Haber Detayı
27 Kasım 2017 - Pazartesi 11:16 Bu haber 173 kez okundu
 
Toros Kadınları, ‘Kadın Şiddetine Hayır’ dedi
Dominik Cumhuriyeti’nde diktatör Trujillo’ya karşı gelerek, baskı ve zulüme direnirken 25 Kasım 1960’da dövülerek öldürülen Mirabel kardeşlerin anısına kutlanan ‘Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması için Uluslararası Mücadele Günü’ nedeniyle, Manavgat’ta Toros Kadınları tarafından bir dizi etkinlik düzenlendi. Toros Kadınları ellerini boyayarak, gün için hazırlanan bez afişe el izi bırakarak kadına yönelik şiddeti kınarken, Antalya Barosu Manavgat Temsilciliği Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Av. Umut Çiftçi de kadınlara haklarının anlatıldığı broşürleri dağıttı.
GÜNDEM Haberi
  Toros Kadınları, ‘Kadın Şiddetine Hayır’ dedi

 

Dominik Cumhuriyeti’nde diktatör Trujillo’ya karşı gelerek, baskı ve zulüme direnirken 25 Kasım 1960’da dövülerek öldürülen Mirabel kardeşlerin anısına kutlanan ‘Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması için Uluslararası Mücadele Günü’ nedeniyle, Manavgat’ta Toros Kadınları tarafından bir dizi etkinlik düzenlendi. Toros Kadınları ellerini boyayarak, gün için hazırlanan bez afişe el izi bırakarak kadına yönelik şiddeti kınarken, Antalya Barosu Manavgat Temsilciliği Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Av. Umut Çiftçi de kadınlara haklarının anlatıldığı broşürleri dağıttı.

Toros Kadınları, 25 Kasım ‘Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması için Uluslararası Mücadele Günü’nü nedeniyle kadına uygulanan şiddeti kınadı. Pazartesi Pazarı’nda kurulan Toros Kadınları El Emekleri Pazarı’nda düzenlenen etkinliğe Manavgat Belediye Başkan Yardımcısı Mimar Sebahat Çevik, Antalya Barosu Manavgat Temsilciliği bünyesinde kurulan Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Umut Çiftçi, Toros Kadınları Emek Pazarı Temsilcisi ve üretici kadınlar ile vatandaşlar katıldı.

Gün nedeniyle düzenlenen etkinlikte konuşan Manavgat Belediye Başkan Yardımcısı Mimar Sebahat Çevik, 25 Kasım’ın kadın şiddetine farkındalık günü olduğunu ancak Türkiye’de bunun yaşanan olaylar nedeniyle her gün fark edildiğini belirterek, “Çünkü ciddi sayıda kadına şiddet olayları var. Son 5 yıldır bin 134 kişi katledilmiş kadın olarak. Bunlar üstelik eşleri, babaları, çocukları, sevgilileri ya da hiç tanımadıkları insanlar tarafından farklı bahanelerle; işte gösterişli giyindin, ruj sürdün gibi akla gelmeyecek bahanelerle bile katledildiler, bunlarla ilgili protesto yapmak istiyoruz” dedi.

Toros Kadınları projesinin Manavgat Belediyesi’nin kadınlara yönelik politikalarının bir parçası olduğunu ifade eden Çevik, “Sayın başkanımız Şükrü Sözen, kadına yönelik pek çok etkinliği gerçekleşiyor. Kadınların el emeği pazarı da bunun bir parçası ve bu kadınları da kullanarak burada bir duyarlılık oluşturma peşindeyiz. Toros kadınları şiddete karşı, Toros Kadınları şiddetin karşısında dağ gibi duruyor diyoruz” dedi.

Kadınların yaptığı her şeyin güzel olduğunu belirten Çevik, “Manavgat kadınları olarak bir farkındalık bu bölgeden ülkemize biz mesaj olarak göndermek istiyoruz” dedi.

