Haber Detayı
30 Ağustos 2016 - Salı 10:10 Bu haber 1288 kez okundu
 
CHP’li Milletvekili Kök: “ortak aklı hakim kılabilseydik ülkede darbe girişimi olmazdı”
DİĞER Haberi
CHP’li Milletvekili Kök: “ortak aklı hakim kılabilseydik ülkede darbe girişimi olmazdı”

Cumhuriyet Halk Partisi Antalya Milletvekili Devrim Kök, bir dizi ziyaret gerçekleştirmek üzere geldiği Manavgat’ta, Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıyı kınayarak “Bu sadece Cumhuriyet Halk Partisi Başkanına yapılan bir saldırı değil elbette, laik demokratik bir düzene yapılan bir saldırıdır aynı zamanda” diye konuştu. Kök, 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili olarak ta, “Keşke böyle kötü bir tecrübeden sonra birlik beraberlik değil de, keşke bunları yaşamadan önce demokrasinin gereği olan ortak akılı ülkede hakim kılabilseydik. Keşke iktidar muhalefetin de görüşlerini alarak bir takım adımlar atabilseydi ama maalesef bunlar olmadı” dedi. ÖMER KARÇA CHP Antalya Milletvekili Devrim Kök Manavgat ziyareti kapsamında CHP İlçe Örgütü, Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası, İlçe Emniyet Müdürlüğü, Manavgat Kaymakamı Nazmi Günlü ve Cumhuriyet Başsavcısı Hasan Dalak’ı ziyaret etti. CHP İlçe Örgütü’nde bir basın toplantısı düzenleyen CHP Antalya Milletvekili Devrim Kök, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na düzenlenen terör saldırısını kınarken, FETÖ mensupları tarafından 15 Temmuz gecesi düzenlenen başarısız darbe girişimi ile ilgili de düşüncelerini aktardı. AK Parti’yi mücadelede ciddi olmamakla eleştiren Kök, “AKP’yi kazırsanız altından Fettullah Gülen çıkar. Size açıkça söylüyorum. Bunu Ankara’da da söylemiştim, 1 Ekim’den sonra da kapsamlı bir şekilde hazırlanıyoruz” diye konuştu. CHP Antalya Milletvekili Devrim Kök’ün basın toplantısında ilk sözü alan CHP İlçe Başkanı Av. Aliye Coşar, basın toplantısı yapma sebebi olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan terör saldırısını gösterirken, 7 Haziran seçimlerinden bu yana ülkede kaos ortamı olduğunu iddia eti. Coşar, “Genel başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na bir saldırı gerçekleşti, bir askerimiz şehit oldu. Saldırıyı yapanları buradan kınıyoruz, askerimizin ailesine de başsağlığı diliyoruz. Geçen sene 7 Haziran’dan beri ülkemizin yaşadığı durumu hepimiz biliyoruz. Yani 7 Haziran’dan sonra ülkemiz terör saldırıları ile hep kaosa sürüklendi. Ardından bir erken seçim kararı alındı. 1 Kasım’dan sonra ülke yine kaos ortamından kurtulmadı. Sonra da 15 Temmuz günü bir terör örgütünün darbe girişimi ile karşı karşıya kaldık. Biliyoruz milletimizin sağduyusuyla bu darbe girişimi engellendi. Bu darbe girişiminden sonra bu terör olayları yine devam etti. Bu saldırılar geçen haftada ülkemizin birlik ve beraberliğine yapılan bir saldırı, asla bu saldırılara boyun eğmeyeceğiz ve tekrar milletimizin sağduyusuna çok güveniyoruz, bu saldırılar bizleri yolumuzdan döndürmeyecek” diye konuştu. Coşar’ın ardından konuşan CHP Antalya Milletvekili Devrim Kök, 20 yıldır CHP içinde siyaset yaptığını dile getirerek, parti içinde büyüdüğünü söyledi. Kök birlik, beraberliğin ve ortak aklın CHP’nin silahı olduğunu belirtti. Kök partiye emek veren büyüklerin sözlerinin dinlenmesi gerektiğini belirterek, “Ölü toprağı serpilmiş olan örgütlerimizi ayağa kaldırmanın yöntemi, daha önceden görev yapmış, partimizde emek çekmiş arkadaşlarımızla, ağabeylerimizle, ablalarımızla istişare yaparak, yol haritası belirlerken onların desteğini gücünü almak, bizim en büyük silahımız. Onun için tavsiye ve dileğim odur ki bundan sonra alacağımız kararlarda Cumhuriyet Halk Partisi’ne çok ciddi emekler sarf etmiş olan bu büyüklerimizi de karar verme mekanizmasının içine dahil ederek, onların bilgisinden birikiminden ve tecrübesinden yararlanması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu. 