Haber Detayı
10 Temmuz 2017 - Pazartesi 09:34 Bu haber 1201 kez okundu
 
Enkaz altında enerjini harcama
Deprem kuşağında yer Alan Türkiye, geçmiş yıllarda birçok büyük deprem yaşadı. Ancak bu depremlerin belki de en önemlisi 1999 yaşanan Düzce depremiydi. Düzce depreminin yıl dönümü yaklaşırken, Türkiye’nin ilk sivil arama kurtarma birimi olan AKUT gönüllüsü ve AKUT Basın İlişkileri Birimi görevlisi Çiğdem Tan, deprem ve depremlerde yapılması gerekenleri anlattı.
YAŞAM Haberi
Enkaz altında enerjini harcama

 

Deprem kuşağında yer Alan Türkiye, geçmiş yıllarda birçok büyük deprem yaşadı. Ancak bu depremlerin belki de en önemlisi 1999 yaşanan Düzce depremiydi. Düzce depreminin yıl dönümü yaklaşırken, Türkiye’nin ilk sivil arama kurtarma birimi olan AKUT gönüllüsü ve AKUT Basın İlişkileri Birimi görevlisi Çiğdem Tan, deprem ve depremlerde yapılması gerekenleri anlattı.

 

Olacağı önceden kestirilemeyen ve büyük felaketlere yol açan depremler, günümüzde toplumların en korktuğu doğal afetlerin başında geliyor. Depremler engellenemediği için can ve mal kaybını en aza indirmek için depremlere karşı hazırlıklı olmak en önemli etken.

1996 yılında kurulan ve 1998 Adana-Ceyhan ve 1999 Marmara Depremi ile adını duyuran Kamu Yararına Dernek statüsündeki Arama Kurtarma Derneği AKUT; deprem dışında göçük, sel, heyelan, yangın, trafik kazası, sualtı arama, Acil Durum Yönetimi, ipli sistem ile teknik kurtarma, ilk yardım gibi acil yardım gerektiren faaliyetlerinin yanı sıra, uzmanlık alanları dahilinde halkı bilgilendirme çalışmalarına da devam ediyor.

AKUT Mülakat ve Basın İlişkileri Biriminde görevli Çiğdem Tan, depremlerde öncesi, deprem anı ve sonrasında neler yapılması gerektiğini anlattı. AKUT’un Birleşmiş Milletler'e bağlı olarak görev yapan INSARAG'ın (Uluslararası Arama-Kurtarma Danışma Kurulu) belirlediği uluslararası standartlara uyum sertifikasyonu sahibi olan ilk arama kurtarma ekibi olduğunu ifade eden Tan, “Bu sertifika, dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen bir afette, ülkenin uluslararası yardım çağrısı var ise ilk 6 saat içerisinde 45 gönüllümüz ve ekibimize yetecek lojistik malzemeyle hava limanında yüklemeye hazır olabileceğimizi, 7 gün/24 saat boyunca tümüyle kendi kapasitemiz ile (yakıt hariç) yeme-içme-barınma-ulaşım gibi tüm ihtiyaçlarımızı karşılayarak arama-kurtarma yapabileceğimizi Birleşmiş Milletler'in bu konudaki uzman denetçilerine ispatlamışız anlamına gelmektedir” dedi.

Depremin tanımını yapan Çiğdem Tan, “Yer kabuğu içinde kırılmalar nedeniyle ani şekilde meydana gelen titreşimlerin, dalgalar halinde yayılarak yer kabuğunu sarsmasına “Deprem” diyoruz. Bu sarsma, toprak üzerindeki yapıları yıkacak kuvvette olabilir.

Günümüzde depremden korunmak için geliştirilmiş birçok bilimsel ve teknik bilgi mevcut. Bu bilgiler ışığında, depremleri en az hasarla atlatabilmek için, her bir bireyin üzerine düşen sorumluluklar olduğunu; topraklarının 93’ü önemli fay hatları içerisinde olan ülkemizde, sorumluluk bilinci ile hareket etmenin, önlenebilir sebeplerle meydana gelebilecek can kayıplarını bertaraf edebileceğini belirtmek isteriz” diye konuştu.