Kadınların çeşitli bahanelerle katledilirken, cinayeti işleyen erkeklerin takım elbise giyerek, saçlarını tarayarak, saygılı bir biçimde mahkemelerde bulunmalarından dolayı ceza indirimi aldıklarını vurgulayan Çevik, “İnsanlık dışı durum için bunlar birer gerekçe olabiliyor. Erkekleri affetmek için öbür tarafta ölmüş bir kadının üzerinden yargı sistemi var ki affedebiliyor. Bu artık kanunla olabilecek bir şey değil biz toplum olarak, kadınlar olarak eğitim düzeyimizi yükselmemiz lazım, erkek ve kız çocuklarımızı yetiştirmemiz lazım” dedi. Çevik, erkek çocuklarına kadınları kollayan, erkek ile kadının eşit haklara sahip olduğunun anneleri tarafından öğretilmesi gerektiğini söyledi.

Belediye olarak kadınlara eğitim seminerleri düzenlediklerini belirten Çevik, “En son Toplumda ve Ailede İletişim diye bir seminer verdik. Ne demek iletişim, eğer karşılıklı birbirini anlayabilirsen, empati yapabilirsen her şey daha kolay çözülür demek için bununla ilgili bir hocamızı davet ettik çok ciddi sayıda bir katılım oldu. Bununla ilgili bu dizi seminerlerimiz devam edecek onun dışında da mesela kadın politikaları dedik ya onunla ilgili belediyenin pek çok kadına yönelik projeleri var o projelerden biride kadın yaşam merkezleri yapıyoruz yakında Sarılar’da başlayacak spor ve yaşam merkezi. Mesela orada kadınlara psikolojik destek verecek haftanın belli günlerinde orada bulunacak psikoloğumuz olacak, katılmak isteyen bayanlarımıza hem orada bir terapi olacak öbür türlü de eğer bir şiddete maruz kaldığında da ne yapmalı, nereye gitmeli diye danışacağı bir masamız olacak. Bu sadece olumsuzluk olarak düşünülmesin güzel şeylerde olacak her türlü kadının başka türlü psikolojik desteklerine de hizmet verecek bir yapılanma içerisindeyiz. Ona da en kısa zamanda başlayacağız şuan çalışmalarımız devam ediyor” diye konuştu.

Belediye Başkanı Şükrü Sözen’in ileri görüşlü bir vizyona sahip olduğunu ifade eden Manavgat Belediye Başkan Yardımcısı Sebahat Çevik, “Bu bir günün projesi değil aslında, kültür ve gençlik merkezleri pek çok ilçede olmazken, Antalya da bile bulunmayan Atatürk Kültür Merkezimiz var. Kültür merkezinde düzenli olarak tiyatrolar, konserler, etkinlikler, söyleşiler gerçekleşiyor işte bunlar bir eğitimdir yani oraya bir gün 10 kişi gelir sonra 10 kişi yanında biriyle geliyor 20 kişiye, 100 kişiye, binlere ulaşıyor eğitim böyle bir şeydir yoksa bir sınıfa insanları alıp ona anlatmak değildir. Ona hayatın güzelliklerini sunmaktır. Güzelliklere sahip olan kadınlara erkekler sahip olmaya çalışacaklar güzellikten haberleri olacak o yüzden belediyemiz bu konuda ciddi işler yapıyor” diye konuştu.

