Haber Detayı
06 Ağustos 2018 - Pazartesi 12:18
 
Tercih yaparken puana bakmayın
Yarından itibaren 2018-TYT'de 150 ve üzeri puan alan adaylar ön lisans programlarını, 2018-Alan Yeterlilik Testi (AYT) veya Yabancı Dil Testi'nde (YDT) ilgili puan türünde 180 ve daha fazla puan alanlar yükseköğretim programlarını ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr internet adresinden 14 Ağustos 2018 gününe kadar tercih yapabilecekler. Tercih yaparken sınav sonuç belgesinde yer alan puandan ziyade başarı sırasının dikkate alınmasını tavsiye eden İstek Özel Antalya Manavgat Yeditepe Koleji Anadolu Lisesi Rehber Öğretmeni Necla Görgülü, “Geçen yıl 420 puanla diş hekimliğine giden bir öğrenci, bu yıl aynı puanla aynı bölüme gidemeyebilir, başarı artmıştır puan yükselmiştir çünkü. Puan yanıltıcıdır, O nedenle biz hep başarı sırasına göre değerlendiririz” dedi.
EĞİTİM Haberi
Tercih yaparken puana bakmayın

Üniversite sınavları sonrası adayları zor bir süreç bekliyor. Yeni sınav sisteminde ilk defa sınava giren ve tercih yapacak olan adaylar 7-14 Ağustos tarihleri arasında ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr internet adresinden tercihlerini yapacaklar. Bu yılın, geçmişte yapılan sınav ve tercihlerden çok farklı olduğunu ifade eden İstek Özel Antalya Manavgat Yeditepe Koleji Anadolu Lisesi Rehber Öğretmeni Necla Görgülü, aslında tercih maratonunun ÖSYM’nin tercih kılavuzunu yayınladığı 01 Ağustos gününden itibaren başladığını ve bu süreçte adayların aşağı yukarı tercihlerini belirlediklerini ancak yine de acele etmemelerini ve tercihlerini site üzerinden yapmadan tekrar tekrar gözden geçirmelerini tavsiye etti.

Bir önceki yılda birçok puan türünden başarı sırlaması yapılırken bu yıl sadece sayısal, eşit ağırlık ve sözel alanlarında ayrı ayrı başarı sıralamasının yapılmasının kafaları karıştırdığını belirten Görgülü, “Bir sayısal öğrencisinin bir önceki yıl MF1, MF2, MF3, MF4 olmak üzere toplam 4 puan türüne göre başarı sırası alınıyordu. Puan türüne göre Tıp, Mühendislik ve sayısal puan ile öğrenci alan diğer bölümleri tercih edebiliyordu. Ancak bu yıl tek bir sıralama var ve tüm öğrenciler başarı sırasına göre tercih yapmak zorunda. Dolayısıyla sınav sonuçlarını genelde değerlendirdiğimizde herkesin kafası karışık” dedi.

Yeni sistemde sayısal öğrencilerin eşit ağırlık öğrencilerine göre daha avantajlı olduğuna da dikkat çeken Görgülü, “Bu yıl eşit ağırlıklarda matematik katsayısı çok etkili oldu. 3 saat süren Alan Yeterlilik Testi’nde (AYT) sayısal öğrenciler, tamamı olmazsa bile edebiyat, tarih ve coğrafya gibi eşit ağırlık alan sorularını çözerek puanlamada eşit ağırlık öğrencilerinin önüne geçti. Buda başarı sıralamasında özellikle orta bantta yer alan eşit ağırlık öğrencilerinin tercihlerinde zorlanmalarına yol açacak. Şunu da ilave etmek gerekir ki, hangi alanda olursa olsun tüm öğrenciler diledikleri alanda tercih yapma şansına sahip, yani bir sayısal öğrencisi sayısal alanda tercih yapabileceği gibi eşit ağırlık ve sözel alanlarında da tercih yapabilir” diye konuştu.

PUANLAR YANILTICI OLABİLİR

ÖSYM’nin sınav sonuçlarında açıkladığı puanların tercih yapma noktasında yanıltıcı olabileceğine değinen İstek Özel Antalya Manavgat Yeditepe Koleji Anadolu Lisesi Rehber Öğretmeni Necla Görgülü, “Geçmiş yıllarda ÖSYM’nin açıkladığı kılavuzlarda özel, devlet veya Kıbrıs olsun tüm üniversitelerin taban puanları ve başarı sırası yer almaktaydı. Ancak bu yıl sistem değişikliğinden ve puan türlerinin değişmesinden dolayı bu açıklama yapılamadı. Onun yerine ÖSYM adaylara tercih konusunda yararlanmaları için son 3 yılın verilerinin yer aldığı listeler yayınladı. Bu nedenle geçen yıllarda üniversitelerin öğrenci almış olduğu taban puanlar ve öğrencilerin bu yıl aldığı puanlar tercih yaparken yanıltıcı olabilir. Puan o yıl sınava giren öğrencilerin başarısına göre değişir. Geçen yıl 420 puanla diş hekimliğine giden bir öğrenci, bu yıl aynı puanla aynı bölüme gidemeyebilir, başarı artmıştır puan yükselmiştir çünkü” diye konuştu.

