Haber Detayı
10 Kasım 2018 - Cumartesi 16:00 Bu haber 3408 kez okundu
 
Maddeye değil, hayata bağlanın
Sigara, nargile, alkol, uyuşturucu gibi zararlı maddelerin yanı sıra cep telefonu, tablet ve bilgisayarlarda oynanan oyun, sosyal medyada harcanan zaman ve yanlış paylaşımlar ile mobil uygulamaların ele alınması gereken ciddi bağımlılıklar olduğunu dile getiren Yeşilay Antalya Şubesi Manavgat Temsilcisi Özgü Özen, bağımlılıkla mücadelenin aileden başladığını ancak ailelerin çocuklarını ihmal etmesinden dolayı ciddi sorunların yaşandığını söyledi. Özen, “Maddeye değil hayata bağlanın” dedi.
SAĞLIK Haberi
Maddeye değil, hayata bağlanın

 

Sigara, nargile, alkol, uyuşturucu gibi zararlı maddelerin yanı sıra cep telefonu, tablet ve bilgisayarlarda oynanan oyun, sosyal medyada harcanan zaman ve yanlış paylaşımlar ile mobil uygulamaların ele alınması gereken ciddi bağımlılıklar olduğunu dile getiren Yeşilay Antalya Şubesi Manavgat Temsilcisi Özgü Özen, bağımlılıkla mücadelenin aileden başladığını ancak ailelerin çocuklarını ihmal etmesinden dolayı ciddi sorunların yaşandığını söyledi. Özen, “Maddeye değil hayata bağlanın” dedi.

Yeşilay Antalya Şubesi Manavgat Temsilcisi Özgü Özen, gerek sosyal medyadan gerekse düzenlenen toplantılarla özellikle gençleri bağımlılık konusunda uyardıklarını ve her türlü bağımlılıkla mücadeleye çağırdıklarını belirterek, dikkat çekici açıklamalarda bulundu. bağımlılıkla mücadelede toplumun her kesimine görev düştüğünü ifade eden Özen, özellikle ailelerin çocuklarını kendi elleri ile cep telefonu, tablet, bilgisayar ve internet bağımlılığına sürüklediğini belirterek, ihmal edilen çocukların daha sonra daha kötü alışkanlıklara sahip olduğunu iddia etti.

Bağımlılıkla mücadelede en önemli kurumlardan birisinin Yeşilay olduğuna vurgu yapan Özen, “Tarihler Kasım 1918’i gösterdiği zaman İtilaf Devletleri Osmanlı’nın başkenti olan İstanbul’u işgal etmek üzere harekete geçtiler. İşgalciler bu puslu havada sadece ülkemizi işgal etmekle kalmamış, aynı zamanda Müslüman gençlerin ahlaken, fikren ve manevi yönlerden mahvedebilmek için başkente gemiler dolusu içki getirmiştir. Burada amaç yurt savunmasında aciz bırakılacak, bunun tasasına düşmeyecek içkiye müptela gençler meydana getirip bunların ahlakını yerle yeksan etmekti. Bunun önüne geçebilmek için dönemin Şeyhülislam’ı İbrahim Haydarizade’nin himayesinde, Dr. Mazhar Osman Uzman ve arkadaşları tarafından Sultan Vahdeddin Han’ın izniyle 5 Mart 1920’de İstanbul’da "Hilal-i Ahdar" adıyla bugünkü ismiyle Yeşilay Cemiyeti kurulmuştur” dedi.

Yeşilay olarak sigara, nargile, alkol, uyuşturucu gibi sağlığa zararlı maddeler başta olmak üzere teknolojinin gelişmesi ile baş gösteren cep telefonu, tablet, bilgisayar ve internet bağımlılığı ile mücadele ettiklerini ifade eden Özen, madde madde bağımlılık yapan alışkanlıklar hakkında bilgi verdi.

ZİGARA İÇMEK İNSANI KARİZMATİK GÖSTERMEZ

Sigara bağımlılığının toplumun geniş bir kısmını ilgilendirdiğini ifade eden Özen, “Sigaranın içerisinde 4000’den fazla zehirli madde bulunmaktadır. Dünya’da her 13 saniyede sigaranın neden olduğu hastalıklardan dolayı bir insan ölmektedir. Bu da ortalama 5 milyon insanın ölmesi demek oluyor.

