Haber Detayı
13 Haziran 2018 - Çarşamba 09:42 Bu haber 2229 kez okundu
 
Kılıçdaroğlu Manavgatlılarla Buluştu
Cumhurbaşkanlığı ve 27. Dönem Milletvekilliği Seçimlerinde partisinin seçim beyannamesini anlatmak, bölgede faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderleri ile istişare yapmak, turizmci ve iş adamları ile görüşmek üzere Antalya ve ilçelerine ziyaret gerçekleştiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu; hafta sonu geldiği Manavgat’ta, Atatürk Kültür Merkezi'nde partisi tarafından düzenlenen toplantıya katıldı.
SİYASET Haberi
Kılıçdaroğlu Manavgatlılarla Buluştu

 

Cumhurbaşkanlığı ve 27. Dönem Milletvekilliği Seçimlerinde partisinin seçim beyannamesini anlatmak, bölgede faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderleri ile istişare yapmak, turizmci ve iş adamları ile görüşmek üzere Antalya ve ilçelerine ziyaret gerçekleştiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu; hafta sonu geldiği Manavgat’ta, Atatürk Kültür Merkezi'nde partisi tarafından düzenlenen toplantıya katıldı.

Cumhurbaşkanlığı ve 27. Dönem Milletvekilliği Seçimlerinde partisinin seçim beyannamesini anlatmak, bölgede faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderleri ile istişare yapmak, turizmci ve iş adamları ile görüşmek üzere Manavgat Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi'nde partisi tarafından düzenlenen toplantıya katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'deki ekonomik sıkıntının ve Türk lirasının dolar karşısında değer kaybetmesinin önüne ancak üretim ekonomisi ile geçilebileceğini söyledi. 16 yıllık iktidarı süresince Ak Parti hükümetinin Türkiye'de gösterilebilecek bir yatırım yapmadığını iddia eden Kılıçdaroğlu, 14 yıllık sürede Ak Parti hükümetinin harcadığı 2 trilyon 94 milyar doların nereye harcandığını sordu.

Türkiye'nin yaşadığı ekonomik sorun ve sıkıntılardan kurtulmak için öncelikle izlenen ekonomi politikasından vazgeçilmesi gerektiğini ifade eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Beton ekonomisinden üretim ekonomisine geçmemiz lazım. Hangi partiden olursa olsun şu gerçeği bütün vatandaşların bilmesi lazım, bir ülke üretmiyorsa sadece tüketici konumunda kalır” dedi. Hayatın her alanında üretim olması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Üretirsek hepimiz kazanırız. Çiftçi üretirse o kazanacak, sanayici üretirse o kazanacak, otel iyi çalışırsa hizmet üretirse o kazanır, sanatçı üretirse dünyanın her tarafında Türkiye'den söz edilir üretim bu kadar değerli bir kavramdır. Neyi üreteceğiz? Eğer geleneksel ürün üretmeye devam edersek Türkiye geriye gider yani sürekli tekstil veya makine alırsın ama katma değeri yüksek ürün üretirsek dünyada söz sahibi oluruz, dünyada saygınlığımız olur. Soru şu, hep soruyorum ve cevabını veriyorum, hafızalarda iyi kalsın diye. Katma değeri yüksek ürünü nasıl üreteceğiz? Cep telefonu üretiyorlar, biz makine halısı üretiyoruz. 20 tır makine halısı, bir çanta cep telefonu daha fazla kazanıyor. Nasıl üreteceğiz? Dünyada bilinen tek yolu var, ikinci yolu yok üniversiteler bilgi üretir bir ülkenin üniversiteleri bilgi üretmiyorsa o ülke düzelemez geriye gider. Bir ülkenin üniversiteleri ayaktaysa siz orada katma değeri yüksek ürün üretirsiniz. Geldiğimiz nokta önemlidir ve bu süreçte Türkiye'nin ekonomide büyük değişimler ve dönüşümler yapma zamanıdır. Büyük değişimleri ve dönüşümleri yapmazsanız büyüyemezsiniz kalkınamazsınız” diye konuştu.

