Haber Detayı
30 Kasım 2018 - Cuma 17:35 Bu haber 1970 kez okundu
 
HIV enfeksiyonu önlenebilir bir hastalıktır
01 Aralık Dünya AIDS günü nedeniyle bir açıklama yapan Manavgat İlçe Sağlık Müdürü Dr. Aşur Eker, Türkçe karşılığı Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu olan AIDS’in önlenebilir bir hastalık olduğunu belirterek, “Tedavi ya da korunmada henüz etkili bir aşı yoktur. Ancak virüsün çoğalmasını kontrol eden ilaçlar vardır. Bu ilaçlar, hastalığın kesin tedavisini sağlamamakla birlikte virüsün vücutta çoğalmasını kontrol altına alarak bağışıklık sisteminin zayıflamasını önlemekte ve AIDS tablosunun ortaya çıkışını engellemektedir” dedi. Dr. Eker, HİV enfeksiyonuna karşı alınacak tedbirlerle hastalığın yayılmasının önüne geçilebileceğini söyledi.
SAĞLIK Haberi
HIV enfeksiyonu önlenebilir bir hastalıktır

 

01 Aralık Dünya AIDS günü nedeniyle bir açıklama yapan Manavgat İlçe Sağlık Müdürü Dr. Aşur Eker, Türkçe karşılığı Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu olan AIDS’in önlenebilir bir hastalık olduğunu belirterek, “Tedavi ya da korunmada henüz etkili bir aşı yoktur. Ancak virüsün çoğalmasını kontrol eden ilaçlar vardır. Bu ilaçlar, hastalığın kesin tedavisini sağlamamakla birlikte virüsün vücutta çoğalmasını kontrol altına alarak bağışıklık sisteminin zayıflamasını önlemekte ve AIDS tablosunun ortaya çıkışını engellemektedir” dedi. Dr. Eker, HİV enfeksiyonuna karşı alınacak tedbirlerle hastalığın yayılmasının önüne geçilebileceğini söyledi.

Manavgat İlçe Sağlık Müdürü Dr. Aşur Eker, 01 Aralık Dünya AIDS Günü nedeniyle bir açıklama yaptı. AIDS veya HİV enfeksiyonuna karşı toplumda farkındalığın artırılması ile hastalığın yayılmasının önüne geçilebileceğini ifade eden Dr. Eker, dünya genelinde hasta sayısında azalma görülürken, Türkiye’de artmasının ise endişe verici bir durum olduğunu söyledi.

Dr. Eker yaptığı açıklamada şunları söyledi: “AIDS (Kazanılmış Bağışıklık Yetmezlik Sendromu) ilk kez 1981 yılında tanımlanmış ve hastalığa neden olan virüs 1984 yılında izole edilerek HIV (İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) adını almıştır. AIDS hakkında yanlış ve eksik bilgi, hastalığın tüm dünyada hızla yayılmasında ve kontrol altına alınamamasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu yüzden, AIDS veya HIV enfeksiyonu konusunda toplum farkındalığını arttırmak amacıyla 1988 yılından beri 1 Aralık günü “Dünya AIDS Günü” olarak kabul edilmekte ve çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Ülkemizde hastalığın ilk görüldüğü 1985 yılından bu zamana kadar yaklaşık 7000 kişiye HIV/AIDS hastalığı bulaşmıştır. Son 1 yıl içerisinde ülkemizde 1068 kişiye hastalık bulaşmıştır. Vakaların 72’sini erkekler oluşturmaktadır. Enfeksiyondan en fazla etkilenen yaş grubu ise 20-49 yaş arasıdır.

Dünya genelinde yeni HIV tanılı hasta sayısı azalırken, ülkemizde tam tersine her yıl yeni tanılı hasta sayısındaki artış endişe vericidir.

AIDS Hastalığı, HIV virüsü tarafından oluşturulan, Türkçe'de "Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu" olarak adlandırılan bir hastalıklar tablosudur. Bağışıklık hücrelerinin yüksek düzeyde tahribatı sonucu fırsatçı enfeksiyonların ilerleyerek ciddi hastalık tabloları oluşturması durumudur. Yetersiz bağışıklık sistemi durumlarında ortaya çıkan bakteriyel, viral, mantarlara bağlı ya da protozoalenfeksiyonlara fırsatçı enfeksiyonlar adı verilmektedir.

Bulaşma Yolları:

- HIV pozitif kişi ile korunmasız (kondom kullanılmadan) yapılan her türlü (oral, vajinal, anal) cinsel ilişki ile hastalık bulaşabilir.

- Ortak kullanılan ve HIV enfekte enjektör veya steril edilmemiş cerrahi malzemelerle, dövme aletleri ve akupunktur iğneleri ile HIV bulaşabilir.

- Enfekte kan ve kan ürünleriyle, (Ülkemizde 1987 yılından itibaren, her kan ve kan ürününe gerekli testler yapıldıktan sonra hastaya verilmektedir.)