Pasif içicilik de önemli bir konudur. Sadece 30 dakika sigara dumanına maruz kalmak sigara içen bir insanda ortaya çıkabilecek rahatsızlıklara sebebiyet vermektedir.

Özellikle toplumumuzda çay sigarasız gitmez, yemekten sonra veya önce iyi gider veya sigara içmek beni daha karizmatik gösteriyor gibi yanlış düşüncelerin etkisi mevcuttur.

Unutulmamalıdır ki sigara içmek insanı daha karizmatik yapmaz ve daha güzel göstermez, zira sigaradan ötürü dişleri sapsarı kesilmiş, ağzı sigara kokan ve dumanı tüm vücuduna sinmiş biriyle kimse birlikte olmak istemez.

Özellikle lisede ergenlik döneminde olan çocukların sigaraya başlama nedenleri iyi idrak edilmeli, gençlerin kendisini gösterme ve kanıtlama amacı da taşıyan bu hassas dönemde toplumda gençlerimizin örnek aldığı kimselerin kendisine daha çok dikkat etmesi gerekmektedir.

Toplumda büyük bir mali kayba da neden olan sigara tüketimi aynı zamanda ailelerin bütçelerini zorlamakta, kısa vadede kendilerine bu yönden de zarar vermektedir.

Günümüzde de popülerliğini koruyan nargile tüketimi de günümüzde özellikle gençlerimizi etkisi altına alan bir bağımlılık çeşididir.

İnsanların dikkatini çekebilmek için ananaslı, mangolu gibi çeşitli nargileler yapılmakta, bunlara farklı aromalar da katılarak insanların beğenisine sunulmaktadır. Ancak nargilenin zararları sigarayı aratmayacak şekilde fazladır.

Gençlerin merak duygusu ‘zararlı değildir’ düşüncesi, sosyal medyada beğenilme ve takdir edilme arzusu gençlerin bağımlılık yapacak unsurlarla daha çabuk tanışmasına neden olmaktadır.

1 saatlik nargile tüketiminin 50 adet sigaraya eş değer olduğunu unutmamamız gerekir.

Nargile dumanının suda süzüldüğü için zehirli maddelerden arındığı düşünülüyor. Ancak suya süzülen kısım, kimyasalların çok küçük bir miktarıdır. Nargiledeki suyun arındırma özelliği yoktur. Nargile kömürü de tütünü sıcak tutabilmek için kullanılır. Kömürün etkisiyle pek çok zararlı madde tütüne karışmaktadır.

e-sigara dediğimiz elektronik sigaranın da normal sigaradan daha az zararlı olduğuna dair herhangi bir araştırma bulunmamaktadır. Elektronik sigaraların içerisinde sıvılaştırılmış nikotin bulunmaktadır. Çeşitli aromalarla da süslenebilen e-sigaranın sigarayı bırakma yolunda herhangi bir işlevi de yoktur” dedi.

ALKOL BAĞIMLILIĞI TOPLUMUMUZUN KANAYAN YARALARINDAN BİRİ

Özellikle İslam dininde alkolden uzak durulması gerektiği ve haram kılındığını ifade eden Özen, “Cenab-ı Allah Maide Suresi 90. ayet-i kerimede buyuruyor ki: ’Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.’’

Yine sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) ‘’İçki kötülüklerin anasıdır.’’ buyurdular.

Alkol iradeyi zayıflatan, kişiye kontrol kaybı yaşatan ve uyuşturucu maddelere açık hâle getiren bir bağımlılıktır. Keza günümüzde uyuşturucu kullananların 57’si aynı zamanda alkol de kullanmaktadır.

Ne yazık ki ülkemizde alkol kullanım yaşı 11’e inmiştir. Bu durum bizlere bu yolda atacağımız daha pek çok adımın olduğunu göstermektedir. Dünyada yaşanan cinayetlerin 85’inin, kadına şiddet olaylarının 70’inin, trafik kazalarının 60’ının, tecavüzlerin 50’sinin en önemli sebebi alkoldür.

