Haber Detayı
12 Eylül 2017 - Salı 11:27 Bu haber 225 kez okundu
 
Ünal: “CHP muhalefet değil düşmanlık yapıyor”
Ak Parti Manavgat İlçe Teşkilatı’nın 6. Olağan Kongresi’ne katılan Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, AK Parti iktidarı süresince verilen her sözün tutulduğunu ifade ederken, Türkiye’nin her yönden ayağa kalkmasını istemeyen dış mihrak ve içerideki yapıların başarılı olamayacağını söyledi. Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) muhalefet yapmadığını, seçilmiş bir iktidara dikta yönetimi, seçilmiş bir lidere diktatör diyerek, aksine düşmanlık yaptığını vurgulayan Ünal, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi, halkın seçimine saygı göstererek siyaset üstü durumlarda hükümete verdiği destek nedeniyle övdü. Ak Parti’nin 15 yıldır hazırlandığını artık kutlu yola çıktıklarını ifade eden Ünal, 2019 seçimleri için tüm partililerin çok iyi bir şekilde çalışması gerektiğini söyledi.
SİYASET Haberi
 Ünal: “CHP muhalefet değil düşmanlık yapıyor”

 

Ak Parti Manavgat İlçe Teşkilatı’nın 6. Olağan Kongresi’ne katılan Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, AK Parti iktidarı süresince verilen her sözün tutulduğunu ifade ederken, Türkiye’nin her yönden ayağa kalkmasını istemeyen dış mihrak ve içerideki yapıların başarılı olamayacağını söyledi. Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) muhalefet yapmadığını, seçilmiş bir iktidara dikta yönetimi, seçilmiş bir lidere diktatör diyerek, aksine düşmanlık yaptığını vurgulayan Ünal, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi, halkın seçimine saygı göstererek siyaset üstü durumlarda hükümete verdiği destek nedeniyle övdü. Ak Parti’nin 15 yıldır hazırlandığını artık kutlu yola çıktıklarını ifade eden Ünal, 2019 seçimleri için tüm partililerin çok iyi bir şekilde çalışması gerektiğini söyledi.

Ak Parti Manavgat İlçe Teşkilatı’nın 6. Olağan Genel Kuruluna katılan Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, 15 yıllık Ak Parti iktidarlarının verdiği her sözü tuttuğunu söyledi. Ünal, “Geçmişte siyasetçiler seçilmek için söz verir sonra verdikleri sözü yerine getiremezler ve öyle bir hale gelirlerdi ki halkın içine çıkamaz olurlardı. Hamdolsun biz 15 yılın sonunda milletimizin içerisinde alnımız ak, başımız dik milletimizin gözünün içine bakarak konuşabiliyoruz. Neden, çünkü bu 15 yıl içerisinde milletimize verdiğimiz sözleri tutmuşuz. Türkiye’yi nereden alıp nereye getirmişiz bu son derece açık ve ortada” diye konuştu.

Ak Parti olarak 2002 öncesini halka unutturmak için göreve geldiklerini ancak bugün gelinen noktada geçmişi hatırlatmak zorunda kaldıklarını ifade eden Ünal, “Çünkü kim olduğunuzu unutursanız, nereden geldiğinizi unutursanız, içinde bulunduğunuz durumu, yolunuzu ve istikametinizi belirleyemiyorsunuz. Biz nereden geldik, biz öğretmenlerin çocuklara para toplayın tebeşir kalmadığı bir Türkiye’den geldik. Biz maalesef hastalarımızın hastanelerde rehin tutulduğu, ölülerimizin rehin tutulduğu bir Türkiye’den geldik. Çok eski değil, daha 15 yıl öncesinden bahsediyoruz. Biz devletin bütçesinin büyük oranda faiz giderlerine ayrıldığı, bir devletin bütçesini düşünün, bütçenin yüzde 44’ü faiz giderlerine gidiyordu. Bugün bu oran yüzde 11’e düştü. Şimdi düşünün devlet bütçesinin yüzde 44’ü faiz giderleri, kalan yüzde 44-45’i de personel giderleri, ne kaldı yatırıma, bir şey kalmadı. Türkiye’nin 500 milyon dolar bulamadığı günleri yaşadık. Eskilerin ifadesiyle 75 sente muhtaç olduğumuz günleri yaşadık. Ama şimdi çocuklarımız akıllı tahtaların olduğu, tablet ve bilgisayarların olduğu, hastanelerde birleştirilmesiyle birlikte rahat bir şekilde hizmet aldığı günlere kavuştuk. Bunları niye anlatıyorum, bunları hatırlamanız gerekiyor” diye konuştu.

