Haber Detayı
12 Kasım 2019 - Salı 20:36
 
3’ncü Uluslararası Su ve Sağlık Kongresi başladı
Manavgat’ta başlayan ‘Uluslararası Su ve Sağlık Kongresi’nin açılışında konuşan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Topbaş, “Eğer çocuklarımızı gerçekten düşünüyorsak, onlara temiz hava ve su bırakmak boynumuzun borcu. Yarınlara bırakılacak en önemli miras su” dedi. Sağlık Bakanlığı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, İLBANK, KTÜ, İstanbul Üniversitesi (İÜ) tarafından düzenlenen ve bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen ‘Uluslararası Su ve Sağlık Kongresi’ Manavgat’ta başladı.
YAŞAM Haberi
3’ncü Uluslararası Su ve Sağlık Kongresi başladı

Kongrenin açılışında konuşan Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve kongre yöneticisi Prof. Dr. Murat Topbaş, üniversite hastanesine gelen annelere çocuklarınızda kalp yetersizliği olması durumunda ne yapacaklarını sorduğunda genelinin "kalbimizi veririz" cevabını verdiğini hatırlatarak, "İşte su bu yüzden çok önemli. Suyu sadece kendimiz için düşünmemeliyiz, eğer çocuklarımızı gerçekten düşünüyorsak onlara temiz hava ve su bırakmak boynumuzun borcu. Yarınlara bırakılacak en önemli miras su" dedi. Tarım Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürü Yakup Karaarslan, su güvenliğinin önemli olduğunu belirterek, “Suyun havza bazında güvenliğini temin etmek için mutlaka güvenli bir envanterin olması gerekiyor, sağlıklı hedeflerimizin olması gerekiyor, bu hedeflere ulaşmak için politikalarımızın olması gerekiyor. Bu politikalara ulaşmak için mutlaka izin, yönetim ve yaptırım döngüsünün olması gerekiyor” diye konuştu. DSİ Genel Müdür Yardımcısı Şadiye Yalçın ise, temiz ve güvenli suya erişimin bir yaşam hakkı olduğu ve suyun insan yaşamı için vazgeçilmez bir kaynak olduğunu, su ile ilgili küresel sorunlardan Türkiye'nin de nasibini aldığını ifade etti. Ülkemiz nüfusunun 100 milyona ulaşacağı düşünüldüğünde su stresi altında olan ülkede sürdürülebilir çalışmalar yapılması gerektiğini anlatan Yalçın, "Yarınlara bırakılacak en önemli miras su. Sürdürülebilirlik adına DSİ olarak ülke genelinde hayata iz bırakmaya çalışıyoruz. Her ilde suyun yönetilmesi için kısa orta uzun eylem planları yapıyoruz. 54 milyon metreküp olan su rezervinin 40 milyonun tüketildiği tarımda suyun planlı kullanılması adına projeler geliştiriyoruz" dedi. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Hüseyin İlter ise, insanoğlunun ihtiyaç duyduğu her şeyi sıfırdan üretebildiğini belirterek, “Üretemediğimiz, ikame edemediğimiz nadir maddelerden birisi su. Suyu kaybettiğimizde yenisini üretemiyoruz. Yağmurların yağmasını ve suyun yeniden oluşmasını beklemek durumundayız” dedi. Türkiye'de su kullanımındaki uygunsuzlukla alakalı tüm dünyada olduğu gibi ciddi sıkıntılar olduğunu söyleyerek, “Sağlık Bakanlığı olarak tek başına bu sıkıntıları gidermede yeterli değiliz, özel kuruluşların diğer kamu kuruluşların da devreye girmesi gerekiyor” diye konuştu. Avrasya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yavuz Özoran da "su" sözünün bizlere güzellikleri hatırlattığını belirterek, "Ne sıkıntınız varsa sular seller gibi akıp girtsin denir, bütün güzellikler suya benzetilir. Su bizim için vazgeçilmez, aziz bir kavram" diye konuştu. Ülkemizi ziyaret eden Japon İmrataroru’nun ziyaret öncesinde ülkemizde Osmanlı döneminde yapılan tüm mimari yapıların dökümünün yapılmasını istediğini belirterek, İstanbul ziyaretinde su ile ilgili yapıları gezdiğini anlattı.İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Meriç Albay da, ülkemizde su kaynaklarına çok yakın zamana kadar ekosistem temelli bakılmadığını belirterek, "Amik gölünü biz kaybettik, barajları haşince kullandık. Elimizdeki datalar hiç hoş değil. Eldeki 10 balıktan yarısında mikroplastik var. Sadece Afrika ülkelerini su kaynaklı sorunlarla görürsek hata yaparız. İngiltere'de de içme sularında mikroplastik görüldü" dedi. Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Asım Örem, suyun, sadece ulusal değil uluslararası yaklaşımla da yönetilmesi gerektiğinin altını çizdi. Kongrenin açılış toplantısının ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan KTÜ Öğretim Üyesi Murat Topbaş, son aylarda dünya genelindeki sanatçılar tarafından paylaşım platformlarında "nature is speaking" akımı başlatıldığını ve bunu taktirle karşıladıklarını belirterek; “Aslında doğa konuşmuyor ağlıyor. Suyun bolluğuna güvenmemeliyiz. Toplam suyun yüzde 1'i kadarı kullanılabilir. Benim çocukluğumda su cenneti olarak tanımlanırdık ama nüfus arttıkça kırmızı çizgiye geldik. Bugün ülkede birçok nehir, göl kurudu. Konya'da obruklar oluşmaya başladı, şehirlerde su kayıp kaçakları nedeniyle suyu, insanlar ulaşmadan kaybetmeye başladık. İnsan vücudunun dörtte üçü su. Bu nedenle vücudumuza aldığımız suyun sağlıklı olması gerekir. İnsanlar suyu bilinçli olarak tüketmelidir. Özellikle yapığımız çalışmalarda maalesef yeteri kadar su tüketilmediğini görüyoruz. Oysa erişkin kadının 2.5 litre, erişkin erkeğin 3, 3.5 litre günlük su tüketmesi gerekir. Yani sadece susadığımız zaman değil, bunu bir ihtiyaç olarak düşünüp günlük suyu ölçerek düzenli şekilde su tüketmemiz gerekiyor. Bunu herkesin görev olarak yapması gerekiyor. Vücutta su eksiği fonksiyon bozukluklarına, birçok hastalığın ortaya çıkmasına yol açıyor."Topbaş, sağlıklı suyun içinde bulunması ve gereken vücudun ihtiyaç duyduğu çok sayıda madde olduğuna işaret ederek, "Aslında orta ve sert sular sağlık açısından çok daha değerli. Bu nedenle hedef olarak tüm insanların çeşmelerden akan sudan içmesi için gayret gösteriyoruz. Ambalajlı suyun dışında içme suyu olarak çeşmeden akan suyun tüketimi için tüm belediyelerin, ilgili kuruluşlara görev düşüyor" dedi.

Kaynak: (HM) - Haber Merkezi Editör: Sinan SU
Etiketler: 3’ncü, Uluslararası, Su, ve, Sağlık, Kongresi, başladı,
Yorumlar
Haber Yazılımı