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın rutin bir seremoni olmasına izin vermeyeceklerini vurgulayan Kök, “Yarın 30 Ağustos biliyorsunuz, Türk Milletinin var oluş kararını, ayağa kalkma iradesini sergilediği ve tarihe not düştüğü bir gün. Özellikle bu iktidar döneminde bu bizi biz yapan değerlerimizi rutin bir seremoniye çevirme çabasına karşı, bu değerlerimize sahip çıktığımız, laik, demokratik, Atatürkçü sistemi savunduğumuzu göstermek üzere bu tür organizasyonlarda, eylemlerde olmamıza mutlaka gerek var. Ben 30 Ağustos Zafer Bayramınızı kutlayarak başlamak istiyorum” dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na düzenlenen terör saldırısından üzüntü duyduklarını belirten Devrim Kök, “Gerçekten bu sadece Cumhuriyet Halk Partisi Başkanına yapılan bir saldırı değil elbette, laik demokratik bir düzene yapılan bir saldırıdır aynı zamanda. Çünkü bu ülkede laik demokratik düzenin kurucusu Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundan giden gerçek ve tek parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir ve onun genel başkanına düzenlenen haince bir saldırı var, ben bunu çok manidar buluyorum. Özellikle ülke içinde bu son dönemde yaşananlardan sonra sayın genel başkanımıza bunun yapılacağı haberini biz alıyorduk aslında. Ama bu kadar cesaret edebileceklerini en azından Karadeniz gezisinde buna cesaret gösterebileceklerini inanmıyorduk. Naletle kınıyoruz bunu yapanları. Devleti de bir an önce bundan sonraki, bu tür saldırılara karşı önlem alması gerektiği konusunda uyarıyoruz” diye konuştu. 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişiminde bütün siyasi partilerin ve mensuplarının ortak reaksiyon gösterdiğinin altını çizen Devrim Kök, “Hep birlikte Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi ve tüm bu ülkede yaşayan insanların büyük bir çoğunluğu bu darbe girişimine karşı ciddi bir reaksiyon gösterdi. Bizler Cumhuriyet Halk Partililer olarak da darbeden en fazla sıkıntıyı yaşayan, mal varlıklarına el konulan, genel başkanları hapse atılan, partisi kapanan, yıllarca siyasi büyüklerimizin siyaset yapma yasaklısı olduğu Cumhuriyet Halk Partisi’nin de elbette darbeye karşı olması, darbeye karşı lokomotif görevi yapması gerekiyordu, bu görevi de layıki ile yaptı genel başkanımızın önderliğinde. Şimdi bu birlik beraberlik hepimizi hoşnut ediyor. Hepimiz bundan mutluluk duyuyoruz. Keşke böyle kötü bir tecrübeden sonra birlik beraberlik değil de, keşke bunları yaşamadan önce demokrasinin gereği olan ortak akılı ülkede hakim kılabilseydik. Keşke iktidar muhalefetin de görüşlerini alarak bir takım adımlar atabilseydi ama maalesef bunlar olmadı. Genel başkanımız öyle bir çizgi götürüyor ki, Cumhuriyet tarihinde en zor zamanlarda görev yapan genel başkanlardan bir tanesi. Öyle güzel bir çizgi götürüyor ki, devlet adamlığı nasıl olur bütün Türkiye’ye gösteriyor. 