Vücuda alınan alkol, kişinin duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını değiştirmeye başlar. Bu durum kişinin ailevi ilişkilerden sosyal hayattaki ilişkilerine kadar pek çok probleme sebep olur. Aile içerisinde alkol alan bir bireyin bulunması sonucunda aile hayatı mutlaka bozulur. Bozuk bir aile hayatı içerisinde yetişen çocuklarımızın sosyo-psikolojik yönden büyük bir tahribata uğrayacağı unutulmamalıdır. Keza alkolün mutlaka ama mutlaka hayatta bir bedeli olur” diye konuştu.

BİR KEREDEN ÇOK ŞEY OLUR

Uyuşturucu madde kullanımının da Yeşilay’ın üzerinde hassasiyetle durduğu zararlı alışkanlıklardan biri olduğunu vurgulayan Özen, “Uyuşturucu bağımlılığı hususunda çarpıcı bir örnek bu bağımlılığın nelere mâl olacağını anlamamızda bize yardımcı olacaktır. Şimdi annenizi hayal etmenizi istiyorum. Sizin karşınızda şefkatle size bakıyor olsun. Her şey çok güzel gidiyor. Âmâ siz bir anda annenizin gözünün tam ortasına bir yumruk atıyorsunuz. Anneniz her ne kadar yapma oğlum-kızım dese de onu dinlemiyor ona vurmaya, tekme atmaya devam ediyorsunuz. Bana para ver, benim madde bulmam lazım, benim uyuşturucu almam lazım diyorsunuz. Bu örnek rahatsız edici olsa da uyuşturucu kullanan bir kişi normalde çok değer verdiği bir kişiyi bu hâle getirebilir.

Uyuşturucu kullanan bir kişi için yoksunluk anında tek düşündüğü şey maddeye ulaşabilmektir. Uyuşturucu kullanımının daha ileri safhalarında bu durum artış göstererek devam eder ve kişi ailesinden, kendisinden ödün vererek maddeye ulaşma arzusuyla tek şeye odaklanır o da madde kullanmak ve o anı tekrar yaşamaktır.

Uyuşturucu her zaman bir merakla başlar ve ‘bir kereden bir şey olmaz’ denilerek kullanılır. Bu durum kahrolan ailelerin ve telef olan bir gençliğin ortaya çıkmasına neden olur.

Sokaklarda gençlerin bir kısmı ne yazık ki uyuşturucu, esrar, eroin, bonzai gibi maddelere bağımlı bir şekilde hayat sürmektedir. Bugün maddenin etkisiyle kendinden geçmiş bir halde kaldırımlarda yatan insanların varlığı hepimizi derinden yaralamaktadır. Çocuklarının bu durumu karşısında gözyaşı döken anaların ve babaların çocuklarını tedavi ettirebilmek için büyük bir çaba harcamasının yanında pek çok aile ‘’aman komşular duymasın’’ diyerek bu durumu herkesten gizlemektedir, hâlbuki tedavi edilmeyen bir uyuşturucu bağımlısının sonu her zaman aynı olmuştur. 

Toplumumuzun kanayan yaralarından biri olan uyuşturucu bağımlılığı karşısında her birey elini taşın altına koymalı ve yardımcı olmalıdır” dedi.

TEKNOLOJİ DE BAĞIMLILIK YAPAR

Günümüzün en büyük bağımlılıklarından birisinin de teknoloji bağımlılığı olduğunu ifade eden Özen, “Hepimizin hayatını kolaylaştıran teknolojinin bağımlılık noktasında pek çok zararı olduğunu da bilmemiz gerekir. Teknoloji hepimiz için güzeldir, ancak asıl mesele teknolojiyi nasıl anladığımız ve onu hayatımızın neresine koyduğumuzdur. Mesele hayatımızı kolaylaştırması için edindiğimiz cihazların hayatımızı esir almasına izin vermemektir.

