Haber Detayı
06 Temmuz 2018 - Cuma 09:23 Bu haber 1218 kez okundu
 
Manavgatlı Avukatlardan ortak mücadele çağrısı
Antalya Barosu Manavgat Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu üyeleri Manavgat Adliyesi önünde yaptıkları basın açıklaması ile toplumun bütün kesimlerini çocuğa yönelik şiddete karşı ortak mücadeleye çağırdı. Basın bildirisini okuyan Av. Umut Çiftçi, uluslararası anlaşmalar çerçevesinde Türkiye’de kaldırılan idam cezasının yeniden uygulamaya konulamayacağını da “O antlaşmanın geri dönüşü yok” sözleriyle ifade etti.
YAŞAM Haberi
Manavgatlı Avukatlardan ortak mücadele çağrısı

 

Antalya Barosu Manavgat Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu üyeleri Manavgat Adliyesi önünde yaptıkları basın açıklaması ile toplumun bütün kesimlerini çocuğa yönelik şiddete karşı ortak mücadeleye çağırdı. Basın bildirisini okuyan Av. Umut Çiftçi, uluslararası anlaşmalar çerçevesinde Türkiye’de kaldırılan idam cezasının yeniden uygulamaya konulamayacağını da “O antlaşmanın geri dönüşü yok” sözleriyle ifade etti.

Son günlerde çocuk kaçırma ve çocuğa yönelik şiddet olaylarının artması üzerine yurt genelinde birçok sivil toplum kuruluşu sesini yükseltirken, Antalya Barosu Manavgat Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kurulu üyeleri Manavgat Adliyesi önünde bir basın açıklaması yaparak, çocuğa yönelik her türlü ihmal ve istismarı kınadı. Av. Umut Çiftçi tarafından okunan basın bildirisinde toplumun bütün kesimleri çocuğa yönelik şiddete karşı ortak mücadeleye çağrıldı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun yaptığı açıklamaya göre Türkiye’de 2008-2016 yılları arası 104 bin 531 kayıp çocuk vakasının yaşandığını belirten Çiftçi, “Her sabah gözümüzü; çocuğa yönelik ihmal, istismar ve vahşice işlenen cinayet haberleri ile açıyoruz. Henüz haberi yapılmamış binlerce çocuk ise kayıptır” dedi.

Av. Umut Çiftçi tarafından okunan basın bildirisinde şu ifadelere yer verildi:

“Can yakıcı çocuk istismarları tartışılırken dahi özelikle sosyal medyada herkes konunun esasından uzak anlık öfke ve "tarafgir " bir dille konuşmaktadır. Oysa zaman korkularımız üzerinden ayrışılacak zaman değildir. Unutulmamalıdır ki öncelikli sorumluluk devletindir, tüm kişi ve kurumlar farklı alanlarda çalışan meslek kuruluşları bir araya gelerek sorunun çözümü noktasında yol gösterici ve çözüm üretici olmalıdır. Öncelikle çocuğa dönük şiddeti önleme planları olmalıdır. Bağımsız özgür düşüncenin gelişme ortamına sahip üniversitelerde bilimsel akademik çalışmalar yapılmalıdır. Ciddi bir saha çalışması yapılmalı ve veri toplama, değerlendirme çalışması gerçekleştirilmelidir. Riskler, nedenler belirlenmelidir.

Eril cinsiyetçi söylem ortadan kaldırılmalı, çocukların evrensel değerlere uygun kız erkek birlikte eğitim almaları sağlanmalıdır, dini referanslarla günlük yaşamın şekillenmesi hukuki düzenlemelere gidilmesi, çocukların cinsel obje olarak değerlendirmelerinin önüne geçilmelidir. Hukuk güvenliği ve belirliği sağlanmalı, vatandaşın aynı olaya aynı hukuksal korunmanın ayrımsız herkes için sağlanacağı inancı sağlanmalıdır.