15 Temmuz’dan sonra sadece darbeye karşı gelmek değil, Türkiye’yi darbe sürecine götüren 14 yıllık süreci de irdelemek gerekiyor. Genel başkanımız gittiği her yerde bu görüşünü dile getiriyor” diye konuştu. CHP Antalya Milletvekili Devrim Kök konuşmasının devamında şunları söyledi: “Şimdi darbeyi elbette kınıyoruz, elbette darbeye karşıyız, ama şöyle bir gerçek var ki, bu darbeye gelen 14 yıllık süreci iyi bir şekilde irdelemediğimiz sürece yeni darbelere de bu ülke gebe kalacaktır. Yani bunu ciddiyetle hem siyasiler hem akademisyenler üniversitelerde, toplumun her alanında bu tartışılıp, bizi bu noktaya getiren yapı yeni baştan irdelenmelidir. Darbenin tanımı bana göre şudur; darbeler bir hep bir iflas sonrasında meydana gelir. Yani darbecilerin hep bir tezi vardır. Efendim derler ki bu ülke iyi yönetilmiyor. Ülke rayından çıktı, bir takım olaylar ülkeye zarar vermeye başladı, ülkeyi yönetenler artık ülkeyi yönetemez hale geldi diye, Türk siyasi tarihinde 1960’lardan beri darbeler yaşadı bu ülke. Ama bu darbenin farklı bir yanı var. Bu darbe Atatürk ilke ve inkılaplarını, cumhuriyeti ve laikliği koruma anlamında yapılmış bir darbe değil. Bunu diğerlerinden ayıran durum budur. Bu darbe, hiçbir darbeyi desteklemediğimiz halde Atatürk ilke ve inkılaplarını doğrudan hedef alan, o akşam TRT 1’deki o sulh komitesi diye adlandırılan ve iki cümlesinden birisinin Atatürk, demokrasi ve laiklik olduğu o metin tamamen takiye üzerinedir. Tamamen Atatürkçü düşünceyi, demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ni ve kurumlarını tasfiye etmek üzere oluşturulan bir darbedir. Bunu bir defa iyi irdelemek lazım. Bu darbe girişimini iyi bir şekilde analiz edemediğimiz sürece başarılı olma ihtimalimiz yok. genel başkanımızın her platformda söylediği gibi bunu sesli bir şekilde dillendirmeye devam edeceğiz. Yalnız AK Parti her alanda yaptığı gibi bu konuda bizim söylediklerimizi istismar eder diye çok fazla dillendirmiyoruz şu anda. Ama parlamento bunu ciddi bir şekilde ele almalıdır. 1 Ekim’de açılacak olan parlamentoda oturulup 14 yıllık süreç boyunca bu ülkenin kurumlarına cemaat, tarikat adı altında bu karanlık odakların nasıl sızdığı, sızmanın ötesinde nasıl yerleştirildiği konusunda ciddi bir çalışma yapılması gerekmekte. Darbeyi araştırma komisyonu kuruyoruz. Darbe araştırma komisyonunda her siyasi parti iki tane milletvekili görevlendiriyor ve bu çalışmalarla karanlık kalan olayların aydınlatılması için bir start verildi. Ak Parti’nin o komiteye verdiği iki milletvekili bu FETÖ denen gruba mensup olduğu iddia edilen, her konuşmasında bu örgütün liderini öven kimseler. Bunda bir samimiyet varsa eğer, gerçekten amaç bu karanlık olan yerleri aydınlatmaksa Adalet ve Kalkınma Partisi mutlak surete bir öz eleştiri yapmak mecburiyetindedir. Sayın Cumhurbaşkanının sadece hata yaptık, kandırıldık, Allah ve millet bizi affetsin söylemleri bir devlet adamının söylemesi gereken sözler değildir. Devlet adamları bilerek ve isteyerek yaptıkları hataların sonunda, devlet ve millet bizi affetsin diyerek bu hatalarını örtbas etme şansı en azından demokratik ülkelerde yoktur. Bu tarikatlar ve cemaatler, FETÖ gider ÇETÖ gelir. Yani esas alınması gereken şudur. Bunu her platformda daha gür bir şekilde dillendirmeye devam edeceğiz. Tarikat ve cemaat dediğiniz unsur, bilimsel aklın, liyakatın ve bilimin askıya alındığı, devredışı bırakıldığı bir dini örgütlenme modelidir. Dolayısıyla devlet yönetiminde temel olan üç tane unsur bilimsel akıl, bilim ve liyakatlı çalışmadır. Kadrolaşmayı bunun üzerine yapmaktır. Şimdi bu üç unsuru siz devredışı bırakıp da benim cemaatim, benim tarikatım, bana oy veren kitle diye devlet yönetiminin içerisine liyakate dahil olmadan, yeterliliğe dayalı olmadan bir takım