Haber Detayı
16 Ekim 2015 - Cuma 11:21 Bu haber 2007 kez okundu
 
Aşçılık bir meslek değil başlı başına bir sanattır
DİĞER Haberi
Aşçılık bir meslek değil başlı başına bir sanattır

Fethi Yılmaz Sezer Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi’nde Manavgat Aşçılar derneği tarafından konferans düzenlendi. Konferansa MAD Başkanı İsmail Karataş, Yönetim Kurulu üyeleri Kudret Dırbalı ve Doğan Çolak konuşmacı olarak katıldı ARİF KAPLAN Kısa adı MAD olan Manavgat Aşçılar Derneği, eğitim çalışmalarını sürdürüyor. Üyelerinin yanı sıra Aşçılık Mesleğiyle ilgili eğitim veren okullarda seminerler düzenleyen MAD, mesleğe adım atacak gençleri mesleğin incelikleriyle ilgili bilgilendiriyor. Fethi Yılmaz Sezer Turizm Otelcilik Meslek Lisesi’nde Adil Karasoy’un modaratörlüğünde MAD tarafından gerçekleştirilen konferansa MAD Başkanı TAFED Başkan Yardımcısı İsmail Karataş, MAD Yönetim Kurulu üyeleri Kudret Dırbalı ve Doğan Çolak konuşmacı olarak katıldı. Konferansın ilk konuşmacısı olan MAD Başkanı İsmail Karataş, kendisini tanıtarak ve hayatından kesitler vererek başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü “1950 yılında Bolu İli Mengen Babahızır köyünde dünyaya geldim. İlkokul eğitimini takiben, 1963 yılında Aşçılık mesleğine bir lokantada başladım. Daha sonra Ankara’da çeşitli Restaurantlarda çalışarak kendimi geliştirip kendime bir hedef seçtim.Emek inşaat Marmara Otelinde işbaşı yaparak tüm bölümlerinde görev yaptım. 1974 Mutfak Şef yardımcılığına, 1976 yılında Mutfak şefliğine atandım,  Devletin üst seviyeli bürokratlarına protokol hizmetlerinde bulundum. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Odalar ve Borsalar Birliği’nin katkıları ile Frankfurt- Almanya’da ve Sofya-Bulgaristan’da düzenlenen Türk Haftalarına katılarak, ekibimle birlikte bulunduğum etkinlikler çerçevesinde, sertifikalar ve madalyalarla taltif edildim. 1984yılında Ankara Gazi Ordu evinde Göreve başladım, 1988 yılında istifa ile görevimden ayrılıp, Akdeniz Bölgesinde çeşitli otellerde çalışarak mesleğimi daha da geliştirdim. 1992 yılında, Barut Oteller Zinciri HemeraRersort&Spa Bünyesinde Görev aldım ve Manavgat Aşçılar Derneği Başkanlığı Ve Türkiye Aşçılar Federasyonunda Aktif görev alıp başarı ile yürütmeye çalışmaktayım. Bu çalışma zamanımın içerisinde hazırlamış olduğum Türk Mutfağı, Dünya Mutfakları ve Eğitim üzerine hazırlamış olduğum kitaplarım,7+7 lezzetler, İngilizce Türkçe {Chef Master}, Almanca –Türkçe Chef İsmail, Manavgat Yöresel, Mengen Yöresel, Şefin Günlüğü, Dünya Mutfağı {Lezzet Durakları} Susamlı Yemekler, Otel Mutfaklarında HCCP, Elkitabı’nın, kitaplarının basımını gerçekleştirdim. Tabiî ki buda bir ekip ve paylaşım, bu benim yaptıklarım, sizlere bir hedef olacağına inan maktayım. Aşçı: Günlük olarak hazırlanması gereken yiyecekleri, belli bir plan içinde bilgi ve becerisini kullanarak, temizlik kurallarına uygun olarak servise hazır hale getiren kişidir Aşçılık Mesleği İçin Eğitimin Önemi Her işte olduğu gibi Aşçılık Mesleğinde de eğitim şarttır. Ülkemizde aşçılık ile ilgili eğitim veren kurumlar son dönemlerde yaygınlaştı. Bundan önceleri Aşçılarımız çıraklıktan yetişmekteydi. Bugün ise okullarda uygulama ve teori dersleriyle eğitim verilmektedir. Biz Manavgat Aşçılar Derneği olarak Eğitimin çok önemli olduğunun farkındayız. Okullara ve öğrencilere eğitim konusunda her zaman yardımcı olmak istiyoruz. Çünkü eğitimle pratiği birleştirdiğimiz zaman Gastronomi mesleğinin üst noktaya ulaşacağının farkındayız.  