Halk arasında ‘Deprem Çantası’ olarak bilinen ‘Acil Durum Çantası’nın kolay ulaşılabilir bir yerde olmasına özen gösterilmesini vurgulayan Tan, “Acil Durum Çantası, bireylerin ev veya iş yerlerini acilen terk etmeleri gerekebilecek olası acil durum veya afetlere karşı hazırlanan, ilk 72 saat süresince yani yardım ekipleri gelene kadar, bireylerin temel ihtiyaçlarını karşılaması hedeflenen lojistik destek çantasıdır.

Her çantada olması gereken standart malzemelerimiz genellikle şunlardır:

Aile bireylerinin tümüne 72 saat yetecek kadar su; mevsime uygun yedek kıyafet; yüksek kalorili ve enerji verecek konserve, kuruyemiş gibi gıdalar; sigorta poliçesi, pasaport gibi önemli evrakların fotokopileri; alkollü mendil, sabun gibi hijyenik malzemeler; ilk yardım çantası; düdük, makas, çakı, fener, pilli radyo, yedek pil gibi malzemeler ile ev ve araçların yedek anahtarları ve bir miktar para. Mümkünse mat ve uyku tulumu da uzun süre dışarıda kalmamız gereken durumlarda hayatımızı kolaylaştıracak malzemelerden...

Standart malzemelerin yanı sıra, bir de bireylerin ayırt edici özelliklerine göre değişkenlik gösterecek malzemeler vardır. Örneğin bebekli ailelerin acil durum çantasında bebek bezi, mama gibi malzemeler olmalıyken, düzenli ilaç kullanan bireylerin ilaçları acil durum çantasında yer almalıdır. Yine engelli bireylerin gündelik yaşamlarını kolaylaştıran malzemelerin yedekleri de acil durum çantasında bulunmalıdır.

Kolay ulaşılabilir ve kolay görülebilir bir yerde olmalı. Bu mutlaka bir çanta olmak zorunda değil. Örneğin, binalardan yeterince uzakta, güvenliğinden emin olunan bir depomuz varsa bu depoda veya binalardan yeterince uzakta, açık bir otaparkta bulunan bir aracımız var ise aracımızın bagajında da bu malzemeleri hazır tutulabiliriz. Burada önemli olan nokta, hazırladığımız çantanın kolay erişilebilir ve taşınabilir olması.

Bir acil durum çantası hazırlamayı tercih etmiyorsanız, acil durum malzeme listesi oluşturabilir, binayı terk ederken listeye bakarak almanız gereken malzemeleri hızlıca derleyebilirsiniz” diye konuştu.

Deprem sırasında bina içinde veya dışında olunmasına göre farklı uygulamaların yapıldığını ifade eden Tan, “Deprem meydana geldiği an uygulayacağımız doğru davranış biçimi, deprem öncesi alınan tedbirlere bağlı olarak etkili olabilir.

En başta binamızın "bilimsel ilkelere ve mevcut yönetmeliklere" göre inşa edilmiş olduğundan emin olmalıyız. Sonrasında devrilebilecek eşyaları sabitlemeliyiz. Aile bireylerimiz ile birlikte deprem tatbikatı yapmalı, olası bir depreme evde yakalanırsak, evin içinde nerede korunacağımızı önceden belirlemiş olmalıyız.

Bu şartlar altında deprem olursa;

Öncelikle sakin olmaya çalışmalıyız çünkü panik bize hata yaptıracaktır. Mümkün olduğunca az hareket etmeliyiz.

Bina içindeysek;

Merdiven, balkon ve pencerelerden uzak durmalıyız. Eğer binamızın bilimsel ilkelere ve deprem yönetmeliğine uygun olarak inşa edildiğine eminsek ve eşyalarımızı sabitlemişsek; yerini daha önceden belirlediğimiz, ağırlık merkezi yere yakın olan eşyalarımızın yanında YAT-KORUN-TUTUN pozisyonu almalıyız. Yere yan yatıp dizleri karnımıza çekmeli, üstteki elimizle başımızı, alttaki elimizle yanına uzandığımız eşyayı tutmalı ve sarsıntı geçene dek beklemeliyiz.