kadrolaşma içerisine girerseniz Türkiye’nin başına gelecek olan olay budur. Onun için demokratik ülkelerde tarikatmış, cemaatmiş veya adı her neyse dini örgütlenmeleri, modern dünyada olduğu gibi kişisel özgürlükler kapsamında değerlendirip, bireysel tercih noktasında olması gerektiği gibi bireysel tercih noktasına çekme gereksinimi vardır. Devlet yönetiminde asla bu tür yapıların bir daha yer almaması gerektiğini söylemeye ihtiyaç vardır. Ben Adalet ve Kalkınma Partisi’nin maalesef, bunu kendimde söyleme ihtiyacı duyuyorum. Bundan bir ders çıkardığı konusunda ikna olmuş değilim. Bu bütün birlik beraberlik görüntülerinin altında 14 yılın altında hakaretlere varan, ulu önderimiz ve ikinci genel başkanımıza söylenen laflardan sonra genel merkez binalarına ve belediye binalarına Atatürk’ün posterlerini asmak onları aklamaz. Onların karanlık odaklarla yaptıklarının üzerini örtmez. Orada Ankara Söğütözü’nde Atatürk’ün kalpaklı bir fotoğrafı var. Ben arzu ederim ki, Kemalist bir devrimci olarak Türkiye Cumhuriyeti’nde Atatürk’ün yolunda yürüme yolunda gayret eden birisi olarak şunu isterdim. Bu Atatürk’ün kalpaklı fotoğrafında, o muhteşem insanın kalpağının altındaki o düşünceleri çocuklara okutun da, ondan sonra ülke içinde bulunduğu bu karanlık içerisinden çıkacaktır. Onun fotoğraflarını kendinize bir sığınma aracı olarak kullanmak doğru bir yaklaşım değildir. AKP’yi kazırsanız altından Fettullah Gülen çıkar. Size açıkça söylüyorum. Bunu Ankara’da da söylemiştim, 1 Ekim’den sonra da kapsamlı bir şekilde hazırlanıyoruz. Bunları zaten anlatacağız. En son mecliste verdiğim bir soru önergesi vardı. Daha sonra onu başbakanlık içinde hazırlıyorum şimdi. Anadolu da belli yerlerde bu yapının okulları var biliyorsunuz. Mesela İzmir’in Bergama’sı. Orada bir okul var ismini vermeyeyim. Orada sadece tek özel okul var. bir vatandaş 50-60 kişilik sınıflarda çocuğunun eğitim görmesini istemediği için, arzu etmediği ve başka bir çaresi olmadığı için, o yapının okulu olduğu da zaten çok net değil, o okula evladını vermiş. Şimdi o insanlar soruşturma geçiriyor. Acaba o yapının içerisinde mi değil mi diye. Peki o araziyi ona tahsis eden belediye başkanı, onun gidip kurdelesini kesen bakan, bunlar suçlu değil mi? Devletin bakanı o okulun kurdelesini keserse, vatandaş da çocuğunu o okula koyacak. Kime güvenecek vatandaş. Eğer devlet açıyorsa, bakan kurdelesini kesiyorsa oraya çocuğunu gönderen insanlar suçlu olmamalı. Onun için baştan gözden geçirilmeli. Benim mecliste söylediğim olay şuydu. Hiçbir siyasi ayırım yapmadan tüm belediyeler araştırılsın. Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyeleri’nin çok büyük arazi tahsisleri var. Eğer samimiyse, bu belayı başımızdan savuşturmak istiyorsa daha önemlisi bundan sonra tarikatmış, cemaatmiş, bu tür dini örgütlenmeleri devlet yönetimi içerisinde yer almaması konusunda hemfikirse o zaman atılması gereken adımlar var. Samimice atılması gereken adımlar var. O zaman FETÖ denen şu örgütün siyasi kanadını ortaya çıkarın. Ben buradan iddia ediyor ve söylüyorum. Kesinlikle Fettullah Gülen’in Türkiye’ye getirilmesini Adalet ve Kalkınma Partisi istemez. Nedeni şudur; eğer Fettullah Gülen Türkiye’ye gelir ve mahkemelerin birinde konuşursa Adalet ve Kalkınma Partisi diye bir şey kalmaz. Biz çıksak konuşsak neler var neler, bunları irdeleyeceğiz”
Kaynak: Editör:
Etiketler: CHP’li, Milletvekili, Kök:, “ortak, aklı, hakim, kılabilseydik, ülkede, darbe, girişimi, olmazdı”,
Yorumlar
Haber Yazılımı