Ak Parti döneminde bütün yaşam tarzlarının güvence altına alındığını vurgulayan Ünal, “Yaşam tarzlarına baskı yapan kimdi, şimdi hala baskı yapıyorsunuz. Siz insanların inançlarından dolayı, insanların kıyafetlerinden dolayı, insanların kutsallarından dolayı yaşam tarzlarına baskı yapıldığı günleri unuttunuz mu. İnsanların namaz kıldığı için aşağılandığı, başını örttüğü için mahalle baskısına maruz kaldığı günleri unuttunuz mu. Alkol almadığı için insanların yobaz ilan edildiğini unuttunuz mu. Çağdaşlığın ve modernliğin kıstası, standardı, kriteri olarak önümüze Müslümanca yaşamamayı kriter olarak koyuyorlardı. Bizim kutsallarımızla, inançlarımızla yaşamamızı da çeşitli yasaklarla engelliyorlardı. Yaşam tarzına baskı değil miydi bu. Bir toplumun bir kutsalı olmasından, bir toplumun inançları ve değerleri olmasından daha normal ne olabilir. Geçtiğimiz günlerde CHP Çanakkale’de, Çanakkale Şehitliğimizin bulunduğu alanda bir kurultay yaptı. Kurultay sırasında içki içtiler, oynadılar, dans ettiler. Sonra bir CHP genel başkan yardımcısı çıktı dedi ki, ya içki içmeyi niye tuhaf karşılıyorsunuz, insanların içki içmesi normaldir. Biz onlara dedik ki, biz sizin kutsallara saygı duymamanıza karşı çıkıyoruz. Biz inançlara saygı duymamanıza karşı çıkıyoruz. Anzaklar bile oraya geldiğinde oradaki kutsala saygı duyuyorlar. Ama bu ülkenin ana muhalefet partisinin genel başkan yardımcısı, bu ülkenin kutsalına saygı duymuyor. Genel Kurmay Başkanımızın eşi Kuran-ı Kerim okunurken, kutsala saygı duyduğundan dolayı şalını başına örttü. Ne yaptılar kıyamet kopardılar. Şimdi soruyorum, bu yaşam tarzına saygısızlık değil mi, tercihe saygısızlık değil mi, kutsala saygısızlık değil mi. Bir insan bir kutsal kitap okunurken, bir toplumun kutsalına duyduğu saygıdan dolayı o topluma duyduğu saygıdan dolayı şalını başına örttü diye neler yaptı bunlar hatırlıyor musunuz. Neler söylediler Genel Kurmay Başkanına” diye konuştu.

Dünyanın her yerinde çeşitli sorunların yaşanabileceğine dikkat çeken Mahir Ünal, “Bugün İngiltere’de de, Fransa’da da, Amerika’da da dünyanın her yerinde çocuk istismarı sorunu var mıdır, vardır. Cinsel taciz var mıdır, vardır. Bunlar toplumsal sorunlar olarak hükümetlerin mücadele ettiği alanlar. Şimdi bakıyorsunuz Fransa’da, İngiltere’de, İtalya’da sanki bu tür sorunlar yokmuş gibi Türkiye’de bir sorun yaşandığı zaman, sorunun kendisi ile ilgilenmek yerine, bütün toplumu sapık ilan etmeyi tercih ediyor birileri. Bir yurtta bir taciz olayı yaşanmışsa bunlar bakıyorsunuz ki toplumun tamamını bir anda tacizci gibi göstermeye çalışıyorlar. Ama geçtiğimiz günlerde bir olay yaşandı, hiç birimizin kabul edemeyeceği bir olay yaşandı. Bunlar utanmadan kalktılar dediler ki, bu toplumu itibarsızlaştırmadır, bir sosyal sorunu ele alıp o sorunu çözmek için çaba sarf etmek başka bir şeydir, ama bir sosyal sorunu istismar etmek başka bir şeydir. Bir sosyal sorunu kullanarak bir gruba bir topluluğa saldırmak ve o sosyal sorun üzerinden bir grubu ya da bir topluluğu aşağılamak ırkçılıktır. Utanmadan kalktılar dediler ki, bu toplumun yüzde 40’ında ensest vardır diyecek kadar, bu toplumu aşağılamak için bir sosyal sorunu aldılar ve kullandılar” diye konuştu.