Üniversitelerde görevlerinden atılan tüm öğretim görevlilerini geri alacaklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Bir bildiriye imza attı diye aldık hocayı kapının önüne koyduk, büyür mü Türkiye. 12 Eylül'de bu oldu askerler yaptılar, 12 Mart'ta bu oldu askerler yaptılar, şimdi 20 Temmuz darbesinden sonra sivil bir hükümet yapıyor niye bildiriye imza atıyor, ya bir akademisyen istediği gibi düşünür katılırsınız veya katılmazsınız ama onu üniversiteden atamazsınız. Allah'ın izniyle şu 24 Haziran'ı bir başarıyla bitirelim 25'inde güzel bir ülkeye uyanalım, o hocaların tamamını üniversitelerinde onurlarıyla, gururlarıyla, şerefleriyle tekrar görevlendirilecekler. Bilim kadar ne değerlidir? Bana bir kişi çıkıp söyleyebilir mi bilgiden daha değerli olan ne var. İnançlı insanlarımız da şunu sakın unutmasınlar sevgili peygamberimiz der ki alimin ölümü, alemin ölümü gibidir. Bir alimin ölümünü bir kainatın ölümüne bağlıyor. Bunlar diyorlar ya biz şöyleyiz biz böyleyiz şudur budur vs. diyen sen kalkıyorsun bilim insanının elinden ekmeğini alıyorsun. Bilime değer veren bir dünyadan bir inançtan geliyoruz ama bilimi bir tarafa bırakıyoruz, bilim insanını bir tarafa bırakıyoruz, görevine son verilen bütün hocaları iade edeceğiz. Bir kişi hariç. Çünkü o bir kişi milletvekili olacak. CHP'den milletvekili olacak. Sayın İbrahim Kaboğlu, onu milletvekili yapacağız. Dünyanın en saygın anayasa hukukçularından birisidir” diye konuştu.

Tarım ekonomisinin çöktüğünü ifade eden Kılıçdaroğlu, “Kendi kendine yeten dünyada ki 7-8 ülkeden birsiydik. Kendimiz ekiyorduk, kendimiz besleniyorduk, artarsa da ihracat yapıyorduk. Şikayetimizde büyük ölçüde yoktu. Hatta çiftçi ürününü satacak elde ettiği gelirle de düğününü, derneğini neşeyle sevinçle yapacak diye de bekleniyordu. Bugün nerdeyse her şeyi ithal ediyoruz. 126 ülkeden tarım ürünü ithal ediyoruz 126 ülkeden. Nohuttan mercimeğe kadar, pamuktan tutun ayçiçeğine kadar. Niye ithal ediyoruz? Ve hangi gerekçeyle ithal ediyoruz? Size bir sır vereyim kimseyle paylaşmayın. Bu ülkenin tarım bakanı, Türkiye Cumhuriyeti'nin tarım bakanı, Fransa tarımına yaptığı katkılar nedeniyle, Fransa'da şövalye nişanı aldı. Bu sırrı paylaşmayın kimseyle. Yahu arkadaş, senin görevin tarım bakanlığı. Sen Türkiye tarımına katkı yapmak zorundasın. Ama buyurunuz, Fransa tarımına yaptığı katkı nedeniyle Fransa'da şövalye nişanı alıyor. Ve bunu getirdi kendi tarım bakanlığı sitesine koydu, 'ben Fransa tarımına yaptığım katkılar nedeniyle orada ödül aldım' dedi. İyi de, Fransızlar niye bu ödülü sana veriyorlar? Sen buradaki çiftçiyi eziyorsun, burada ki parayı orada ki çiftçiye veriyorsun. Eğer bunu Fransa'daki tarım bakanı yapsaydı Türkiye'de Türk tarımına yaptığı katkılar nedeniyle bizden ödül alsaydı ne olurdu” diye konuştu.

