Haber Detayı
16 Mayıs 2018 - Çarşamba 10:04 Bu haber 539 kez okundu
 
Müftü Atilla, “Buruk bir sevinç yaşıyoruz”
Dün akşam kılınan ilk teravih namazının ardından bugün Ramazan ayının ilk orucunu tutuyoruz. Ramazan ayı ve oruç tutma ile ilgili bilgiler veren Manavgat Müftüsü Mustafa Atilla, Peygamber Efendimizin bir hadisini naklederek, “Efendimiz, kim Ramazan-ıŞerifin girişine sevinir ise,Ramazan-ıŞerif’in geldiğine kalbinde bir ferahlık olursa Allah bu kişinin vücudunu ateşe haram kılar, buyurmuşlardır. Sevinçliyiz ancak buruk bir sevinç yaşıyoruz. Filistin’de şehit olan 61 Müslüman ve 3 bine yakın yaralımızın acısını yüreğimizde yaşıyoruz” dedi.
GÜNDEM Haberi
Müftü Atilla, “Buruk bir sevinç yaşıyoruz”

 

Dün akşam kılınan ilk teravih namazının ardından bugün Ramazan ayının ilk orucunu tutuyoruz. Ramazan ayı ve oruç tutma ile ilgili bilgiler veren Manavgat Müftüsü Mustafa Atilla, Peygamber Efendimizin bir hadisini naklederek, “Efendimiz, kim Ramazan-ıŞerifin girişine sevinir ise,Ramazan-ıŞerif’in geldiğine kalbinde bir ferahlık olursa Allah bu kişinin vücudunu ateşe haram kılar, buyurmuşlardır. Sevinçliyiz ancak buruk bir sevinç yaşıyoruz. Filistin’de şehit olan 61 Müslüman ve 3 bine yakın yaralımızın acısını yüreğimizde yaşıyoruz” dedi.

Manavgat Müftüsü Mustafa Atilla idrak edilen Ramazan ayı ve oruç ibadeti ile ilgili açıklamalarda bulundu. Manavgat halkının Ramazan ayını kutlayan ve hayırlara vesile olması temennisinde bulunan Müftü Atilla, “Ramazan ayı oruç ayıdır her bir ibadetin kendine mahsus özellikleri, güzellikleri vardır. Bu ramazan ayındaki en güzel ibadetimizde oruç ibadetidir. Sevgili Peygamberimizin güzel bir hadis-i şerifi var ‘Kim Ramazan-ıŞerif in girişine sevinir ise,Ramazan-ıŞerif’in geldiğine kalbinde bir ferahlık olursa Allah bu kişinin vücudunu ateşe haram kılar’ buyurmuşlardır. Bizlerde bu ramazan-ı şerifin gelişinden dolayı kalbimizde ferahlık duyuyoruz, sevinç duyuyoruz Rabbim inşallah bizleri ateşten cehennem ateşinden uzak eylesin” diye konuştu.

Ancak yaşanan sevincin buruk bir sevinç olduğunu da ifade eden Müftü Atilla, “Bildiğiniz üzere Amerika Birleşik Devletleri’nin Kudüs’e büyükelçiliğini taşıması sonucunda bu olayı barışçıl bir şekilde protesto etmek isteyen Filistin halkına karşı bir kıyım yapılmıştır. Ellerinde silah olmayan, kendilerini savunacak hiçbir şeyleri olmayan masum Filistinli Müslüman kardeşlerimize İsrail askerleri tarafından gerçek mermilerle ateş açılmış ve bunun neticesinde 61 Müslüman kardeşimiz şehit olmuş, 3 bine yakın kardeşimiz de yaralanmıştır. Bu acı bizleri derinden üzüyor, Ramazan sevincimizi gölgeliyor, İsrail’i bu katliamdan dolayı nefretle lanetliyoruz” diye konuştu.