Türkiye’nin daha önce Adnan Menderes, Turgut Özal, Necmettin Erbakan ve son olarak Recep Tayyip Erdoğan ile ekonomik bağımsızlığını kazanmaya ayağa kalkmaya çalıştığını, savunma sanayinde bağımsızlığını kazanmaya çalıştığını ve dış politikada bağımsız hareket ettiği için saldırıya uğradığını ifade eden Mahir Ünal, “Bütün bunları yaparken nasıl saldırıyor dünya bize görüyorsunuz. Şimdi 16 Nisan’da biz bir halk oylaması yaptık. 16 Nisan’da yaptığımız halk oylamasında evet ya da hayır demesi Türk toplumunu ilgilendiren bir konu. Ama bir bakıyorsunuz ki Alman devlet televizyonu Türkçe yayın yapıyor, niçin hayır propagandası için. Ya da bakıyorsunuz, benim Hollanda’da vatandaşlarım var. Bir bakanımız Hollanda’ya gidip orada vatandaşlarımızla bir araya gelecek. Bakanımızı ülkeye sokmamaya çalışıyorlar. Antalya’nın evladı, Antalya’nın yüzakıMevlüt Çavuşoğlu’nun Hollanda’ya gitmemesi için gerekli tehdit ve uyarıları haksız yere yapmaya çalışıyorlar. Şimdi bunlar normal mi. Bu ülkeye, Recep Tayyip Erdoğan’a dönük bu düşmanlığın sebebi biz miyiz. Biz Avrupa’ya ne yaptık. Biz 1950’den beri Avrupa ile üyelik için çaba sarf eden, 2004’den bugüne kadar da üyelik müzakerelerini sürdüren, Avrupa’ya verdiği her sözü yerine getiren bir ülkeyiz. En son mülteci krizinde biz Avrupa ile yaptığımız bütün anlaşmalara sonuna kadar riayet ettik. Peki, Avrupa Birliği bizimle yaptığı bu anlaşmalara herhangi bir şekilde riayet etti mi, etmedi. Bize diyorlar, sizin AB ile iyi geçinmeniz lazım. Yahu biz AB ile iyi geçinmek istiyoruz, zaten biz Avrupalı bir ülkeyiz. Biz Osmanlı döneminde de Avrupalıydık, bugün de Avrupalıyız. Biz bugün insanlığın üzerinde yükseldiği değerlere en çok sahip çıkan ve en çok sahip çıkan ülkeyiz. Ama Avrupa Birliği’nde bir sorun var. Bugün ki Avrupa Birliği 2004, 2005’deki Avrupa Birliği değil. Bugün Hollanda 2005’deki Hollanda mı. Bugün Almanya 2005-2006’daki Almanya mı. Biz Almanya’da, Hollanda’da, Avusturya’da, Belçika’da yükselen ırkçılığı ve siyasetçilerin bu ırkçılığı siyaset malzemesi haline getirmesini görmüyor muyuz. Bütün kavgalarını Recep Tayyip Erdoğan üzerinden yaptıklarını görmüyor muyuz. Almanya’da bakıyorsunuz Merkel’le Schulz, Almanya’daki seçimlere dönük karşılıklı konuşuyorlar. Ne konuşmaları gerekir, Almanya’nın sorunlarını konuşmaları gerekir. Neyi konuşuyorlar, Recep Tayyip Erdoğan’ı konuşuyorlar. Recep Tayyip Erdoğan’la yatıyorlar, Recep Tayyip Erdoğan’la kalkıyorlar. Peki, niye sizce bunu yapıyorlar. Neden bunu yapıyorlar, neden bu ülkeler Türkiye’ye karşı bu tavrı alıyorlar. Bu anlaşılmaz bir şey mi, son derece anlaşılır ve basit. Öyle uzun, derin analizler yapmaya gerek yok. Türkiye 15 yıldan beri ayağa kalkıyor, kendi ayakları üzerinde duruyor, güçlenmiyor, ekonomisiyle, sanayisiyle silah sanayisiyle Türkiye her şeyi ile ayağa kalktığı için bundan duyulan rahatsızlıktan dolayı Türkiye’ye dönük böyle bir tavır var” diye konuştu.