Sizlerde okulda aldığınız eğitimi Yaz aylarında Staja gittiğiniz otelerde pratik yaparak ve iş ortamını öğrendiğinizde çok başarılı olacağınıza inanmaktayım Sizlerinde hiçbir zaman yılmadan işlerinizi severek yapmanızı, iş yeri kurallarına uymanızı, bir disiplin içerisinde çalışmanızı yaparsanız, çizdiğiniz hedefe mutlaka ulaşırsınız sizlere başarılar dilerim. BAŞARIYA GİDEN YOLDA ŞUNLARA DİKKAT ETMENİZDE HER ZAMAN FAYDA VARDIR. 1 -Şansa güvenmeyin Birçoğumuz için eğitim yıllarında başlayan "başarmak" arzusu, iş yaşamında da peşimizi bırakmaz. Gerek okul çağlarında, gerek iş yaşamında, gerekse hayatta başarılı olmak hepimizin öncelikli amacı. Herkesin hayattan beklentisi farklı olabilir. Bulunduğu ortam, arkadaş çevresi veya kişiliği de... Önemli olan tüm bu farklılıklar içinde kendimize ait bir dünya kurabilmek ve bu dünyada başarılı olabilmektir. Başarı da şansın payına güvenmemek gerek. Şans herkes için vardır. Ama başarmak isteyenler kendi şanslarını kendileri yaratır. 2 -Ayakları yere basan hedefler seçin.. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, bu çalışma masa başında boşa geçirilen zaman değil, verimliliğin gerekleri üzerine kuruludur. Okul hayatında başarısız olmak dünyanızı karartmasın. Başarı, okul yıllarıyla sınırlı değil. Çevremizde okul yıllarında başarılı olamayıp iş hayatında çok başarılı olan çok insan bulunmaktadır. 3 - Tesadüflere kanmayın Şu bir gerçek ki, hiçbir başarının temelinde şans yatmaz. Başarıyı tesadüflerle arayanlar büyük bir yanılgı içine düşmüşler demektir. Başarı mücadeleyi, mücadele de özveriyi gerektirir. İnsanlar bir yerlere gelirken mutlaka arkalarına bakmalıdırlar. Baktıklarında da bir şeylere tanık olmalıdırlar. Hedefe ulaşırken arkalarında bıraktıkları izler onların iftihar nedenleri olmalıdır. Çoğu zaman insanlar hayatta karşılaştıkları birtakım zorluklar karşısında yeterince mücadele etmeden pes etmektedirler. Bu yapılabilecek en büyük hatadır. Şöyle bir çevrenize bakarsanız, hayatta başarılı olmuş, takdir görmüş kişilerin tamamının mücadele insanı olduklarını görürsünüz. Çözüm bekleyen sorunlar karşısında onları dev aynasında görüp pes edeyim demeyin. Sizinkinden daha büyük sorunlarla karşılaşmış ama inançla sorunun üstüne gidip çözüme ulaştırmış insanlar olduğunu unutmayın. Zorlukla mücadele etme zevkini tatmayan insanlar pişmemiş aşa benzerler. O nedenle sorunların ve zorlukların kıymetini bilin. Yoksa mücadele edemezsiniz. 4 - Hedef belirleyin! Evet, bu belki de başarının ve dolayısıyla önerilerimizin can damarıdır. Hayatta belli ve başarabileceğimiz bir amacınız olmalıdır. Ancak hedef  belirlenirken kesinlikle abartılı olunmamalıdır. Yapılabilir, üstesinden gelinebilir bir amaç olmalıdır. Her zaman kendinizin üstündekileri değil, biraz da sizden geride olanları gözleyin. Konumunuzun o kadar da kötü olmadığına inanarak yaşantınıza yön verin. Siz sadece "kendiniz" olarak bir hedef belirleyin. Kişilerin hedeflerinden kopya çekmeyin. Çünkü siz onlarla muhtemelen aynı şartlara sahip değilsinizdir. Bu durumda mutluluğa ulaşmanız için seçtiğiniz hedef mutsuzluk kaynağı olabilir. Kaş yapayım derken göz çıkartmayın. Hedefe giderken aceleci olunmamalı şartlar göz önüne alınarak akıllı ve mantıklı bir hedef seçilmelidir. Sakin bir kafayla düşündüğünüzde neyi yapıp neyi yapamayacağınızı en iyi kendiniz bilirsiniz. Yeteneklerinizi düşünün, Ama mutlaka abartılmamış ve ayakları yere basan bir hedef seçin. MAD Yönetim Kurulu Üyesi Azura Deluxe Otel  Mutfak şefi Kudret Dırbalı ise  mutfaklarda görselliğin ve sunumun önemine değindi.Yapılan bir yemeğin, malzeme seçiminden pişirme tekniğine, kıvamındantadına,kullanılan materyallerden konulacağı tabağına,servis edilişinden sunumuna ve nihayetindetadımına varana kadar birçok aşamadan geçtiğini vurgulayan Dırbalı günümüzde