Yaşananlara rağmen her seçim döneminde yeniden Ak Parti'ye oy verildiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Adam binmiş çiftçinin sırtına, ha bire ha bire ağzındaki lokmayı alıyor. Biz diyoruz ki 'az aldın lokmayı biraz daha al'. 'Açım'. 'Olsun sen bunu taşırsın'.  Bu anlayıştan Türkiye'nin kurtulması lazım. Eğer oy kullanacaksak, kendi ülkemizin çıkarlarını koruyan siyaset anlayışını destekleyen partiye oy vereceğiz.  Yoksa bizim ülkemizin çıkarlarını değil de, başka ülkenin çıkarlarını koruyan savunan kişi bakanlık koltuğunda olsa bile ona destek vermememiz gerekir. Milliyetçilik budur benim anladığım. Milli olmak budur. Kendi çiftçisi doyacak, kendi çiftçisi kazanacak” diye konuştu.

Doların yükselmesine dış güçlerin oyunu olduğu iddiasını kabul etmediğini vurgulayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Dış güçler ne yaptı? Dolar yabancı bir para, yerinde duruyor arkadaşlar. Buyurun Fransa'ya, buyurun İngiltere'ye, buyurun yabancı ülkelere bakın dolar yerinde duruyor. Peki, bizim ülkemizde niye bu hareketlilik var? Türk Lirası değer kaybediyor, kaybeden Türk Lirası. Oysa dolar yükseldi diye bir laf, doğru bir laf değildir. Dolar yerinde duruyor. Bütün dünya kullanıyor. Peki, bizde niye Türk Lirası değer kaybediyor? Asıl bunun üzerinde durmamız lazım. Olayı doğru anlatmamız lazım millete. Şunun için; eğer ülkede her şeyi ekonomiye bağladıysanız, Türk Lirasını ikinci sınıf para haline getirdiyseniz, kiralar dolarla, köprüden geçiş dolarla, ihaleler dolarla, alışveriş dolarla. Türk Lirası? Türk Lirası yok. Değer kaybediyor. Güven yok Türk Lirasına. Neden yok? Üretim ekonomisinden Türkiye koparıldığı için yok. Katma değeri yüksek ürün üretemediği için yok. Dışarıdan dolar alıyorsunuz. Gidiyorsunuz Londra'ya bana borç dolar ver diyorsunuz. Adam diyor ki; doğrudur dolar verebilirim sana. Ama benim şartlarım var ben ticaret adamıyım. Nedir şartların? Faizi yükselteceksin. Faizi yükseltmezsen ben sana para vermem. İsteyen kim? Bizimkiler istiyor. Şartı koşan kim? Borç aldığımız kurum, lobi. Onlar şartımız bu diyor. Faizi yükselten kim? Yine bizimkiler.  Dış güçler. Niye borçlandın kardeşim sen? Niye borçlandın? Hangi gerekçeyle borçlandın?” diye konuştu.

Cumhuriyet'in ilk dönemlerinden örneklemelerde bulunan Kılıçdaroğlu, “Borcun, sınırsız borçlanmanın, hesapsız kitapsız borçlanmanın bir ülkeyi nereye getirdiğini anlatmak için bu örneği veriyorum. Osmanlı'da borçlandı. Çünkü Osmanlı, sanayi devrimini kaçırdı. Cumhuriyet kurulurken toplu iğne üretecek fabrika yoktu. Cumhuriyeti kuranların yaptığı ilk iş sanayi devrimini yakalamak oldu.  Her tarafa fabrikalar kurdular.  Köy enstitülerini kurdular. Eğitime önem verdiler. Cumhuriyetin ilk yıllarında okuma yazma oranı erkeklerde yüzde sekiz, kadınlarda binde sekiz. Millet mekteplerini kurdular. 1925 yılında Kayseri'de uçak fabrikasının temelini attılar. 1940'lı yıllarda Türkiye, uçak ihraç eden ülkeydi. Osmanlı'nın vergilerini yabancıların kuruduğu Duyun-u Umumiye idaresi toplardı. Ve Osmanlı'nın borcunu son kuruşuna kadar cumhuriyet hükümetleri ödedi. Bütün bu yatırımları yaptılar. Millileştirmeler yaptılar. Bir metre demiryolumuz yoktu. Bütün bunları aştılar. Şimdi borç batağında bir Türkiye var” diye konuştu.