Avrupa ülkeleri başta olmak üzere Türkiye’ye karşı olan ülkeleri bir şekilde anladıklarını ifade eden Ünal, “Asıl sormamız gereken şu, içeridekilere ne oluyor” diyerek CHP’yi suçladı. Ünal konuşmasında: “Şimdi biz 15 Temmuz gibi bir işgal girişimini atlattık. Bu milletin cesaretiyle atlattık. Bu milletin önünde yürüyen liderinin sağlam iradesi ve cesaretiyle atlattık. Peki, 4 tane terör örgütü ile mücadele ediyoruz. Bulunduğumuz bölge adeta bir yangın yerine dönmüş. Suriye’de, Irak’ta, Libya’dan Ukrayna’ya kadar 9 tane ülke yönetilemez durumda. Böyle bir mahallede Türkiye’yi bir istikrar ve güven adası olarak ayakta tutuyoruz. Ne diyorlardı, efendim ekonomi çökecek, dolar 5,5 lira olacak, 2017 Ocak’ta dolar 5 lirayı geçecek. Ne oldu, dolar nerede şimdi. Peki, bunu niye yapıyorlardı, bu milletin psikolojisini bozmak için. Bu milleti korkutmak, bu milleti kaygılandırmak, bu ülkede felaket tellallığı yaparak bu milleti korkutarak sonuç aldılar. Dertleri şu, son 15 yıldır sonuç alamıyorlar. Dolayısıyla Türkiye artık eski Türkiye değil. Türkiye güçlü bir şekilde terörle mücadele eden, 4 terör örgütünü bertaraf eden, FETÖ ile mücadele eden, ayağa kalkan bir Türkiye var. Peki, bu ana muhalefete ne oluyor. Bu ana muhalefet gerçekten siyasi olarak muhalefet mi yapıyor, yoksa düşmanlık mı yapıyor. Bunlara doğru bakalım. Muhalefet yapmakla, düşmanlık yapmak farklı şeylerdir. Cumhuriyet Halk Partisi muhalefet yapmıyor. Cumhuriyet Halk Partisi apaçık düşmanlık yapıyor, Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti düşmanlığı yapıyor. Bu düşmanlığı öyle bir noktaya getirmiş durumdalar ki Tayyip Erdoğan düşmanlığı, Ak Parti düşmanlığı gözlerini kör etmiş durumda ve bu düşmanlıktan dolayı, düşmanımın düşmanı dostumdur diye bir bakıyorsunuz PKK ile beraberler, bir bakıyorsunuz PYD/YPG ile beraberler, bir bakıyorsunuz FETÖ ile beraberler, bir bakıyorsunuz Almanya ile beraberler. Peki, bunun adı muhalefet mi. Dönün bir de MHP’ye bakın, Devlet Bahçeli’ye bakın. Devlet Bahçeli ne yapıyor, adam gibi muhalefet yapıyor. Siyaset üstü meseleler, Türkiye’yi ilgilendiren meseleler söz konusu olduğunda diyor ki, bu milletin seçtiği hükümetle beraberim. Ben diyor, bu millete saygı duyuyorsam, bu milletin seçtiği hükümete de saygı duymalıyım ve bir durum olduğu zaman hükümetimin yanında olmalıyım diyor. Bunlara bakıyorsunuz seçilmiş meşru hükümete sivil dikta diyor. Her iki kişiden birinin oyunu almış, seçilmiş meşru cumhurbaşkanımıza diktatör diyor, 15 Temmuz’a kontrollü darbe diyor. Türkiye’de adalet yok diyor, devlet çöktü diyor, hakimler savcılar iktidardan talimat alıyor diyor, bunları FETÖ’de diyor sende diyorsun, senin ne farkın kalıyor FETÖ’cülerden. Dün yargı FETÖ’cülerin elindeyken yargıya bir şey demiyordun. 17-25 Aralık’ta yargı FETÖ’cülerin eline geçmişken kolluğu FETÖ’cü, savcısı FETÖ’cü, hakimiFETÖ’cü olan bir yapı 17-25 Aralık’ta bir yargı darbesine kalkıştı. Diyorlar ki bu FETÖ’cüler sizin zamanınızda yargıya yerleşti. Bunlar 40 yıldan beri bu ülkede bu işi yapıyorlarmış. Bu ne zaman ortaya çıktı, 17-25 Aralık’ta ortaya çıktı. Bunlar sivil toplum örgütü görünümde, bunlar bir dini grup görünümündeydi. Meğerse bunlar sivil toplum örgütü değilmiş, dini grup değilmiş, bunlar Türkiye’yi yıkmak için dış mihrakların içimize yerleştirdiği hücre tipi bir terör örgütüymüş. Biz bunu görünce mücadele etmeye başladık. Sen ne yaptın. Sen de bu mücadeleyi engellemeye kalkıştın. Biz 17-25 Aralık’ta bunların gerçek yüzünü gördüğümüzde cumhurbaşkanımız ne yaptı, bunlar paralel devlet yapılanmasıdır dedi. Devlet bunlarla mücadele etmeye başladı. Peki, sen ne yaptın. Ne yaptıklarını ben size söyleyeyim. Hatırlarsanız 15 Temmuz 2016 günü akşamına darbe girişiminin, işgal girişiminin olduğu Cuma günü, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı FETÖ iddianamesini kabul etti. o iddianamenin ilk 30 sayfasını okuduğunuzda ki, o iddianame 2 yılda hazırlandı. Savcı paralel devlet yapısıyla mücadele ederken hangi siyasilerin, hangi sivil toplum kuruluşlarının, hangi medya organlarının bu mücadeleyi nasıl engellediğini iddianamenin ilk 30 sayfasında anlatıyor” dedi.

