Haber Detayı
14 Mayıs 2018 - Pazartesi 10:52 Bu haber 3765 kez okundu
 
140 kilometreyi 20 saatte koştu
21 Nisan 2018 tarihinde İznik’te gerçekleştirilen Ultra Maraton koşusunda, 140 kilometreyi 20 saatte tamamlama başarısını göstererek birinci olan Manavgatlı Ali Kansu, Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürü Süleyman Karakaya’yı makamında ziyaret etti. Koşuya 3 yıl önce Runanatolia ile başladığını belirten Kansu, “Koşmak benim pek hoşuma giden bir şey değildi. İstemediğim halde katıldığım Runanatolia koşusunun ardından koşu antrenmanlarına başladım, bu süreçte kilo da vermeye başlayınca koşuyu sevdim ve profesyonel olarak koşmaya başladım. Katıldığım bir çok yarışmada dereceye girdim ancak ilk defa 140 kilometre koştum ve bunda da birinci oldum” dedi.
SPOR Haberi
140 kilometreyi 20 saatte koştu

 

21 Nisan 2018 tarihinde İznik’te gerçekleştirilen Ultra Maraton koşusunda, 140 kilometreyi 20 saatte tamamlama başarısını göstererek birinci olan Manavgatlı Ali Kansu, Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürü Süleyman Karakaya’yı makamında ziyaret etti. Koşuya 3 yıl önce Runanatolia ile başladığını belirten Kansu, “Koşmak benim pek hoşuma giden bir şey değildi. İstemediğim halde katıldığım Runanatolia koşusunun ardından koşu antrenmanlarına başladım, bu süreçte kilo da vermeye başlayınca koşuyu sevdim ve profesyonel olarak koşmaya başladım. Katıldığım bir çok yarışmada dereceye girdim ancak ilk defa 140 kilometre koştum ve bunda da birinci oldum” dedi.

İznik’te düzenlenen Ultra Maraton’da 18-34 yaş kategorisinde 140 kilometreyi 20 saatte koşarak birinci olan Ali Kansu,  Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürü Süleyman Karakaya’yı makamında ziyaret ederek mutluluğunu paylaştı.

Ziyaretten memnuniyet duyduğunu ifade eden Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürü Süleyman Karakaya, Manavgatlı sporcunun 140 kilometrede birinci olmasından dolayı da gurur duyduğunu söyledi. Kansu’nun bir ilki başardığını ifade eden Karakaya, kendisiyle bir Atatürk koşusunda tanıştığını ancak profesyonel bir koşusu olduğu için Manavgat dışından katıldığını düşündüğünü belirterek, “Tanıştığımızda Manavgat’ta esnaf olduğunu söyledi orada kutladım ve o zamandan beri her zaman her platformda gençlere böyle bir insanı anlatıyorum, örnek alınması gereken bir şahsiyet olduğunu söylüyorum. İzmit’te Manavgat’ı kürsüye taşıdı ismimizi duyurdu” diye konuştu.

Ali Kansu’nun bir yandan mesleğini sürdürürken bir yandan da spor yapmasını kıvançla karşıladığını belirten Karakaya, “Bakanlığımızın başlattığı ‘Koşabiliyorken Koş’ isimli projesinde de Ali Kansu ile birlikte hedeflerim var. Sporcu arkadaşları, esnaf arkadaşları ile Manavgat’ta bir etkinlik yapmak istiyorum. Ali Kansu gibi kişileri çoğaltıp örnek olarak vitrine çıkarıp tüm gençlere örnek olarak göstermemiz gerekiyor. Onun için Manavgat Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürü olarak Ali Kansu’yu tekrar tebrik ediyorum. Onunla vatandaşın spor yapması için büyük projeler yapacağız diyorum. Manavgat’ta sporu Ali ile birlikte daha ileri taşıyacağız inşallah” diye konuştu.

‘Koşabiliyorken Koş’ projesi hakkında da bilgi veren Karakaya, “Koşabiliyorken Koş projesinde 7’den 70’e spor yaptırıyoruz diyorduk, şimdi Gençlik Spor İl Müdürümüz Burhanettin Ali Caferoğlu, 3 yaşından 93 yaşına kadar herkese spor diyerek çıtayı biraz daha yükseltti. Kendisine de teşekkür ediyorum, ilimizde büyük projeler yapıyor. Koşabiliyorken Koş projesini de Manavgat’ta biz gerçekleştiriyoruz ama daha büyük kitlelere ulaşabilmek için Ali Kansu gibi sporculardan faydalanıp, koşan insan sayısını arttıracağız. Ali Kansu bu meşaleyi yaktı bizde büyüterek devam edeceğiz, 3 yaşından 93 yaşına kadar herkese spor yaptıracağız” diye konuştu.