ADAYLAR NASIL TERCİH YAPACAK

2 milyonun üzerinde adayın tercih yapacağını ancak nasıl yapacağını tam bilmediğini belirten Görgülü, “Puanlar tercih yapmada bize çok yardımcı olmayacak bu nedenle biz başarı sırasına göre değerlendirmeliyiz. Bu konuda birçok kişi çok farklı formüller ortaya attı ancak ilk 10 bin içerisinde çok fazla bir sapmanın olacağını düşünmüyoruz. İlk 10 bine giren çocukların yüzde 80’ine varanı genelde Tıp’ı tercih ediyor. Tıp’ta ne kadar sapma olabilir. Kaç bin öğrenci mühendislikleri yazar, ne kadar oynama olur, ilk 30 bin içinde kaç tane eşit ağırlık ve onların önünde sayısal öğrencisi var ya da yığılma hangi alanda olur bunları iyi bilmek gerekiyor” dedi.

Başarı sıralamasında orta bantta yer alan bir öğrencinin çok daha geniş bir aralıkta tercih yapabileceğini belirten Görgülü, “ÖSYM son 3 yıla ait başarı sıralarını açıkladı. Hangi üniversitenin hangi bölümü 2015’de kaçıncı sıradan öğrenci almış, 2016’da kaçıncı ve 2017’de kaçıncı sıralardan öğrenci almış. Bu yılda çok büyük farklılıklar olmayacak ancak bu yıl çocukların açıklanacak başarı sırasına göre, biraz daha iyi olacak. Mesela Eşit Ağırlıkta 300 bine giren bir öğrenci ortalama tercih yaparken, 200 bine kadar yerlerden tercih yapabilir, çok rahat yapabilir. Hatta biz şunu söylüyoruz, tercih yaparken 24 tane tercih hakkın var ilk 3-4 tanesini istediğin ama normal şartlarda gelmesi zor yerlerden yaz. Hiçbir kaybın yok. Ondan sonra kendi sıralama bandında gezen 10-15 tane tercih yap diyoruz. Son 5 tercihini de kendi sıralamanın çok daha gerisinden yaz ki garantile. Çünkü bir hep bir önceki yıla göre tercih yapıyoruz. Bu yılki başarı artar, azalır değişebilir. Bu yıl o bölüme daha fazla istek olur dolayısıyla değişebilir. Ama baktığımızda ilk 10 binde öne atma olayı ile 300 bindeki öne atma olayı çok farklı. 300 bindeki olan bir öğrenci 200 bin, 180 bin, 170 binlere kadar düşürebilir ama 30 bindeki bir öğrenci 25 bine düşürsün, 23 bine düşürsün ama 15 bine düşüremez, daha fazla yazamaz. Orada tercih edebilecekleri aralık belli. Ama aşağıya doğru indikçe tercih edilebilir yerler artıyor” diye konuştu.

Tercihlerin sırasının üniversiteye yerleşmede çok önemli olmadığını vurgulayan Görgülü, “Tercihlerinizde sıralamanız ne olursa olsun, başarı puanınıza göre yerleşirsiniz. Yani sizden daha az puan almış bir öğrenci, aynı okul tercihini sızın sıralamanıza göre daha önde yapmış olsa bile, bölüme yerleştirilecek olan siz olursunuz” dedi.

TERCİH YAPARKEN ÜNİVERSİTENİN GETİRİSİNE BAKIN

Alınan puanın bir gösterge, başarı sırlamasının da tercih için kriter olduğunu ifade eden Görgülü, tercih yaparken en önemli konuların başında üniversitenin öğrenciye sağlayacağı katkılar olduğunu söyledi. Görgülü, “Hem başarılı olacağın, severek okuyacağın hem de okuldan sonra maddi olarak kazanabileceğin bir bölümü tercih etmen gerekiyor. Mezun olduktan sonra bu işte çok para kazanabilirim diye aslında hiç sevmediğiniz bir bölüme giderseniz mesleğinizde başarısız olursunuz. Ya da sadece sevgiye yönelik bir tercih yapılırsa bu da çok mantıklı olmaz, bunu birleştiren hem severek yapacağın hem de maddi kazancı memnun edecek bir mesleği yapabileceğimiz bir tercihi yapmak uygun olur.

