,  yapı üretim sürecini denetimsizliğe mahkum etmiştir. İnşaat Mühendisleri Odası, yapı üretim süreci tüm eksiklerinden arındırılıncaya kadar, yapı stoku iyileştirilinceye, güvenli ve sağlıklı yapı üretilinceye ve mühendislik hizmeti almadan üretilmiş tek bir yapı kalmayıncaya kadar çalışmalarını sürdürecektir. İnşaat Mühendisleri Odası depremi unutmama, unutturmama ısrarını sürdürmektedir. Güvenli ve sağlıklı yapı üretimi sağlanana kadar da depremi unutmamaya ve unutturmamaya çaba gösterecektir. Farkındalık, bilinç ve sorumluluk hayat kurtarır”
Kaynak: Editör:
Etiketler: Unutmadık,, unutturmayacağız,
Yorumlar
Haber Yazılımı