KOŞUYA HEM FİZİKSEL HEM DE MENTAL HAZIRLANMAK GEREKİYOR

Manavgat Sanayi Sitesi’nde kaportacılık yapan 32 yaşındaki Belenobalı Ali Kansu, hafta içi günde 1,5-2 saat, hafta sonu ise 10 saat koşu antrenmanı yaptığını, ancak sadece fiziksel antrenmanın uzun süren koşuya hazırlanmak için yetmediğini kafa olarak da koşmaya hazırlanmak gerektiğini söyledi. İznik Ultra Maratonu’na katılmak için 1 yıl hazırlandığını ifade eden Kansu, “Bundan önce en fazla koştuğum mesafe yaklaşık 63 kilometreydi. 63 kilometrenin üzerine 140 kilometre için hem kafa olarak hem de fiziki olarak hazırlanmam gerekiyordu. Fiziksel hazırlanmaktan çok mental olarak hazırlandım bu yarışa. Bu yarış bir sürü kitap okuttu, daha önce o mesafeyi koşan arkadaşlarımın tecrübelerini okudum. Onları okuyarak nerede ne hata yapmışlar, nerede nasıl beslenmişler, üzerine ne giymişler, hangi ayakkabıyı kullanmışlar, hangi marka ürünleri kullanmışlar bunlara çok dikkat ettim. Bu uzun mesafelerde en büyük yaşanan problem mide problemi, mide problemi olduğu zaman yarışa devam edilmiyor baş dönmesi, mide bulanması bunlar en büyük sorunlar. Ben bunların üzerinde çok çalıştım ve kendime bunlar için bir çizelge hazırladım. Nerede ne yiyeceğim, nasıl tempo tutacağım” diye konuştu.

İznik Ultra Maratonunda yarışması sırasındaki duygularını da paylaşan Kansu, “Bursa’ya 3 gün öncesinden gittim dinlenmek için gittiğim her gün yağmur yağıyordu biz gece 12 de start noktasına gelinceye kadar yaklaşık bir iki saat arayla yine yağmur yağdı.  Bir yandan insanlarla yarışırken bir yandan da doğayla yarışacaktık. Öyle de oldu ama psikolojik olarak bir korku vardı içimde, acaba tamamlayabilecek miyim, tamamlayamayacak mıyım? Onun için daha önce İstanbul da çalıştığım akademide bir efor testi yaptık, oksijen testi, belli bir nabız aralığı belirledik. O nabız aralığında gece boyunca koştuğum zaman vücut oksijen boşlamasına girmeyecekti. 20 saat civarında sürecek bir yarış için çok dikkatli olmak gerekiyor. Gece başladık kendi hızıma uygun bir arkadaşımla devam ettik. 130 kilometreye yakın arkadaşımla beraber koştuk. Zaten gece 3-5 kişilik gruplar halinde koştuk. Gece herhangi bir olumsuzluğa karşı dağılmak istemiyor kimse. Ben her kontrol noktasında 3 şey yiyerek beslendim; sıcak çorba, peynir ve portakalla, başka hiçbir şey yemedim. Çünkü mideyi karıştırdıkça mide bozuluyordu ve bunu hep koşan arkadaşlarım anlattığı için hep aklımın ucunda tutmuştum. İlk molada ne yediysem son molaya kadar da aynısını yedim, bu şekilde devam ettim ve mide problemi yaşamadım. Ama son dinlenme noktalarına yaklaşırken hep suyum bitti, belli yerlerde susuz koştum. Bir defasında güzel bir su gördüm atladım bir suya ama halüsinasyon görmüşüm, su yoktu” diye konuştu.

80 kişi ile sınırlı yarışta belli noktalara zamanında ulaşamayan sporcuların koşudan diskalifiye edildiğini söyleyen Kansu, “88. kilometrede 37 kişi diskalifiye oldu, zaman sınırını geçemediler. 90. kilometrede kategoride 3. sırada olduğumu öğrendim. Tabi o yorgunluğun üzerine biraz daha hızlandım. O sırada çantamı tam kapatmamışım telefonum, kulaklığım düşmüş durdum ve düşündüm telefon mu önemli kürsümü önemli diye, 140 kilometre o kadar emek verdim, dedim telefonu kazanırım bir şekilde ama kürsüyü kazanamam ve yoluma devam ettim. Önceki bir kontrol noktasında düşürdüğüm telefonu bir sonraki kontrol noktasında bana teslim ettiler ve 125. kilometreye geldiğimde kendi kategorimde 1. olduğumu öğrendim” diye konuştu.