Dışarıdaysak;

Bina, üst geçit, elektrik hatları, aydınlatma direkleri, araç trafiğinin devam ettiği oto yollar ve ağaçlardan mümkün olduğunca uzak durmalı ya da uzaklaşmalıyız. Deprem anında açık alandaysak ÇÖK-KAPAN pozisyonu almalıyız. Yani diz çökmeli, ellerimizle başımızı korumalı, olası kaza ya da yaralanma risklerine karşı etrafımızı gözlemlemeli ve yine sarsıntı geçene dek beklemeliyiz” dedi.

Deprem sonrasında da kibrit ve çakmak gibi ateş çıkarıcı aletleri kullanmamaya devam edilmesi gerektiğinin altını çizen Çiğdem Tan, “Deprem bittikten sonra, acil durum çantamızı da yanımıza almalı; elektrik, su, doğalgaz hatlarını kapatmalı; binamızı ‘merdivenleri kullanarak’ terk etmeli ve yetkililer onay verene dek hiçbir sebeple binaya giriş yapmamalıyız. Binadan tamamen çıkana dek kibrit veya çakmak kesinlikle kullanmamalıyız.

Binayı terk ettikten sonra, komşularımız arasında yardıma ihtiyacı olan kimse yoksa daha evvel belirlediğimiz buluşma noktasına doğru hareket etmeli ve aile bireylerimiz ile bir arada bulunmalıyız. Telefonu ve sosyal medyayı gereksizse kullanmamalı, erişim ağlarını meşgul etmemeli, söylenti veya spekülasyonlara değil, resmî açıklamalara itibar etmeliyiz” dedi.

Depremde enkaz altında kalındığında ne yapılması gerektiğini de anlatan Tan, öncelikle fazla enerji harcamaya sebep olacak davranışlardan kaçınılması gerektiğini belirterek, “Sakin olmaya çalışmalı, tozdan korunmak için solunum yollarımızı bir giysi parçası ile örtmeliyiz. Kibrit, çakmak gibi ateş kaynaklarını kullanmamalı, enerjimizi tasarruflu kullanmak için mümkün olduğunca az hareket etmeliyiz.

Kurtarma ekiplerinin dinleme cihazları ile çok alçak sesleri bile duyma imkanı olacağı için, sürekli bağırarak enerji harcamak yerine, belirli aralıklarda ekiplere hayatta olduğumuzu belirtecek sesler iletmeliyiz. Katı cisimler sesi ileteceği için, bir duvara ya da tesisat borusuna sert cisimlerle vurabiliriz” dedi.

AKUT olarak bilinçlendirme çalışmaları hakkında da bilgi veren Tan, “AKUT gönüllüleri olarak, ülke genelinde her yıl ortalama 2000 ücretsiz oturum ile 100 bin vatandaşımıza Temel Afet Bilinçlendirme seminerleri veriyoruz.

Sosyal medya hesaplarımızda sık sık eğitim videolarımızı paylaşıyor; basın aracılığı ile bilgilendirici makale, söyleşi vb. çalışmalar yayınlıyoruz.

Radyolar için bilgi metinleri içeren kısa ses kayıtları hazırladık, eğitim videolarımızı web sitemize yükledik. https://www.akut.org.tr/video-galerisi

Temel Afetleri ve bunlardan en az hasarla kurtulmamızı sağlayacak önleyici tedbirleri anlattığımız Afet Bilinci ve Önlemler kitapçıkları hazırlayıp ücretsiz olarak okullara, Halk Eğitim Merkezlerine, Belediyelere vb. gönderiyoruz gibi, yıl boyu ara vermeksizin pek çok çalışma gerçekleştiriyoruz.

Önlenebilir sebeplerle meydana gelen can kayıpları ve/veya yaralanmaları en aza indirebilmek için hazırlanan her projeyi destekliyor ve bilgi paylaşımını son derece önemsiyoruz.

Öğretmenlerimiz, muhtarlarımız, belediyelerimiz, tüm yerel yönetim temsilcileri, seminer veya benzer bilinçlendirme çalışmaları için bizlere AKUT’un web sayfasındaki iletişim bilgilerinden her zaman ulaşabilirler” diye konuştu.

Kaynak: (HM) - Haber Merkezi Editör: Büşra GÜLER
Etiketler: Enkaz, altında, enerjini, harcama,
Yorumlar
Haber Yazılımı escort istanbul istanbul escort porno izle sex hikaye porno indir türk porno escort