ORUÇ İSLAMIN 5 TEMEL İBADETİNDEN BİRİDİR

Kur’an’ın Ramazan ayında indirildiğini ifade eden Müftü Atilla, “Kur’an’da ‘Ey müminler sizden evvelkilere farz kılındığı gibi size de oruç farz kılındı umulur ki korunursunuz’ buyurulur. Ramazan ayına mahsus ibadetlerimizden olan oruç, ibadetlerin başında gelir. İslam’ın 5 temel esasından biridir oruç ibadeti ve Ramazan ayına tahsis edilmiş bir ibadettir. Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye hicretinden bir buçuk sene sonra oruç farz kılınmıştır ve bedeni bir ibadettir. Malumunuz her bir kimse kendi orucunu kendisi tutar, kendi namazını kendisi kılar. Oruç ibadetinde sevgili Peygamberimiz bir müjde veriyor ‘Oruçlunun iki sevinci vardır birisi iftar anındaki sevinci, diğeri ise tuttuğu oruçla Allah’a kavuşup orucunun mükafatını aldığı zaman ki sevinci’ buyuruyor, inşallah rabbim bize bu iki sevinci de tattırsın. Oruç ibadetini yerine getirenlere çok güzel müjdeler var. Onlardan bir tanesi de oruçluların cennette gireceği bir kapıdan bahsediliyor. Bu cennet kapısına Reyyan adı verilir. Reyyan, özel bir kapıdır malumunuz benzetmede hata olmasın,önemli kişiler için birçok yerde özel VİP kapıları bulunur, aynen bunun gibi Reyyan denilen bir kapı vardır ki, kıyamet gününde bu kapıdan ancak oruç tutanlar girecektir bunlardan başkaları giremez.Oruçlular nerede diye çağrılır, onlarda kalkıp o kapıdan girerler, oruçlular girdikten sonra kapı kapanır ve artık oradan hiçbir kimse giremez buyurmuşlardır sevgili Peygamberimiz” diye konuştu.

OBEZE KARŞI ORUÇ

Oruç ibadetinin sağlığı da koruyucu bir ibadet olduğunu vurgulayan Müftü Atilla, “İnsanı sabra alıştırıcıdır, nimetlerin kıymetlerini öğreticidir ve oruç ibadeti aynı zamanda başkalarına yardım etme duygularımızı geliştirir.Yine oruç ibadeti sağlığımızı da olumlu yönde etkiler.Malumunuz günümüzde ki en büyük hastalıklardan bir tanesi de maalesef obezitedir, çağımız hastalığıdır.Obeziteye en güzel çözümü dinimiz oruçla cevaplandırmıştır. Oruç tutan bir insan da Müslüman da obezite olmaz.Onun için sevgili peygamberimiz bunu şöyle ifade buyurmuştur ‘Oruç tutunuz, sağlıklı olunuz. Oruç tutun ki sıhhat bulasınız.’ İnsan vücudunun bütün gün çalışarak yorulan organları uyku ile dinlendiği gibi bir yıl durmadan çalışan mide ve sindirim organları da oruç sayesinde dinlenir ve görevlerini daha iyi yapma imkanları kazanır. Mide hastalıklarında evidir ve en etkili tedavi oruçtur” diye konuştu.