görselliğin yemeğe yadsınamaz bir değer kattığını ve ve vazgeçilmez bir unsuru olduğuna dikkat çekti. Ayrıca mesleği ileriye taşıyacak olan öğrencilere hedeflerine ulaşmak adına büyük bir mücadeleye gireceklerini ve başarıya ulaşmak için normal mesailerinin dışındada meslekleri ile alakalı araştırmalar ekstra çalışmalar ve kendilerini yetenekli buldukları yönlerine ağırlık verip Göz dolduracak aşamalar kaydetmeleri gerektiğini söyledi. Konulan hedefe ulaşmaları adına aldıkları eğitimin ve gençliğin vermiş olduğu enerjinin kendileri için çok büyük bir avantaj olduğunu vurgulayan Dırbalı bu eğitim ve enerjinin ancak, çok doğru kullanılarak ve çok çalışarak başarıya dönüşebileceğinin altını çizdi. Son olarak kendi yetiştikleri dönem ile şu anki dönemi kıyaslayarak şimdiki neslin çok daha şanslı ve avantajlı olduğunu, kendi dönemlerinde birkaç reçeteye ulaşabilmek için günlerce hatta haftalarca araştırma yaptıklarını oysa şimdiki neslin internet ve benzeri kaynaklardan dakikalar içerisinde istediklerine ulaşabildiklerini daha donanımlı ve bilinçli olarak ilerleme imkanlarının bulunduğunu ve bu sebeplerden Türk mutfağının değer kazanması adına üzerlerine düşen görevleri İhmal etmemeleri gerektiğini belirtti. TÜRK MUTFAĞININ ULUSLARLAR ARASINDAKİ YERİ Konferansın son konuşmacısı olan Excutive Chief Doğan Çolak, eski Osmanlı uygarlıklarında saraylarda padişahların etlerini taze av hayvanlarından yediklerine dikkat çekerek “Av dönüşünde vurulan hayvan mutfaklarda itinayla pişirilip sofraları süslerdi. Yıllar geçtikçe sebze yemekleri mutfaklara girmeye başladı. Çiğ yenen sebzeler dışında etlerle pişirilen yemekler çıkmaya, yoğunlaşmaya başladı. Dünya mutfaklarına baktığımızda, yetiştirilmesi mümkün olmayan pek az yer dışında hemen her mutfakta sebze yemeklerine rastlarız. Ancak Türk mutfağında diğer bütün mutfaklardan farklı,özel bir yere sahiptir sebze yemekleri. Kısıtlı bir coğrafyaya sıkışıp kalmış bazı türleri saymazsak tüm dünyada yaygın olarak yemeği yapılan sebze çeşidinin 30-40 arasında değiştiği ve bunların büyük bir kısmının Anadolu`nun bereketli topraklarında yetiştiği bilinen bir gerçek. Türkiye de hala gün yüzüne çıkmayan bilinmeyen çeşitli otlar ve sebzeler vardır. Değerli şeflerimiz ve ustalarımız bunun dünya mutfaklarında söz sahibi olması için uğraşlar sarf etmektedir. Türk mutfağındaki sebze yemeklerinin en büyük sırrı, et, taze otlar ve baharatla sulu olarak  pişirilmeleri. Böyle bir teknik tatların birbiriyle kaynaşmasına aralarında koparılmaz bir bağ oluşmasına neden olur. Artık ortaya çıkacak sebze yemeği içinde barındırdığı bütün malzemelerin tadından ayrı kendine özgü yeni bir tat oluşturmasına ustanın da el becerisiyle birlikte ortaya damak zevkine uygun bir yemeğin çıkması kaçınılmazdır. Konunun uzmanları sıcak füzyon denen bu yöntemin dünya mutfaklarında gerçekleştirilmiş bir devrim olduğuna inanıyorlar.Tarihler önceleri mutfaklarda etin önemi daha büyüktü sofralarından et yemeklerini eksik etmezlerdi. Günümüz mutfaklarında sebze yemekleri ön plana çıkmaya başlamış, yöresel kebaplar ve et yemekleri kürsüdeki yerini korumaktadır, fakat fazla yenmemeye başlamıştır. Asırlar öncesinde meze kültürümüz et yemeklerini zorlasada dünya yemek literatüründe  “ordövr” adıyla anılan yemek gurubuna dahil edilmiş olsalar da orta doğu ve Türk mutfağında vazgeçilmez ve özel bir yere sahiptir” dedi. Konuşmaların ardından öğrencilerin sordukları sorular konuşmacılar tarafından cevaplandırılırken MAD Başkanı Karataş, öğrenci ve öğretmenler için kitaplarını imzaladı.  
Kaynak: Editör:
Etiketler: Aşçılık, bir, meslek, değil, başlı, başına, bir, sanattır,
Yorumlar
Haber Yazılımı