Günümüzde baktığımız zaman 7’den 77’ye herkesin elinde bir telefon, tablet ya da bilgisayar bulunmaktadır. Ancak teknolojinin insan hayatını kolaylaştıran bir araç olmaktan çıkıp hayatın gayesine dönüşmesine de müsaade etmemeliyiz.

Yapılan araştırmalar sonucu öğrencilerin bilgisayar, internet, cep telefonu ve televizyon karşısında geçirdikleri süre ortalama asgari 6 saat olduğunu görüyoruz. Buna karşılık ders dışı kitap, dergi gibi etkinliklere ayrılan süre 1 saati dahi bulmamaktadır.

‘İlim Çin’de bile olsa gidip alınız’ diyen bir peygamberin ümmeti olarak bizler elbette hem kendimizi hem de ülkemizi geliştirmeye ve daha ileri bir noktaya götürmeye mecburuz. Ancak bizim gençliğimize yakışan saatlerce, internet kafelerden, kahvehanelerden çıkmayan, edep ve ahlaktan yoksun yetişmiş bir nesil değil, ilim peşinde koşan, okuyan, araştıran, bağımlılıktan uzak bir nesildir. Mehmet Akif Ersoy’un asımın nesli dediği bir gençlik, Necip Fazıl’ın ‘Zaman bendedir ve mekan bana emanettir’ şuurunda bir gençlik, zararlı olan her türlü bağımlılığın uzağında olan bir gençlik, işte bizim tahayyülümüz budur.

Ne yazık ki nereden çıktığı belirsiz akımların etkisi altında kalıp kendini birilerine beğendirme ve takdir edilme peşine düşmüş gençler yetişmektedir. Son zamanlarda uzaylı dansı, araba giderken dans etme, şimdilerde tik-tok gibi akımların peşinden gitmemeliyiz.

Keza son model telefonu olmadığı için strese, bunalıma giren çocuklara rastlıyoruz. Araç kullanırken dahi gözlerini ekrandan ayıramayan milyonlarca insan olduğunu gayet iyi biliyoruz. Dost meclislerindeki gönül sohbetlerinin yerini artık 5 dakika sonra sıkılan ve hemen telefona sarılan, kurmuş olduğu yapay bir dünyada yaşayan insanlar görüyoruz. Bizlerin çocukluğunda sokakta arkadaşlarımızla oyuna dalıp eve geç kaldığımız zaman annelerimiz bizlere kızarken, günümüzde anneler ve babalar çocuklarının bir an olsun ekrandan başını kaldırıp sokağa çıkması, arkadaşları ile hoşça vakit geçirebilmesi için çocuklarına dil dökmektedir.

Günümüzde yapılan yanlışlardan bir diğeri ise ebeveynlerin çocuklarını başından savmak için ellerine tutuşturdukları cep telefonu, tablet ve bilgisayardır. Doğruyu ve yanlışı ayıramayacak kadar küçük olan çocuklara bilinçsizce verilen cihazlar pek çok olumsuz etkiye sebebiyet vermektedir. Bugün her 5 çocuktan biri siber zorbalığa maruz kalmakta, ülkemizde bu oran 19’u bulmaktadır. Özellikle geçmiş yıllarda geri dönüşü olmayan etkileriyle pek çok çocuğumuzun hayatına mâl olan ‘Mavi Balina’ oyunu ailelerin çocuklarına yeterince ilgi göstermemelerinin bir sonucudur. 3 yaşındaki bir çocuğun telefonda, tablette oyun bulup oynaması çocuğun zeki olduğunu değil, ihmal edildiğinin bir göstergesidir.

O nedenle kendimizi ölçmemiz ve çocuklarımıza örnek olacak davranışlar sergilememiz gerekmektedir. Yoksa elinden telefon, tablet düşmeyen, televizyon başından kalkmayan anne ve babanın çocuğuna kızıp söylenmesi beyhude bir çaba olur” diye konuştu.

 

Kaynak: (ÖK) - Ömer Karça Editör: Büşra GÜLER
Etiketler: Maddeye, değil,, hayata, bağlanın,
Yorumlar
Haber Yazılımı bursa escort lara escort