Fahiş cezalar sonucunda cezasızlık halinin ortaya çıkmasına engel olunmalı, adil yargılama ile evrensel değerlere uygun cezalandırma olmalıdır, çocuğun korunması ile ilgili müdahale görevini de içeren idari kurumsal yapı olmalıdır, sivil toplum örgütlerinin dernek ve vakıfların bağımsız çalışma yapmasına fırsat tanınmalıdır, siyasi yakınlıktan uzak; çocukla ilişkide bulunan tüm kişi, kurum ve kuruluşların fırsat eşitliğine, denetime, kurallara uygunluğu sağlanmalıdır. Ekonomik eşitsizlik ortadan kaldırılmalıdır. Bilimin, eğitimin, sanatın gelişiminin önündeki engeller kaldırılmalı, toplumun tüm katmanlarınca ulaşılabilir olması sağlanmalıdır.

Çocuğa, hayvana, kadına dönük şiddet, toplumsal şiddetin güçsüz olanda yoğunlaşmasıdır. Gücün çürümüşlüğü her türlü insani değer yargısından uzak bir biçimde tezahür etmektedir. Ancak bunun çözümünü, salt ceza kanunlarında yapılacak değişikliklerde görmek, hukuk bilimine haksızlık olduğu gibi, eğitim programları, çocuk koruma politikaları ile uğraşmak yerine meselenin kendisini unutmak, sorunu suç işlendikten sonra faillerin bedenleri üzerinden kısasa kısas yöntemiyle ortadan kaldırmak çabasıdır. Bunun da en önce çocuklarımıza bir fayda sağlamayacağı açıktır. Hamasi söylemlerle çocukların önemini anlatmak yerine kamu ve özel kaynakların çocuklar yararına kullanımı sağlanmalıdır.

Meselenin bütüncül çözümü için öncelikle Meclis'te kurulması önerilen çocuk hak ihlallerine ilişkin komisyonların hızlıca kurulması, yıllardır bekletilen Çocuğa Yönelik Şiddeti Önleme Ulusal Eylem Planı'nın çıkması ve uygulanmaya başlanması, bu alanda çalışan sivil toplum örgütleriyle ortak çalışmalar yürütülmesi ve bu çalışmaların kamu idaresi tarafından desteklenmesi gerekmektedir. Çocuğa yönelik şiddet 3-5 münferit olaydan ibaret olarak ele alınmadan, görünür olan ve olmayan çok sayıda şiddet türü ve vakasının mevcut olduğu ve tüm istismar hallerinin bir bütün olduğu, çok zaman iç içe geçtiği bilinciyle hareket edilmelidir.

Son dönemlerde artan ve görünür hale gelen çocuk istismarı ve en ağır biçimi çocuk cinsel istismarı; "münferit, sapık, hasta, insanların, idam ve hadım tartışmaları ile" adeta çözümsüzlük üreterek tartışılmamalıdır. Evrensel değerlere uygun, bilimsel, çocuk hak ve özgürlüklerini esas alan devletin yükümlülüklerinin belirlendiği hukuk güvenliğinin sağlandığı, toplumsal değer yargılarını, koruyucu yöntemler belirlenmelidir. Çocuklar üzerinden yaşadığımız korkularımız toplumsal ayrışmadan uzak siyasetler üstü benimsenmeli ve çözüm üretilmelidir

Çocuklara karşı işlenen suçları işlenmeden önleyemiyorsanız, verilecek cezanın toplum vicdanını rahatlatacağı, ancak bu suçların mağduru olmaya aday çocukları koruyamayacağı unutulmamalıdır.

İDAM VEYA HADIM ÇÖZÜM DEĞİLDİR!

İdam ve hadım meselesine gelince, her iki "infaz" yönteminin uygulandığı ülkelerdeki sonuçlara bakıldığında, tüm örneklerde görüleceği üzere bir şiddet türünün ortadan kaldırılması için asla çözüm yöntemi olmadığı net olarak görülecektir. Çocuğa yönelen her türlü istismar için çözüm: çocuğa özgü adalet, koruma ve rehabilitasyondur.

Bu bağlamda şiddete şiddet ile karşılık vermek yerine çocukların korunması odağında bütüncül çözümler üretilmesi gereği göz ardı edilmemelidir”

Kaynak: (ÖK) - Ömer Karça Editör: Büşra GÜLER
Etiketler: Manavgatlı, Avukatlardan, ortak, mücadele, çağrısı,
Yorumlar
Haber Yazılımı istanbul escort escort bayan