Türkiye'nin dış borç ödemesi için sadece bu yıl 240 milyar liraya ihtiyacı olduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, “Baktığınız zaman zaten devasa bir borcumuz var. Ne yapıldı bu borçlarla? Başka bir rakam vereyim size. O da çok çarpıcı bir rakamdır. 1923-2002. 79 yılda –az önce söyledim- bu fabrikalar, Etibanklar, Sümerbanklar, şeker fabrikaları, Fiskobirlik, Toprak Mahsulleri Ofisi, barajlar, demiryolları. Bunların hepsi yapıldı. Artı olarak büyük bir deprem yaşadık Marmara'da. Ondan önce Erzincan depremini yaşadık. Kıbrıs çıkarması yaptık. Amerika bize ambargo uyguladı. Artı borçlar vardı, borçların büyük bir kısmı ödendi. Ve bütün bunlar için harcanan para, bütün hükümetlerin 713 milyar dolar. Geliyorum son 14 yıla. 2003-2017. İş dünyasına sesleniyorum, esnaf kardeşlerime sesleniyorum, çiftçi kardeşlerime sesleniyorum, işçi kardeşlerime sesleniyorum, hizmet sektöründeki bütün iş dünyasına sesleniyorum. 79 yılda harcanan para 713 milyar. Son 14 yılda harcanan para 2 trilyon 94 milyar dolar. Olabilir harcayabilirsiniz, sorun şu; 2 trilyon para harcadınız. Bir Keban Barajı mı yaptınız? Hayır. Karakaya Barajı mı yaptınız? Hayır. Atatürk Barajı mı yaptınız? Hayır. Allah rızası için bir şeker fabrikası mı yaptınız? Hayır.  Devlet yeni bir fabrika mı yaptı istihdamı artırmak için? Hayır. Nereye gitti 2 trilyon dolar. İş dünyasına sesleniyorum. Nereye gitti bu 2 trilyon dolar? E bakıyorum işsizlik var, eskiye göre daha fazla. Çiftçi hayatından memnun değil, sanayici de öyle. Turizmci de öyle. Kim hayatından memnun? Ve nereye gitti bu para? Soruyorum, Erdoğan'a da soruyorum, Binali Bey'e de soruyorum. Bütün bakanlara da soruyorum; 2 trilyon 94 milyar doları nereye harcadınız? Kimin için harcadınız? Bir iki milyon dolardan bahsetmiyorum ben. On beş yirmi milyon dolardan bahsetmiyorum ben. Yüz, yüzeli, beş yüz milyon dolardan bahsetmiyorum ben. 2 trilyon dolardan bahsediyorum. Nereye gitti bu paralar? 2 trilyon dolarla fabrika yapılsaydı, memlekette fabrika yapılacak bir karış arazi kalmazdı. 2 trilyon doları çiftçiye verselerdi, bırakın Türkiye'yi bütün dünyayı doyururdu. Nereye gitti bu paralar? Diyecekler ki köprü yaptık, köprüyü müteahhit yaptı parasını da biz ödüyoruz, yap işlet devlete göre deli dumrul köprüsü geçenden de ücret alacaksın geçmeyenden de alacaksın. Yani vatandaş hem vergi verecek hem köprüden geçtiği zaman ücret verecek ben niye vergi veriyorum, vergi veriyorum ki bana geçeceğim köprü yap onun için benden vergi alıyorsun vergiyi alıp başka yerde kullanıyorsun 2 triyon dolar köprü yapıyorsun birde ben ayrıca cebimden o köprü için para vereceğim ve buna da ekonomi büyüdü diyecekler ekonomi gelişti diyecekler” diye konuştu.