Daha önce hiç koşmadığı bir mesafede birinci gelerek kürsüye çıkmaktan çok mutlu olduğunu ifade eden Kansu, “Birincilik kürsüsüne çıkmak benim için şimdiye kadar koştuğum tüm yarışlara bedeldi çünkü ondan önce koştuğum 2 yarışın toplamı bile 120 kilometre yaparken, o tek yarış 140 kilometreydi” dedi.

KOŞUYA İSTEMEDEN BAŞLADIM

Koşuya başlamadan önce yıllarca spor salonlarında vücut geliştirme üzerine çalıştığını arada da halı saha futbol maçlarına çıktığını belirten Kansu, koşmaktan neredeyse nefret ettiğini söyledi. Bir gün fitnes hocasının Antalya’da koşulacak olan Runanatolia koşusuna kayıt yaptırmak istediğini ancak kendisinin bunu istemeden kabul ettiğini belirten Kansu, “20-30 kişi gideceğiz sende gel dedi ama ben koşuyu hiç sevmiyordum. Çünkü koşu bandında bile 15 dakika vakit geçiremiyordum. Birkaç defa ısrar etti bende kayıt oldum sonra öğrendim ki hocayla benden başka gidecek kimse yokmuş. Koşuyla ilgili hiçbir fikrim yok ondan önce koşu bandında sadece 5 kilometre koştum onu da 50 dakikada, dışarıda koşmuşluğum yoktu. Ben 10 kilometre koşacağız derken yanlışlıkla 42 kilometrelik tam maratona kaydolmuşum. Tam maraton olunca hocam 2-3 kilometre koş geri dön eğlencelere katılırız dedi. Koşuya başladım, birisi bıraksa bende bırakacağım ama kimse bırakmıyor. Tam bırakmaya niyetleniyorum ama kendimden yaşça çok büyük insanlar koşuyor, gurur yapıp bırakamadım. 35 kilometre falan koştuktan sonra kendimi bıraktım bir lavaboya attım kendimi. Orada yarım saat bekledim, göğüs numarasını yırttım attım çöpe. Yarım saat sonra dışarı çıktım baktım insanlar hala devam ediyor. Tekrar devam edeyim dedim, bu kadar koşmuşken numaramı aldım çöpten tekrar taktım. Yolda bir arkadaşla tanıştık birbirimizi çekerken finish çizgisini gördüğümüzde son 6 dakika dediler. Son 5 dakika kala o maratonu tamamladım. Üzerimde hiçbir koşuyla ilgili ne bir bilgi ne bir ayakkabı sadece deniz şortum vardı. o şekilde tamamladım koşuyu. Daha sonra o gazla İstanbul Maratonuna kayıt oldum, 15 kilometre. Bu sırada hocamın tavsiyesiyle haftada 1-2 defa koşuyorum ama yıllardır veremedim kilolar gitmeye başladı. Kilo gittikçe ben koşuyu sevdim. Daha sonra yarışlar derken ultra maratonlarla tanıştım. Daha sonra burada bir arkadaşımla çalıştım hedefimi daha da büyüttüm. Hedef büyük olunca daha da büyük insanlarla çalışmam gerektiğini düşündüm ve şimdi İstanbul’da büyük bir akademiyle çalışıyorum. Hocamın kendisi de uluslar arası yarışlarda koşuyor 250 kilometre ve üzeri” diye konuştu.

SPONSOR OLMADAN ZOR

Yurtdışında düzenlenen yarışmalara da katılmak istediğini ifade eden Kansu, “Nasipse gideceğim, arkadaşlarımız var onlar gidiyor. En yakın zamanda Almanya’da var uluslar arası bir yarış, çokta iyi bir katılımcısı oluyor. Avrupa’nın en iyi, sayılı yarışlarından bir tanesi. Oraya gitmeyi çok istiyorum ama maliyetli bir şey. Sponsorların desteği olduktan sonra her yarışa gidilir ama bu yarışların hepsi çok maliyetli. Kullandığımız her şey yurt dışından geliyor. Koşarken kullandığımız jelleri bile yurtdışından sitelerden sipariş ediyoruz, hep dolar, euro bazında. Maddiyatı çok külfetli bir iş. Eğer bir sponsor olursa neden yurtdışındaki yarışlara katılmayayım” diye konuştu.

Kaynak: (ÖK) - Ömer Karça Editör: Büşra GÜLER
Etiketler: 140, kilometreyi, 20, saatte, koştu,
Yorumlar
Haber Yazılımı