FİTRE VE FİDYE MİKTARI 19 TL

Orucun ergenlik çağına gelmiş akıllı, Müslüman, erkek ve kadınların tamamına farz olduğunu vurgulayan Müftü Atilla, “Kendilerine farz olanlardan hasta olanlar, yolcu olanlar oruç tutmaya bilirler hastalıkları iyileştiklerinde, yolcu olanlarda evlerine döndüklerinde yedikleri günlerin sayısı kadar oruçlarını kaza ederler kaza tutarlar. Gebe ve emzikli hanımefendilerin durumu da aynıdır.Oruç tutamayacak kadar yaşlı yahut iyileşme imkanı bulunmayan hastalarda oruç tutmazlar, yedikleri her bir gün için yoksula fidye verirler. Fidye miktarı, fitre miktarıdır Diyanet İşleri Başkanlığımız bu sene 19 lira olarak bunu belirledi.Bu asgari bir miktardır, bundan aşağısı kabul olmaz.Ama daha fazla verilirse verirse kendi hayrına vermiş olur. Adet gören hanımefendiler, lohusa olan hanımefendiler de oruç tutamazlar, namaz kılamazlar.Bu halleri geçtikten sonra yedikleri gün sayısınca kaza ederler, namazları ise affolunmuştur, hanımefendilere böyle bir kolaylık gösterilmiştir” diye konuştu.

EZAN OKUNUR OKUNMAZ YEMEYİ İÇMEYİ KESMEK GEREKİR

Oruç tutmaya sahur yemeğinin yenmesinin ardından niyet edildiğini ifade eden Müftü Atilla, “Ancak sahura kalkamayanlar yatarken de niyet edebilirler.Şayet yatarken niyet etmemiş iseler kuşluk vaktine kadar o günün orucuna niyet edebilirler, yeter ki imsakten sonra, imsak dediğimiz sabah ezanıdır. İmsak vaktinden sonra bir şey yemeyecekler, içmeyecekler, orucu bozacak bir tavırda davranışta bulunmayacaklar, bu şekilde niyet edebilirler. Oruç tutmak maksadıyla sahura kalkmak bir niyet sayılır, özellikle dille söylemesine gerek yok. Zaten sahura kalkmak demek oruca niyet anlamına gelir.Hocamız ezana başladığı an bizde artık yemeği içmeyi kesmeliyiz, hocamız ezana devam ettiği müddetçe yemeğe içmeye devam etmek doğru değildir” diye konuştu.

Oruç tutarken sahurun önemli bir öğün olduğuna dikkat çeken Müftü Atilla, “Sahur çok önemlidir. Peygamberimiz bir müjde veriyor, bunu çok fazla bilmeyiz, hocalarımızda çok fazla bilmez, şöyle buyuruyor ‘Sahurda yemek yiyiniz sahur yapınız. Çünkü sahur yemeğinde bereket vardır’ ve sahur başlı başına çok özel bir zaman dilimidir duaların kabul edildiği seçkin bir zaman dilimidir.Sahur yemeğinden sonra Cenab-ı Allah’tan bir dileğimiz isteğimiz var ise bence bu seçkin saati değerlendirmek gerekir” diye konuştu.

TERAVİH NAMAZI GÜNAHLARA KEFARET OLUR

Ramazan ayının diğer önemli ibadetlerinden birinin de teravih namazı olduğunu ifade eden Müftü Atilla, “Teravih namazlarımız sünnet-i müekkede bir namazdır.Yani peygamberimizin devam ettikleri, devam ederken bir özrün araya girmesiyle terk ettikleri sünnettir.Bu namazı hem kılmışlar hem de kıldırmışlardır, ancak farz olur endişesiyle de cemaate bazen kıldırmaktan da vazgeçmişlerdir. 20 rekat olarak kılınması usul olunmuştur. Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali dönemlerinden günümüze kadar teravih namazı 20 rekat olarak kılınmıştır. Maalesef bazı yerlerde duyuyoruz 6-8 rekat mıdır? Bunlar doğru şeyler değil Peygamber Efendimiz bazen olağan üstü zamanlarda 8-10 rekatta kıldırdığı dönemlerde olmuştur fakat sonraki dönemlerde bu namaz hep 20 rekat kılınır hale gelmiştir. Peygamberimizin şu tavsiyesi ve müjdesini de ilave edelim, şöyle buyuruyorlar ‘Kim faziletine inanarak ve mükafatını umarak Allah rızası için ramazan gecelerini ibadetle geçirirse yani teravih namazını kılarsa o kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.’ Yine aynı şekilde ‘Kim faziletine inanarak ve mükafatını umarak Allah rızası için oruç tutarsa geçmiş günahları bağışlanır’ her ikisi de sahi hadislerdir yani oruç kendisinden evvel ki günahları affeder teravih namazı da yine kendisinden evvel ki günahlarakefaret olur” diye konuştu.