Ak Parti’nin çok kıymetli bir mücadele içinde olduğunu savunan Mahir Ünal, “İçinde bulunduğumuz bölge adeta bir yangın yeri olmasına rağmen hamdolsun Türkiye’nin ekonomisini, Türkiye’nin güvenliğini sımsıkı tutan bir Ak Parti var. Aynı şekilde terörle de FETÖ’yle de mücadele eden bir Ak Parti var. Aynı şekilde uluslararası saldırılara göğüs geren bir AK Parti var. Peki, biz bütün bunları nasıl yapıyoruz. İşte biz bütün bunları bu milletin, bu teşkilatların dimdik ayakta durmasıyla, birlik beraberlik içinde olmasıyla yapıyoruz. O yüzden birliğimiz beraberliğimiz çok kıymetli. Kim olduğumuzu bilmemiz çok kıymetli. Ak Parti nedir diye soruyorlar. Onlara deyin ki, Ak Parti 2001’de kurulmuş bir parti gibi gözükebilir, ama Ak Parti bir fikirdir, bir inançtır, bir duygudur, tarihin içinden akıp gelen bir değerler, bir medeniyet, bir kültür birlikteliğidir. Ak Parti dünkü parti değildir, partilerden bir parti değildir, Ak Parti büyük bir millet hareketidir. Bu aziz milletin bugün sahneye çıkardığı bir siyasi harekettir. Bu bugün ortaya çıkmadı. Bu tarihin içerisinde hep insanlığın değerlerini yükselten mazlumların ve kimsesizlerin yanında olan bir erdem hareketi olarak Ak Parti hep vardı. Dolayısıyla biz kim olduğumuzu asla unutmayacağız. Nereden geldiğimizi ve neyin mücadelesini verdiğimizi asla unutmayacağız. 2023, 2053, 2071 hedeflerini gerçekleştireceğiz. Biz yola daha yeni çıkıyoruz. Geçtiğimiz 15 yılı bir hazırlık, yol hazırlığı olarak görmeliyiz. Ne yaptık, bu ülkede vesayeti temizledik. Bu ülkede siyasetin üzerindeki bütün vesayeti temizledik. En son bir Truva atı olarak karşımıza FETÖ yapılanması çıktı. Onu da temizledik, temizliyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın metal yorgunluğu ifadesini değerlendiren Mahir Ünal, “Hedeflerimizi koyduk önümüze, ekonomimizi, sağlığımızı, ulaşımımızı, teknoloji alt yapımızı hazırladık. Şimdi 2019’a hazırlanıyoruz. Cumhurbaşkanımız zaman zaman bizi uyarıyor, genel başkanımız. Ne diyor, sakın metal yorgunluğuna kapılmayın. Nedir metal yorgunluğu, ben ilk günkü heyecanımı, ilk günkü aşkımı koruyor muyum. İlk günkü önceliklerimi, dertlerimi, davamı koruyor muyum. 15 sene öncesi kadar heyecanlı mıyım. Derdimin, davamın takipçisi miyim, bunu kendinize sorun. Hayır diyorsanız sizde metal yorgunluğu var demektir. Ama diyorsanız evet ben heyecanımı koruyorum, derdimi koruyorum, dava mı koruyorum, önceliklerimi koruyorum, vatanım, milletim, bayrağım, devletim söz konusu olduğunda sağıma soluma bakınmadan hiç kimsenin bir şey yapmasını beklemeden ben varım, ben yapacağım diyorsanız, yola hazırsınız demektir. İşte yola yeni çıkıyoruz derken, bunu kast ediyoruz. Önümüzde uzun bir yol var, meşakkatli bir yol var. Öyle kolay ve basit değil” diye konuştu.