- HIV pozitif anneden bebeğe gebelik döneminde, doğum sırasında ya da doğum sonrasında emzirme ile bulaşabilmektedir. Ayrıca doğumdan önce anneye ve doğum sonrası bebeğe uygulanan koruyucu tedavi ile anneden bebeğe HIV bulaş büyük ölçüde önlenebilmektedir HIV ile enfekte hamilelerin bebeklerine HIV geçişini önlemek için mutlaka hekim kontrolünde olmaları gerekir.

HIV’in Bulaşmadığı Durumlar :

Dokunmak, tokalaşmak ve sarılmakla, gözyaşı, ter ve tükürükle, aynı yerde oturmak ve aynı havayı solumakla, aynı havuzu, tuvaleti saunayı ve duşu paylaşmakla, giysilerin ortak kullanılması ile tabak, çatal, kaşık bıçak ve bardak paylaşmakla, telefon kulaklığı ve kapı tokmağı ile sivrisinek, böcek sokması ve hayvan ısırması ile HIV bulaşmamaktadır.                             

HIV/AIDS'li bir kişiye dokunarak  veya  yanında bulunarak  AIDS'e  yakalanmak  mümkün değildir. HIV/AIDS'li  kişilere  yaklaşmamak  ya da  onları  toplumdan  dışlamak   gereksiz  ve  yanlış  bir  tutumdur.

HIV/AIDS enfeksiyonun tanısı hastalığa özgü laboratuvar testleri ile konulmaktadır. HIV enfeksiyonu belli evrelerle seyretmektedir. Virüs vücuda alındıktan 1-6 hafta içerisindeki ilk çoğalma döneminde HIV enfeksiyonuna özgü olmayan ve değişken belirtiler gösteren akut enfeksiyona neden olmaktadır. 6-12 hafta içerisinde HIV'e karşı antikorlar gelişmektedir. Antikorlar hastalığın teşhisi açısından önem taşımaktadır. Antikorlar gelişene kadar geçen sürede, kanda virüs mevcuttur ve hasta bulaştırıcıdır.

Kişide hiçbir belirti ve bulgunun olmadığı 6-13 yıl (ortalama 8-10 yıl) süren asemptomatik dönemde bulgu yoktur ancak kişi bulaştırıcıdır. Hastaların ilk kez doktora başvurmalarına neden olan belirtiler erken semptomatik dönemde ortaya çıkar.  Bu dönemde HIV enfeksiyonuna özgü testler yapılarak tedaviye başlanmaktadır.

HIV enfeksiyonun son basamağı AIDS dönemidir. Bu dönemde bağışıklık eksikliği iyice belirgin bir hale gelir, fırsatçı enfeksiyonlar veya bazı özel tür kanserler ortaya çıkabilir. Özellikle bu dönemde fırsatçı enfeksiyonların tanısı,  tedavisi ve önleyici tedavi önemlidir.

HIV’in Tedavisi:

HIV enfeksiyonunda virüsü ortadan kaldıran bir tedavi ya da korunmada henüz etkili bir aşı yoktur. Ancak virüsün çoğalmasını kontrol eden ilaçlar vardır. Bu ilaçlar, hastalığın kesin tedavisini sağlamamakla birlikte virüsün vücutta çoğalmasını kontrol altına alarak bağışıklık sisteminin zayıflamasını önlemekte ve AIDS tablosunun ortaya çıkışını engellemektedir

HIV enfeksiyonu halen uygulanmakta olan ilaç tedavisi ile ölümcül bir hastalık olmaktan çıkıp ömür boyu ilaç kullanımını gerektiren bir  kronik hastalığa dönüşür. Mevcut etkili ilaç tedavileri ile virüs kontrol altına alınabilir.  Tedaviye erken dönemde başlanması, düzenli takip ve tedavi ile bulaşın engellenmesi, kişinin yaşam süresinin uzaması, yaşam kalitesinin artması, HIV ile ilişkili hastalık ve ölümlerin azaltılması sağlanabilmektedir.

HIV enfeksiyonu önlenebilir bir hastalıktır. Korunma önlemleri tedaviden çok daha etkili ve ucuzdur. Başkaları tarafından kullanılmış olan ustura, tırnak makası, manikür, pedikür aletlerini, dezenfekte edilmeden tekrar kullanmamak gerekmektedir. Ayrıca, uyuşturucu ve damar içi madde kullanımından veya ortak enjektörlerin kullanımından kaçınılması,  tek eşlilik ve korunmalı cinsel ilişki HIV bulaşını önler. Bu yüzden, bulaş riski oluşturan korunmasız cinsel teması olan veya şüphe duyan kişilerin HIV ve cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklar yönünden test yaptırması önemlidir.

Günümüzde dünya genelinde yaklaşık 37 milyon kişi HIV ile enfektedir. Gerçekte bu sayının, dünya genelinde HIV ile enfekte kişilerin sadece 70’ini oluşturduğu, diğer 30’unun hastalıklarının farkında olmadıkları tahmin edilmektedir”

Kaynak: (BG) - Büşra Güler Editör: Büşra GÜLER
Etiketler: HIV, enfeksiyonu, önlenebilir, bir, hastalıktır,
Yorumlar
Haber Yazılımı bursa escort lara escort