Asgari ücreti net 2 bin 200 liraya çıkaracaklarını bir kez daha yenileyen Kılıçdaroğlu, “Hiçbir emeklinin aylığı bin 500 liranın altında olmayacak, insan onuruna yakışır en azından asgari bir geliri olacak ve nefes alacaklar insanlar. Güçlü bir sosyal devlet bunun için inşa edilir. Eğitim sistemini tepeden tırnağa değiştireceğiz, bugün on binlerce çocuk sabah kahvaltısı yapmadan okula gidiyor biz ne düşünüyoruz çocuklarımıza her şey feda olsun diyoruz çocuk sabah kahvaltısını okulda arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle beraber yapacak, öğle yemeğini arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle beraber okulda yiyecek, akşam servis aracı güven içinde o çocuğu getirip ailesine teslim edecek. Bizim düşündüğümüz eğitim modeli budur çocuğumuza önem vereceğiz. YÖK denen bir belayı kaldıracağız 12 Eylül darbe ruhunu arındıracağız Türk hukuk sisteminden, nitelikli ara eleman sıkıntısı var bütün organize sanayi bölgelerinde teknoloji liseleri kuracağız, teknoloji tarım liselerini kuracağız teknolojiyle tarımı buluşturacağız verim daha fazla oldun diye. Bizim ufkumuz büyüktür biz Türkiye'nin önümüzdeki 50-100 yılını düşünüyoruz ama bugün onlar yarın ne olacağını söylemiyorlarneyi düşündüklerini söylemiyorlar, ne diyorlar ekonomiyle ilgili tek cümle kullanıyor mu? Beyefendi ekonomide şunu yapacağız diyor mu? Asla konuşmuyor ekonomiyi çünkü diyorlar ki sakın konuşma sen konuşunca Türk lirasının değeri düşüyor evet bu telkini yapmıştı

bugünün asalaklarına asla izin vermeyecek, yargı bağımsızlığı istiyoruz, medya özgürlüğü istiyoruz, birlikte kardeşçe huzur içinde yaşamak istiyoruz, her birimizin düşüncesine saygı istiyoruz, din ve vicdan özgürlüğü istiyoruz, birlikte yaşam tarzı ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun 81 milyon birlikte yaşamak istiyoruz ticareti esnafı kim olursa olsun üreten alın teri döken evine helal ekmek götüren herkese ve herkese saygı duyuyorum. Alın terinden yanayız, üretmekten yanayız, kazanmaktan yanayız, planlamaktan yanayız” diye konuştu.

Ortadoğu'ya barış getireceklerini de vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Orta doğuda kan akıyor akan Müslüman kanı seyredenler mevcut hükümetler kardeşlerin eline silah verenler Müslümanları birbirine kırdıranlar onlar. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir dış politikası ürütmek ilk kez neden ilk kez çünkü dış politikanın milli olması lazım dış politikada iktidar muhalefet olmaz kimin çıkarları üzerine dış politika oluşturulur kurulur, ama dış politikayı ana ekseninden çıkaranlar maceracı, kavgacı, mezhepçi bir dış politika anlayışıyla orta doğuyu kana buladılar. Biz Allah'ın izniyle Muharrem İnce Cumhurbaşkanı milletin ittifakına parlamentoda çoğunluğu aldığımızda ilk yapacağımız iş Sayın Muharrem İnce İran, Irak ve Suriye devlet başkanlığıyla görüşecek niye kavga ediyoruz orta doğuda niye barışı sağlayamıyoruz niye Müslüman kanı akıyor. Orta doğu barış ve işbirliği teşkilatını kuracağız kısa adı OBİT, orta doğunun imarını yapacağız, orta doğuyu kalkındıracağız, orta doğuda herkesin yaşam standart'ını yükselteceğiz orta doğuda ki bütün üniversitelere destek vereceğiz. Gidip birilerinden yalvar yakar kapalı kapılar ardında vallahi billahi faizi arttıracağım diye söz vermeyeceğiz üreteceğiz, kazanacağız 4 yıl için Türkiye'yi dolara bağlayacağız. Yolunu bizim iş adamı yapacak, fabrikasını bizim iş adamı yapacak, alt yapısını bizim iş adamı yapacak, istihdam yaratacağız. Herkes çalışacak, herkes üretecek katma değeri yüksek ürün üreteceğiz. Orta doğuyu bir kavga alanı değil bir terör alanı değil bir barış havzasına döndüreceğiz. Bizim ufkumuzu yakalayamazlar bizim öngörülerimizi bilemezler çünkü onlar dünyayı görmüyor, dünyayı tanımıyorlar onlar sadece ceplerini düşünüyorlar, yandaşlarını düşünüyorlar” diye konuştu.

Kaynak: (ÖK) - Ömer Karça Editör: Büşra GÜLER
Etiketler: Kılıçdaroğlu, Manavgatlılarla, Buluştu,
Yorumlar
Haber Yazılımı istanbul escort escort bayan