Türkiye’nin de içinde yer aldığı coğrafyada, 10 bin kilometre öteden birilerinin gelip de oyun kurmasına izin vermeyeceklerini ifade eden Mahir Ünal, “Bu bölgede bizim olmadığımız bir masada düzen kurulmasına izin vermeyeceğiz diyoruz. Bu mahallede birilerinin yangın çıkarmasına izin vermeyeceğiz diyoruz. Bunu dediğimiz anda mücadeleye hazır olmamız gerekir. Ya da bugün ana muhalefetin dediği gibi, teslim ol rahat et. İddia sahibi olma, ayağa kalkmaya çalışma, bağımsız, özgür bir ülke kurmak için çalışma. Daha düne kadar Amerika bize silahlı insansız hava aracı vermediği için terörle mücadele de sıcak istihbarat alamıyorduk ve terörle mücadele edemiyorduk. Şimdi kendi silahlı insansız hava aracını kendimiz yapıyoruz. Terörle de aslanlar gibi mücadele ediyoruz. O dağlardaki inlerine varıncaya kadar bulup başlarına geçiriyoruz. Biz oraya vurdukça ses nereden geliyor. Biz teröriste vuruyoruz, ses CHP’den geliyor. Biz terörle mücadele ediyoruz, ses CHP’den geliyor. Bakıyorsunuz CHP’den bir milletvekili çıkıp diyor ki, bu silahlı insansız hava araçları olmaz. Bunları kullanmayın. Ya sen kimin sözcüsüsün, sen hangi parlamentonun milletvekilisin, sen kimin milletvekilisin. Bir gün olsun şu milletin yanında durun, 15 Temmuz darbesi olur milletin yanında durmazsınız, gidip darbecileri savunursunuz. Bu milletin bir savcısı şehit edilir, savcı Selim Kiraz’ı DHKPC şehit ettiğinde bunlar savcımızın yanında durmadı. Bunlar savcımızı şehit eden DHKPC’li teröristleri anlamak gerek diye yazdılar ve gittiler o teröristlerin mahkemelerine müdahil oldular. Bunlar gittiler PKK’Lı teröristlerin cenazelerine katıldılar. Bir gün de sizi şehitlerin, şehit yakınlarının yanında görelim, gazilerin yanında görelim. Adalet istediğinizi söylüyorsunuz, bir günde bu milletin adalet anlayışının yanında olun. Bir günde bu milletin hassasiyetleri sizin hassasiyetiniz olsun, sizin derdiniz olsun. Bu milletle mücadele etmeyi bırakın, bu milletle barışmayı deneyin. Bu millete iftira etmeyi bırakın, bu milletin 15 Temmuz günü gösterdiği kahramanlık, dünya tarihinde yaşanmadı. Dünya tarihinde bir milletin silahsız, çıplak elleriyle, göğüslerini uçağın, helikopterin, tankın ateşine siper ettiği görülmedi. Bu milleti itibarsızlaştırmaya çalışmayın. Bu milletle uğraşmayın. Bu millet bu Anadolu coğrafyasında insanlığın son adası olarak, merhametin kalbi olarak, iyiliğin kalbi olarak irfanıyla, ferasetiyle yaşayan bir millettir. Bu millet öyle bir aziz millet ki, tarih boyunca hep mazlumlara kucak açmış, muhafaza etmesi gereken en önemli şeyin kalbindeki merhamet duygusu olduğuna inanmış. Bu millete hizmet etmekten büyük bir şeref ve onur duyuyoruz. Bu milletin evladı olmaktan büyük bir şeref ve onur duyuyoruz” diye konuştu.

Kaynak: (ÖK) - Ömer Karça Editör: Büşra GÜLER
Etiketler: , Ünal:, “CHP, muhalefet, değil, düşmanlık, yapıyor”,
Yorumlar
Haber Yazılımı