Tercih yaparken en önemli nokta şu olmalı. Artık birçok bilim iç içe geçti. Hukuk fakültesine gidersiniz, hangi dersler varsa onlara çalışırım ya da sınavlara girer çıkarım mezun olur avukatlık yaparım. Hayır öyle değil. Bu yıl hukuk kontenjanı 16 bin 420, geçen yıla göre 911 daha artmış. Yıla vurduğunuz zaman bunu her yıl en büyük ihtimal 10 bin hukuk mezunu demek. Her yıl 10 bin tane avukat çıkıyor üniversitelerden. Artık her meslekten çok daha fazla mezun var. Ben 10 bin arasından bir avukat olarak mezun olacağım ama iyi olabilmem için, iyi para kazanabilmem için fark yaratmam lazım. O yüzden ben okurken seçmeli derslerden yandal yapmalıyım. Mesela psikolojiden ders almalıyım, bir yazılım öğrenmeliyim, teknoloji çağındayız. Bilgisayarı öğrenmeliyim, birçok alandan farklı dallarda seçmeli dersler alarak yandal yaparak, çift anadal yapmama bölümüm müsaade ediyorsa çift anadal yaparak kendimi geliştirmem lazım. Artık İngilizce birinci dil ya da Almanca tek dil yeterli değil, daha çok dil bilenler öne çıkıyor. Mezun olduğumda farklılık yaratmak istiyorsam bunun adına üniversite kendimi yetiştirmem lazım. Bununla ilgili birçok anket ve çalışma var. Tercihimi de yaparken, tercih edeceğim üniversite benim kişisel gelişimime ne kadar katkı sunacak bunu belirlemem gerekiyor.

Üniversiteye gittiğim zaman düz bir binaya mı gidiyorum yoksa kampüs içerisinde olan bana sosyal anlamda da bir şeyler katabilecek bir yere mi gidiyorum, mümkün olduğunca kampüs üniversitesi olmalı. Üniversiteye gittim, derse girdim işte birileri dersi anlatsın değil, dersime kaç tane profesör, kaç tane doçent girecek, kim girecek, ben bu dersi kimden alacağım buna dikkat etmeliler. Bunların hepsi ÖSYM’nin kılavuzunda yer alıyor, o üniversitede kaç profesör, kaç doçent, kaç doktor var diye, buna dikkat etmeliler. Üniversitenin ne kadar yenilikçi olması, sizi iş hayatına ne kadar adapte edeceği bunlar çok çok önemli.

Mesela ben üniversitede makine bölümünü okuyacağım, okuduğum üniversite hangi şirketlerle işbirliği yapıyor. Ben Arçelik’te, Siemens’te veya Vestel’de staj yapabilecek miyim. Ya da başarılı olursam beni yurt dışına gönderecek mi. Beni bu hayata nasıl hazırlayacak bunları mutlaka göz önünde bulundurmak gerekiyor” diye konuştu.

TERCİH SEÇİMİ MESLEK SEÇİMİ

Öğrencilerin üniversite tercihi yaparken aynı zamanda meslek seçimi de yaptıklarının altını çizen Görgülü, “Başınız sıkıştığınızda karşı komşunun kapısını çalabileceğiniz bir meslek düşünün. Mesela düştünüz bir yerinizi kırdınız, karşı komşunuz doktorsa kapısını çalarsınız. Biter mi bu bitmez, yani Tıp değerini hiçbir zaman kaybetmez. İnsanların suç oranlarının arttığını düşünecek olursak hukuk bitmez ama tabi ki kendinizi geliştirmek kaydıyla, sıradan bir mezun değil, bu çok önemli. Psikoloji kesinlikle geleceğin meslekleri arasında, yoğun çalışma tempolarımız, yaşayış şeklimiz, dünyanın betonlaşması, çarpık kentleşme bunların tamamı insan üzerinde strese yol açıyor. Bu noktada psikoloji önemli bir yere geliyor ve daha da önemli bir yere gelecek. Diş Hekimliği yine geleceğin meslekleri arasında yerini koruyan bir meslek. Bilgisayar Mühendisliği, Makine mühendisliği olmazsa olmazlardandır, çünkü artık her şey makine. Endüstri Mühendisliği, çok gözde bir meslek olacak, çünkü içerisinde birçok şeyi barındırıyor. İlk başta bilmeyen biri için Endüstri Mühendisi ne yapıyor ki diyebilir ama içine girdiğiniz zaman robotikten bahseden, pazarlama, uzmanlaşma alanınıza göre her şey var. Elektrik Elektronik Mühendisliği yine öyle. Uluslararası Finans, Uluslararası Ekonomi, Uluslararası Ticaret bunlarda yine gözde mesleklerden. Ekonometri de yine geleceği olan mesleklerden” diye konuştu.

Kaynak: Editör:
Etiketler: Tercih, yaparken, puana, bakmayın,
Yorumlar
Haber Yazılımı