İSRAF ETMEKTEN ÇEKİNELİM

Ramazan ayı ve oruç ibadeti ile ilgili olarak merak edilen bazı soruları da cevaplayan Müftü Atilla, yolculuk nedeniyle oruç tutamayanların en kısa zamanda kazalarını eda etmelerini salık vererek, “Yolculuk başlı başına bir zorluktur, dolayısıyla yolculuğu ister kendi otomobilimizle yapalım, ister uçakla yapalım, ister karayolunu kullanalım veya deniz yolunu kullanalım, yolculuğun özünde bir zorluk ve meşakkat vardır.Biz bunu kendi aklımızla şuanda imkanlar çoğaldı böyle bir yolculuk kalmadı diye düşünmemiz doğru değildir. Cenab-ı Allah bize kolaylık göstermiştir yolculukta olanlar namazlarını 2 rekat kılarlar, oruçlarını da dilerse tutarlar dilemezlerse oruçlarını kaza ederler.Kaza da borcun iyisi en kısa zamanda ödenmesidir.Çünkü insanın ömrü, malumunuz ecel gizlidir borcu en yakın zamanda ödemek en güzelidir” diye konuştu.

Manavgat’ın bir turizm beldesi olması ve yaz ayları olması nedeniyle insanların denize de girmelerinin oruç tutmaya mani olup olmayacağı yönünde sorulan sorulara da cevap veren Müftü Atilla, “Orucun tanımında ifade etmiştir hiçbir şey yememek- içmemek ve cinsi münasebette bulunmamaktır.Orucun fiili tanımı budur dolayısıyla denize girildiğinde ağza su kaçma endişesi varsa oruca zarar verir ama sade yalın haliyle denize girmek oruca zarar vermez. Oruçlu iken denize girmekte daha temkinli olmak gerekir” diye konuştu.

Ramazan ayında eğlenme ve eğlence dürtüsünün de kontrol edilmesi gerektiğinin altını çizen Müftü Atilla, “Dinimizde eğlencenin çizgisi bellidir, harama düşecek olan kötülüklere yol açan eğlenceler ramazanda günahtır. Mümin, Müslüman eğlenebilir ama belirli sınırlar ve ölçüler içerisinde ibadetleri aksatmayacak şekilde olmalıdır. Çünkü bu Ramazan ayı sınırlıdır ve bu güzel ayın kadrini kıymetini bilmek lazımdır. Bir misafirdir, bir ay bize konuk oluyor, bir ay sonra da geçip gidiyor.Bir daha bu mevsime kavuşur muyuz kavuşamaz mıyız ancak Allah bilir.Dolayısıyla bu ayı en güzel şekilde değerlendirmek lazım, her zaman eğlenebiliriz lakin elimize her zaman Ramazan geçmeyebilir” diye konuştu.

İSRAFTAN KAÇININ

Bu yıl Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Ramazan için ‘Sofralarımız bereketli olsun ama israf olmasın’ temasını kullandığını hatırlatan Müftü Atilla, “Gösterişli iftar sofralarından uzak durmalıyız.Çünkü çok insanımız açlık, yokluk içerisinde yaşıyor. Bizlerde bir ibadeti yapalım derken bu ibadetimize israf ve günah karıştırmamalıyız diye düşünüyorum” diye konuştu.

Kaynak: (ÖK) - Ömer Karça Editör: Büşra GÜLER
Etiketler: Müftü, Atilla,, “Buruk, bir, sevinç, yaşıyoruz”,
Yorumlar
Haber Yazılımı