Etkinliğe katılan ve bir konuşma yapan Antalya Barosu Manavgat Temsilciliği Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Umut Çiftçi ise şunları söyledi: “Kadına yönelik şiddetin çarpıcı artış gösterdiği ülkemizde; mücadele yöntemlerini tartışırken, kadına yönelik şiddetin hayatın diğer alanlarında yaşanan şiddetten bağımsız olarak ele alınması durumunda mücadelenin etkisiz kalmasına yol açacağı gerçeğini de dikkate almamız gerekmektedir. Kadına yönelik şiddetle mücadele için Ulusal eylem planları yapılmasına rağmen. Ülkemizde kadına yönelik şiddetin arttığı görülmektedir. Kadınlarımız, kız çocuklarımız her alanda eğitim, yaş, sosyo-ekonomik durum ayırt etmeksizin şiddet görmekte, tacize, tecavüze uğramakta, sakat kalmakta ve öldürülmektedir. Yasalarımızda yapılan değişikliklerin kadına yönelik şiddeti azaltmaya yetmediği, hatta en önemli insan hakkı olan yaşam hakkını ihlal eden öldürme fiilinin çok arttığı bir gerçektir. Bu nedenle devletin çok yönlü, bütüncül politikalar üretmesi yanında, bu mücadelenin toplumsal düzeyde ortak ve kararlı bir şekilde yürütülmesi, her şeyden önce kadının birey olduğunun kabulünü sağlayacak toplumsal zihniyet dönüşümünün sağlanması zorunludur, öncelikle kadına yönelik şiddetin kadının sosyal hayata katılımını engelleyen sosyal bir olgu olduğunun kabulüyle, mücadeleyi şiddet uygulandıktan sonraki mücadele yerine, şiddetin uygulanmasının önüne geçilmesi yönündeki mücadeleye ağırlık vererek yürütmek gerekmektedir.

Kadına yönelik şiddetle mücadele alanında karar alma sürecinin kapsayıcı bir süreç olması ve kadın alanında çalışan sivil toplum örgütlerinin çalışma ve tecrübelerine kulak verilmelidir.

İstanbul Sözleşmesine ilk imza atan ülke olmamıza ve sözleşmede açıkça yasaklanmasına rağmen, Aile Hukuku ve kadına karşı şiddet alanında uzlaşma ve arabuluculuk uygulamasına gidilmesinin düşünülmesi hukuki dayanaktan yoksundur. Özellikle devletin, siyasi makamların Kadına bakış açılarını kadına şiddet sorununu çözecek yönde dönüştürmeleri gerekmektedir. Cumhuriyetle kazandığımız kadın haklarımızın ortadan kaldırılmasına yol açacak yasal değişikliklerin yapılması, laik eğitimden uzaklaşılması, Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı kurumlarda kullanılan dilin ve açıklamaların kadın haklarına aykırı olması, kadının her şeyden önce birey olduğunun kabul edilmemesi yönündeki beyan ve tutumlar, kadının insan haklarının ihlalinin artmasına yol açmakta ve yapılan mücadeleyi engellemektedir. Kullanılan dilden başlayarak, tüm uygulamalarda ve yapılan mücadele sürecinde tutarlı, kadına birey olarak kabul eden ve saygı duyan anlayışın yerleştirilmesi gereklidir.

Kadına şiddetin fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik birçok türü vardır. Ne yazık ki Manavgat'ta son zamanlarda kadınlara yönelik cinsel suçlardaki artış, özellikle ensest vakalarındaki artış kanayan bir yaradır. Aile içinde susturulan, üzeri örtülen bu suçların saklanmaması, kadınların tüm güçleriyle bu suçlara karşı mücadele etmeleri gerekmektedir.

Kadınlar susmayınız, şiddete uğramayı kabullenmeyiniz, siz sustukça işlenen suçlar artarak devam edecektir. Şiddet nereden gelirse gelsin kabul edilemez ve kader değildir. Lütfen haklarınıza sahip çıkın, şiddete maruz kaldığınızda adli mercilere başvurun, şiddeti kabullenmeyin, yaşadığınız şiddetin saklanmasına, örtbas edilmeye çalışılmasına izin vermeyin. Kendiniz için, evlatlarınız için şiddete karşı haykırın. Bizler, Manavgat Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu olarak her zaman kadınlarımızın yanındayız, şiddetin önlenmesinde gönüllü olarak onlara yardımcı oluyoruz.

Hep birlikte mücadele verelim, şiddeti elbirliğiyle önleyelim”

Konuşmaların ardından etkinliğe katılanlar, hazırlanan bez afişe, çeşitli renklerle boyadıkları ellerinin izini bırakarak, kadın şiddetini protesto ettiler.

 

 

Kaynak: (ÖK) - Ömer Karça Editör: Büşra GÜLER
Etiketler: , , Toros, Kadınları,, ‘Kadın, Şiddetine, Hayır’, dedi,
Yorumlar
Haber Yazılımı